2020 GİTTİ, SALGIN BİTTİ (!)

Dilimizden virüs kelimesinin eksik olmadığı, haberlerde başka konu başlığının hemen hemen yer almadığı, insanlar arasında kuvvetli tartışmaların yaşandığı bu günlerde; özellikle internet sayesinde bilgiye erişimin kolaylaşması sonucu doğruluğundan emin olamadığımız çok fazla bilgiyle karşı karşıyayız. İnsanımız yapılacak aşılarla beynimize bir çip yerleştirilip davranışlarımızın kontrol edileceği gibi kaos teorilerini tartışadursun, biz içinde bulunduğumuz pandemi sürecinde olduğumuz noktaya bir göz atalım.

Öncelikle son günlerin temel gündemi: aşılar. Söylendiği üzere ağzımızdaki maskelerin – cebimizde, dirseğimizde veya çenemizde olmak yerine ağzımızı ve burnumuzu kapatacak şekilde takılmış olan maskelerin – kullanım zorunluluğundan kurtulup eski güzel günlerimize dönmek için temel umudumuz aşının bulunmasıydı. Çok çabuk ve sıklıkla mutasyona uğrayan bir virüs olduğundan dolayı bulunacak aşıların etkinliği de kafaları kurcalıyordu. Bilindiği gibi çok sık mutasyon geçiren ve grip tablosu yaratan influenza virüsü aşısı her sene önceki yılın en mortal ve virülan suşları kullanılarak yeniden hazırlanıyor. Tarihteki diğer salgınlar göz önüne alındığında aşının bulunma süresi göz korkutsa da, beş on sene gibi bir zaman zarfından bahsediyoruz, ilerleyen teknoloji sayesinde birçok şirket aşı geliştirdiklerini duyurdu. Bunlardan ismini sık duyduğumuz Sinovac, geçtiğimiz günlerde aşının %90’ın üstünde bir etki sağladığı yönünde açıklamada bulundu. Detaylara baktığımızda, piyasaya herhangi bir aşı veya ilaç çıkarken dört faz söz konusudur ve CoronaVac isimli aşının Faz-3 çalışmalarının bir ayağı da Türkiye’de sürdürülmekte. Normalde çalışmaların devam etmesi ve tamamlanması gerekirken sağlık bakanlığı tarafından bir ara rapor talep edilince görevliler içlerine pek sinmese de ‘kod kırma’ denen yola giderek normalde 40 olması planlanan Covid-19 tespit edilmiş gönüllü denek sayısı 29’a ulaştığında bir sonuç yayımladı. Bu sayının kıyaslanabilmesi için BioNTech şirketinin FDA’ya sunduğu raporda 178 hasta üzerinden bir sonuç vermiş olduğunu hatırlayalım. SinoVac tarafından üretilen aşı CoronaVac için söylenen değer umut verici olsa da Brezilya’daki çalışmalar aşının aynı derecede etki yaratmadığı sonucuna ulaştıklarını açıkladı. Yine de uzmanların görüşü şu ki aşının ciddi bir yan etki yaratmayacağı konusunda içimiz rahat olabilir. Etkinliğine gelirsek, yayımlanan raporda aşının en etkisiz olduğu noktada dahi oranı %70’in üstünde bir etkinlik değeri verildi. Vaka sayısının artmasıyla etkinlik değişebilir, artabilir ya da azalabilir, fakat %70’in altına inmeyeceğini öngörebiliriz. Kısaca gönül isterdi ki çok daha fazla vaka üzerinde ve çalışmalar tamamlandıktan sonra verilen değerle gönül rahatlığıyla sevinebilelim fakat bardağın dolu tarafını görmek istersek şu an ‘Çin aşısı’ olarak adlandırılan CoronaVac bizim için bir umut barındırıyor.

Diğer aşılara göz attığımızda Pfizer-BioNTech ortak çalışmalarıyla sürdürülen aşı çalışmalarında yüz güldüren sonuçların yanında saklama ve taşınma koşullarının zorlu oluşu, -70 derecede saklanması gerekmekte,  bir handikap yaratıyordu. Buna ek olarak yan etkileri arasında fasiyal paralizi olarak geçen yüz felci durumu ortaya çıkması da kafaları karıştıran bir gelişme olmuştu. Yapılan açıklamada 22 bin kişi arasında dört kişide geçici yüz felci tablosu geliştiği, bunun genel popülasyona vurulduğunda anlamlı bir sayı olmadığı ve merak edilecek bir sonuç doğurmadığı söylendi. Çin aşısına güven duymayan ve Pfizer’ın aşısını tercih edeceğini söyleyen vatandaşlarımız olsa da dışa bağımlı olduğumuz bu konuda kendi aşımızı üretmediğimizden dolayı seçme şansına sahip olmama ihtimalimiz de göz önünde bulundurulmalı. Yakın zamanda ülkeye girişi planlanan CoronaVac aşısının ilk adımda sağlık çalışanları, yaşlılar, engelliler gibi alt gruplara, ardından da en geç nisan ayına kadar ikinci ve üçüncü aşamadaki kişilere yani toplum işleyişi için gerekli sektörlerde çalışanlar, 50 yaş üstü olup en az bir kronik hastalık sahibi olanlara uygulanması planlanıyor. Hangi aşı hangi zaman diliminde elimize geçer bilinmez ama bazı uzmanlar bunun keyfi bir durum olmadığı, ilk hangi aşı ulaşılabilir olursa onun uygulanması gerektiğini zira diğer aşıların gelmesi beklenirken virüsle enfekte olunmayacağının ve hastalık tablosunun ağır seyretmeyeceğinin bir garantisi olmadığı görüşünde.

Son olarak yeni mutasyon türleri bildirilen ve bazı yeni korkular yaratan coronavirus pandemi sürecinde yaşanan bir gelişmeyle bitirelim. Salgının ortaya çıktığı Wuhan kentinde tüm şehre PCR testi yapıldığı, bu testlerin sonucunda %0.003 oranındaki asemptomatik olduğu halde pozitif çıkan olgulara ek olarak önceden geçirmiş re-pozitif olguların da virüsü bulaştırmadığı ve semptom göstermediği bildirildi. Bu durum virüsün gücünü kaybediyor olma ihtimalini akıllara getirip bir umut ışığı yakabilir fakat bunun sadece bir ihtimal olduğunu tekrarlayalım. Tüm bu bilgi yığını içinde, fiziksel ve ruhsal sağlığımızı muhafaza ettiğimiz; öncekinden daha güzel bir yıl dileğiyle.