24 OCAK ELAZIĞ DEPREMİ…

Sıradan bir akşam ailemle tv izliyorduk. Nereden bilebilirdik ki saniyeler içinde evimizin başımıza yıkılacak derecede sallanacağını…

Deprem 22 saniye sürdü dediler ama siz o korkunun ne kadar uzun sürdüğünü yaşayana sorun. O an işte artık ölüyoruz, o gün bugünmüş dedim. Sığındığımız yuva bize mezar olacak sandım. Binlerce kez şükür ki evimiz yıkılmadı. Lakin mahalleden gelen yardım çığlıkları, sürekli hızla geçen ambulans sirenleri içimi o kadar yaktı ki burada tarif edecek kadar kolay değil. O sesler hala kulağımda, evet bir yıl geçti ama hala dün gibi aklımda.

Kendimizi dışarıya attıktan sonra, akrabalarımıza ulaşma telaşları başlamıştı. Fakat hatlara elbette ki ulaşılamıyordu. Ya onlara bir şey olduysa diye korkmadan edemiyorduk. Yollar tıklım tıklım, trafik çok yoğun bir hal almıştı. İlk defa böyle büyük bir deprem yaşadığımız için, insanlar korkudan bilinçsizce arabalarıyla kendilerini yollara atmıştı. Halbuki böyle durumlarda, ambulansların, itfaiyelerin ve diğer yardım görevlilerinin çabucak enkaz alanına gidebilmeleri için yolları onlara bırakmak gerek.

O akşam her zamankinden farklı bir şekilde soğuktu. İnsanların acısını buz gibi hava körüklüyordu adeta. Kimsenin evine dönmeye niyeti yoktu, insanlar ateş yakıp etrafında oturmuş, az da olsa içlerini ısındırmaya çalışıyordu. Depremin ardından büyüklükleri 1,8 ile 5,4 arasında değişen 1.140 artçı sarsıntı meydana geldi. Durmadan dua ediyorduk kimseye bir şey olmasın diye…

Ne yazık ki depremin ardından ilk açıklamaları yapan İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamalarına göre, 41 kişi öldü ve 1.466 kişi hafif ve orta derecede yaralandı. Depremin büyüklüğü Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından büyüklüğünü 6.5, USGS tarafından 6.7, AFAD tarafından 6.8, Avrupa deprem araştırma şirketi EMSC tarafından 6.8 olarak açıklandı. USGS depremin derinliğini 10 kilometre, EMSC ise 15 kilometre olarak açıkladı.

Son dakika Elazığ deprem! Düzce'den Malatya'ya... 21 yıl sonra aynı fotoğraf! | Gündem Haberleri

Haberlerde enkaz altından çıkarılan cansız bedenleri gördükçe içimiz yanıyordu. O insanlar, o akşam tahmin ederler miydi hiç birkaç saniye içinde yuvalarından cansız çıkacaklarını…

24 Ocak 2020 ELAZIĞ Depremi | 6.8 - YouTube
Spiker, akademik birine şu soruyu soruyor:
Etrafındaki binalar yıkılmadı da, neden ortadaki bina yıkıldı?
“Zemin değişir, 6.8 büyüklüğündeki deprem alüvyal zeminlerde 1011 büyüklüğünde
etki yapar” diyor.
Ne jeolojiden haberleri var, ne gelen ivmelerden haberleri var. Ortadaki yıkılan bina ile etrafındaki binaların zemini aynı, aynı alüvyal ortamlarda parsel bazında zemin değişmez. Çökel ortamları öyle adım başı değişmez.

Hiç kimse ucuz deprem bilimci kahramanlığı yapmasın! Her deprem bizlere yeni bir
ders öğretiyor. İnsan kaybı üzerinden şöhret, fırsat ve rant ticareti yapılması bilim insanlarına yakışmıyor. Bu cümleler bir deprem bilimcinin dili olamaz. Adama sormazlar mı? Hangi formül, yöntem ve denklem ile hesapladınız? Verecek yanıtınız zaten olamaz!
İnsanların ölmemesi ve binalarımızın yıkılmaması için, ulusal bir program dahilinde,
deprem riski yüksek kentlerde acilen depreme dayanıklı binalar yapmak gerekiyor. Deprem sonrası maliyet, her zaman deprem öncesi maliyetin kat kat üstündedir. O klişe cümleyi söylemeden edemeyeceğim: Deprem öldürmez, ihmal öldürür…
Ne o şiddeti ne o korkuyu unuttuk. Çığlıklar hala kulaklarımızda, bir ömre bedel olan ölümü beklediğimiz bir dakika kala hafızamızda canlı… Hala hissediyoruz o soğuğu içimizde, titriyoruz o soğukla… Unutmadık ne gidenleri ne kalanların halini… Umarım artık insanlar dersini almış ve binaları nasıl yapmaları gerektiğini öğrenmişlerdir. Tabii vicdanları varsa…