15 Fantastik Film Önerisi

21. yy’ın insan psikolojisi üzerinde buhran yaratması, sosyal konular, siyasi çıkmazlar, ekonomik çözümsüzlükler insanı gerçek dünyadan bir nebze olsun uzaklaşmaya zorladı. Ben ve benim gibi pek çok insan, realist yaklaşımları terk edip daha sembolist ve sürrealist durumlara döneldi.

Bunun başında elbette kitaplar, diziler ve filmler geliyor. Özellikle fantastik filmler, hepimizi gerçek dünyanın can sıkıcı buhranından bir süreliğine de olsa çıkarıp bambaşka bir dünyada, bambaşka biri olarak yaşamamıza olanak sağlıyor. Ben de bugün kaçmayı en sevdiğim 15 fantastik filmi sizin için derledim.

15. Pers Prensi: Zamanın Kumları

Pers kralının öz oğlu olmamasına rağmen kralın kendi oğullarından ayırmadığı Prens Destan, fethettiği Alamut’un eşsiz prensesiyle iş birliği yapıp kötülere karşı mücadeleye başlar. Karanlık güçler Alamut şehrinin altında yatan gizli güce ulaşmak için kral ve oğullarını öldürmekten geri durmayacaktır. Prens Destan, bir sokak çocuğu olmasına rağmen, ruhundaki asaleti gösterecek zamanın kumlarını kullanarak her şeyi geri döndürmeye çalışacaktır. IMDB’si 6.7 olsa da benim en sevdiğim fantastik filmlerden biri.

.

14. Narnia Günlükleri

Çocukken hemen hepimizin saklandığı bir yerdir dolap. Dolabın başka dünyalara açıldığını da sanırım hayal etmeyenimiz yoktur. Her çocuk bu dünyada sıradan biri olabilir ama kendi zihninin dolabında bambaşka ülkelerin kralları ve kraliçeleri bile olabilir. Bambaşka ülkelerde kanatlanıp uçabilir, hayvanlarla konuşabilir hatta bir ejderhaya bile dönüşebilir. Hayallerin serbest bırakıldığı 3 serilik bir film Narnia Günlükleri. IMDB’si 6,9 ama hayal gücü çok daha yüksek.

13. Maske

1994 yılında, ben henüz ortaokuldayken önce çizgi filmiyle ardından filmiyle ortalığı kasıp kavuran bir film Maske. Şımarık, absürt ve bir o kadar komik… Jim Carrey’yi sinema tarihine altın harflerle yazdıran Stanley Ibkiss karakterini unutulmazlar arasına sokan, 90’lı yılların en sevilen komedi filmlerinden biri. Henüz izlemeyen varsa Bluray, filmi güncelleyip görsel olarak daha kaliteli hale getirdi. İnsanların donunu arkasından çekip kafasına geçiren bu karakteri seveceğinizi düşünüyorum.

12. Jumanji

Benim 12 numaramda yine nispeten eski bir film var. 1995 yapımı Jumanji Welcome to Jungle. Okulda aldıkları ceza yüzünden kilitli bir odayı temizlemek zorunda kalan gençlerin odada buldukları değişik bir konsol, onları hiç ummadıkları bir vahşi ormana götürür. Gençler birden kendilerini oyunun ana kahramanlarına dönüşmüş vaziyette bir maceranın içinde bulurlar. IMDB’si 7.2 olan bu eski filmi, yine hayal dünyasına sığınmak ve orada macera yaşamak isteyenlere tavsiye ederim.

11. Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerelerde Bulunurlar?

2016 yapımı, David Yates imzalı bu film, aslında Harry Potter serisinden önce yaşananları konu alıyor. Kahramanımızın elinde tuttuğu asayı görenlerde zaten hemen bir çağrışım yapmıştır. Bu kez ne bir dolap ne bir maske ne bir oyun konsolu… Sihirli dünyanın kapısını bu kez bir bavul açıyor. O sihirli bavul, insan dışındaki diğer gizemli yaratıkların nerde bulunduklarını, onların ne şekilde kontrol edildiklerini gösteren bir fantastik dünyanın kapısını hepimize aralıyor. IMBD’si 7.7 Araya bir yerlere sıkıştırılacak bir kaçış filmi.

10. Mogli

2008 İngiltere ABD ortak yapımı bir film Mogli: Orman Çocuğu. Hindistan’ın balta girmemiş ormanlarında bir kurt sürüsü tarafından yetiştirilen bu orman çocuğu, Tarzan’ın bir değişik versiyonu gibi algılanabilir. Ormanın sert kurallarını hem yaşamak hem de kendini öteki hayvanlara kabul ettirmek zorundadır. Onu tüm hayvanlar kabul ederken Kaplan Shere Khan onu bir türlü kabullenemez ama asıl sorun kaplan ya da çocuk değil modern dünyanın gözünü kan bürümüş insanlarıdır. Günümüz dünyasına hele hele büyük şehirde yaşam kaygısı güden bizlere ne çok benziyor değil mi?

9. 300 Spartalı

Özgün adı 300 olan, Frank Miller’ın Termopylae Muharebesi hakkındaki grafik romanından uyarlanan ve 2007 yılında gösterime giren film 300 Spartalı, vizyona girdiğinde hepimizi etkilemişti. Kral Leonidas’ın “This is Spartaaaa!” diye bağırıp Pers elçisini bilinmez bir kuyunun dibine postaladığı an sinema salonunda kopan alkış tufanını dün gibi anımsıyorum. Filmdeki Spartalıların çıplak vücutları biz erkekleri ne kadar kıskandırsa, Yunan mitoloji bizi ne kadar gerse de kesinlikle izlemeye değer bir film. IMDB’si 7.8

8. Pan’ın Labirenti

10 yaşındaki Ofelia, hamile ve hasta olan annesiyle birlikte 1944 yılında İspanya iç savaşı sonrası yüzbaşı olan üvey babasının yanına taşınır. Ofelia ve annesinin yeni taşındıkları bu ev aynı zamanda orman içinde bir karakoldur ve arka bahçesinde esrarengiz bir labirent vardır. Labirentin içerisindeki Pan adındaki gerçeküstü bir yaratık, küçük kızın tüm yaşamını değiştiriverir. Çocuk filmi olmanın ötesinde bir derinlik filmi olduğuna inanırım. Odaklanmayı bilene güzel mesajlar veriyor. IMDB 7.8

7. Hobbit Serisi

Yüzüklerin Efendisi serisinden sonra çekilen fakat yüzüğün bulunuş hikâyesini anlatan bu seri maalesef bekleneni veremedi. Onu kötü yapan kendisi değil. Onu kötü yapan Yüzüklerin Efendisi’nin çok iyi oluşuydu. Tolkien’in tek kitabından 3 seri olarak çıkarılan bu film her ne kadar keyifli ve görsellik açısından heyecan verici olsa da hikâye kahramanlarının tam oturmamış ve kitapta bulunmayan karakterlerin filme düşünülmeden sokulmuş olması bizi bir tık hayal kırıklığına sürükledi ama yine de defalarca izlediğim bir seri. IMDB 7.9

6. Avatar

İnsanoğlu nereye giderse gitsin oraya kaos ve savaş götürmekte çok usta. Modern dünya eleştirisi yapan bir diğer film de Avatar bu yüzden. Bir araştırma şirketi ve ordu, ortak hareket ederek Pandora adındaki gezegene gitmeye karar verir. Burada mavi renkte bir ırk yaşamaktadır. İnsanlar Pandora’ya geldikleri anda tüm ırkın sonu tehlike altına girecektir. Bilim insanları Navilere benzeyen bir Avatar ırkı oluşturup onların içine girmeye, onları içten çökertmeye çalışacaktır ama işler bekledikleri gibi gitmez. İnsanoğlunun doymayan fetih algısının bir yansıması.

5. Pİ’nin Yaşamı

Hindistan’dan yola çıkıp Kanada’ya doğru giden bir gemi, içindeki tüm yükler ve hayvanlarla birlikte sulara gömülür. Bir cankurtaran filikası ise Pasifik’te oradan oraya savrulmaya başlar. Hayatta kalmayı başaran Pi, hayvana bahçesi işleten ailesinin ve tüm hayvanların boğulmasının etkisini bir süre üzerinden atamasa da asıl sorunu bunlar değil, filikada onunla birlikte bulunan bir Bengal kaplanıdır. Pi, zekâsıyla hem kendi hayatta kalacak hem de diğer hayvanlar için elinden geleni yapacaktır. IMDB’si 7.9. İzlenmeye değer bir hikâye.

4. Karayip Korsanları

Jack Sparrow’un hikâyesine sanırım hepimiz aşinayız. Sürekli başı belada olan ve tesadüfe bakın ki türlü sakarlıkla bu belalardan sürekli kurtulmayı bilen bir korsan o. Hem salağa yattığı zekâsıyla hem de komik tavırlarıyla seri boyunca herkesi ekrana bağlayan, aldığı ödülleri de sonuna kadar hak eden bir adam. Johnny Depp bu seride oynamasa, acaba bu film bu kadar eğlenceli ve sürükleyici olur muydu? Hiç sanmam. Henüz izlemediyseniz, eh bir zahmet! IMDB’si 8.0

3. Marvel Serisi

Kusura bakmayın ama bu herife hastayım. Marvel serisi yazıp da buraya sadece Deadpool’un resmini koyacak kadar da saplantılıyım bu herife karşı. Serini bütün filmleri insanı kendine kısa sürede bağlıyor. Amerikan ekspresyonizminden hiç hoşlanmamama rağmen yine de izliyorum bu filmleri. “Dünyanın tek kahramanı biziz” düşüncesinden yavaş yavaş çıkmaya başlasalar da kendilerini her zaman öyle görecekleri aşikâr. Black Panter’i de rahmetle analım burdan. Onu da çok sevmiştik. Serinin ortalama IMDB’si 8’in üstünde. Büyük başarı. Söze hacet yok.

2. Harry Potter Serisi

Bir çocuk filmi olarak görenler var Harry Potter’ı. Ben onlara bakmakla görmek arasındaki farkı çözümleyememiş insan gözüyle bakıyorum ne yazık ki! Harry Potter serisini izlemenin çeşitli farklı yöntemleri var. Mutlak iyilik ve mutlak kötülük mü var? Yoksa her kötünün içinde açığa çıkmayı bekleyen bir iyilik, her iyinin içinde onu boğacak bir kötülük mü var? Profesör Snape’e selam olsun diyerek henüz izlemeyen dostlarıma şiddetle öneriyorum. Serinin ortalama IMDB’si yine 8’in üzerinde. Yok böyle bir güzellik diyerek zirveme geçiyorum.

1 Yüzüklerin Efendisi

John Ronald Reul Tolkien tarafından kaleme alınan The Lord of the Rings, sinema tarihinin hiç şüphesiz başyapıtlarından biri. Peter Jackson tarafından sinemaya uyarlanan seri hemen her açıdan izleyiciyi doyurmayı iyi başarıyor. Kurgudan müziğine, görsel efektlerden oyuncularına kadar mükemmele yakın bir çizgide seyreden filmin ilk serisi The Fellowship of the Ring yani Yüzük Kardeşliği sinema tarihine aldığı ödüllerle damga vurdu. Ama serinin son filmi Kralın Dönüşü tam 11 dalda Oscar alarak hiç şüphesiz Oscar’a da adını altın harflerle yazdırdı. İyiyle kötünün mutlak savaşı ve küçücük bir çocuğun mutlak güce galip gelişi… Tek kelime: Muhteşem.

Pandemi döneminde pek çoğumuz eve hapsolup kaldığımız için hemen hepsini şu süreçte birer kez daha izledim desem yalan söylemiş olmam ama özellikle Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisi arasında taraf tutan, “Harry Pottercı mısın Lord of the Ringci mi?” diye soran arkadaşlara “hem o’cu hem bu’cuyum” demeyi yeğliyorum. Hayat tercih yapacak kadar uzun değil. İlla bir bir şeyi seçmek zorunda değilsiniz. İkisini birden beğenebilirsiniz. Herkese iyi seyirler diliyorum.

.

.

.