2021 Bütçesi Kimin?

Aralık ayı geldiğinde Meclis TV açılırdı eskiden bizim evde. Babam açar televizyonu, gözlerini kırpmadan vekillerin, parti genel başkanlarının, bakanların atışmalarını dinler; bazen sinirlenir, bazen kahkahalarla gülerdi.

Malum bu durumlarda tansiyon da yüksek olur, zaman zaman Meclis’te vekillerin birbirine laf atmalarını, birbirlerinin üzerlerine yürümelerini hatta yumruk yumruğa birbirlerine girmelerini keyifle izlerdi. Bu adamın bunca rezilliğe nasıl gülebildiğine, nasıl keyfe gelebildiğine şaşardım.

Bir keresinde dayanamayıp sordum: “Baba, bu rezalete nasıl oluyor da gülebiliyorsun, seni keyfe getiren ne?”

Bize efendilik taslayanların hallerine gülüyorum oğlum!”

Siz efendisiniz. Bunu biz kabul etmedik ama seçilmiş olmanın verdiği özgüven sizi efendiliğe itti. Biz köle değilsek bile, sizin tavrınız bizi Orta Çağ’ın karanlık düzeninin köleleri hâline getirdi.

Benim kim olduğumu biliyor musun?”

Bu cümleyi yalnız siz değil, nerdeyse yedi sülaleniz halka karşı kullanır oldu. Saraylarınız, cuma selamlığına çıkarken bindiğiniz onlarca araçlık konvoylarınız, bindiğiniz uçaklarınız, milyonluk faturalarınız, kıyak emeklilikleriniz, yediğiniz yemekler, katıldığınız davetler, kurdele kesmekten ibaret açılışlarınız, vaatleriniz, bir türlü tutamadığınız sözleriniz, bir türlü geçiremediğiniz yasalarınız, barış barış diye feryat ederken dağdaki it sürüsüyle iş tutmalarınız, halkların kardeşliği deyip kardeşe kurşun sıkanları savunmanız ve elbette halka kuruş faydası olmayan bütçeniz…

Bu bütçe Türkiye halkının bütçesi değil. Halkın cebinden çıkan paranın en çok kimin cebine gireceğinin kavgasındasınız. Halka bir kuruş faydası olmayan bu bütçeyi geçirseniz ne geçirmeseniz ne! Biz ekmek, fatura, kira, işsizlik derdine düşmüşken on sekiz yaşında bir çocuğun düşündüğü kadar bile bu memleketin insanını düşünmeyenlerin bütçesini oyluyorsunuz.

En son kaç yıl önce oy kullandım hatırlamıyorum. Artık oy verme zahmetine bile girmiyorum zira hanginize versem değişen bir şey yok. Kılıçdaroğlu, Meclis’te dün çok güzel konuştu ama hep hükümetin hatalarını, eksikliklerini saydı. Ya kendisi?.. Ya kendi partisi?.. Ya kendi vekilleri?.. Ya kendi belediyelerinde dönen yolsuzluklar?.. Bunlara değinmedi. Çünkü kimse kendi eksikliğini, hatalarını, yolsuzluklarını, adaletsizliklerini görmüyor. Herkes hasım bellediği yere vurmaya odaklı.

AKP’lisi konuşsa da aynı, İP’lisi konuşsa da aynı, MHP’lisi konuşsa da aynı, HDP’lisi konuşsa da aynısı…

Ne adaletiniz adalet ne iyiliğiniz iyilik ne halkçılığınız halkçılık ne milliyetçiliğiniz milliyetçilik ne de halkların kardeşliği safsatanız gerçek. Siz bizim gözümüzde sadece AKPCHPMHPİYİHDP harflerinden örülmüş, ne olduğu tam da belli olmayan, karmakarışık bir harf algoritmasından başka bir şey değilsiniz. Harflerin yeri değişse de halkta değişen bir şey yok.

Vekil, vekaletini elinde tuttuğu halka hesap vermek zorundadır. Halka efendilik için değil hizmet için seçilmiştir. Siz kendinize, kendi taraftarınıza hizmet etmek, gayrısına efendilik taslamak için ordasınız.

Alın yeni bütçenizi tepe tepe kullanın.

18 senedir bu ülkenin nasıl yönetildiğiyle ilgili de şikâyet edip de durmayın Sayın Kılıçdaroğlu. Onlar 18 senedir yönetiyorsa siz de 18 senedir muhalefettesiniz. Yaptığınız muhalefet doğru bir çizgide ilerleseydi zaten bu durumlara düşmezdik.

Bütçeniz hayırlı/mübarek olsun sayın vekiller. Afiyetle yiyin.

NOT: Yazıyı bilerek MAGAZİN kategorisine kaydettim. Zira siyaset, magazin programlarının kısır çekişmelerinden başka bir şey değil.