82 MİLYONUMA…

Hoş gelmedin 2020. Hoş gel, hoş geliyorsan gerekirse koş gel 2021.

Aşkları dillere destan Ecevit çiftinin Rahşan’ı, Ömer Dönmez namıdiğer Ömercik ,  değerli hocam yüksek mimar, mühendis, ozan ve yazar Cengiz Bektaş, Cemil Taşcıoğlu, Feriha Öz, üstat Oruç Aruoba, Adalet Ağaoğlu, Timur Selçuk…

Doğal afet dediğimiz, hiçbir şekilde yapay çözüm üretemediğimiz; Elazığ depreminde 41, Van deprem ve çığ afetinde 51, İzmir tsunami ve deprem afetinde 117, Giresun sel ve heyelan felaketinde 6 insan. Toplam mı? Toplam 215 insan, 215 hayal, 215 sevda, 215 yaşam…

Nene Hatunun torunu 26 polis, Kürşat’ın nesli 110 asker. 136 vatan evladı…
Al sancağı gökte dalgalandırmak için, bizleri rahat uyutmak için göğüslerini Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu ülke için siper eden, şehadetine erişmiş 136 yiğit… Ateş düşmüş 136 ocak. Belki de daha nicesi. Gözü yaşlı ama başı dik milyonlarca anne, baba, eş, kardeş…

Çanakkale’de 450 hektar, Hatay’da 400 hektar başta olmak üzere tam 3.349 yangın, 20.854 hektar… 20.854 hektar nefesim, 20.854 hektar geleceğim. İçinde kaybolan milyonlarca hayvan dostum. Sizleri aramızdan ayıran insanlıktan nasibini almamış insanlar adına özür dileriz. Sizi yakan, sizi inciten, işkence eden, aç susuz bırakan, tecavüz eden şeref yoksunu, eğitimsiz, cahil, kanı bozuk bu insanlık için affedin bizi. Koruyamadık sizi.

Pınar Gültekin, Bahar Özcan gibi tam 365 kadın. Durdurulamayan cinayetler. Her gün daha fazla bağırılsa da bitmeyen şiddetler…

Ve ve ve

Çin’in Wuhan kentinde çıkıp gelen Korona, Mart’ın 10’unda, hayatımızda köklü değişikler getirecek ilk vaka açıklaması milyonların önünde, o televizyon ekranından geldi. Sonrası en büyük makyajımız olan maske, belki de hiçbir zaman yan yana gelemediğimiz mesafe ve kalbi kurum tutmuşlara hijyendi. Sayı mı? Bunda sayı yok. Aylarca o sayılarının içinde ve evimize hapsolduk zaten. Herkes her şeyi biliyor. Sosyalleşmiş düzenin sosyalleşememiş insanları.

Korkusundan evladına sarılamayan ebeveynim,

Kendi canını hiçe sayarak başkalarına umut olmaya çalışan sağlık çalışanım,

Gözleri kapıda müşteri bekleyen kapitalizmin yemi olmuş esnafım,

Evini geçindirmek için gece gündüz çalışan emekçi kardeşim,

Adalet mülkün temelidir ilkesiyle yola çıkan hukukçum,

Köşe köşe, bucak bucak gezen kargocum,

Gerçekten ama gerçekten bu vatan için çabalayan siyasetçim, yöneticim,

Ah! sen bir kelime öğretebilmek için didinen öğretmenim,

Uzaktan eğitim denilen sisteme hapsolmuş; ”Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” diyen öğrencim.

Sevdiğini, yakınını kaybetmiş; eli öpülesi büyüğüm, gözlerindeki ışıltısı hiç bitmeyen küçüğüm ve kelimelerle bağlandığım kardeşim.

Sen yönetim kurulu üyem, sen editörüm, sen direktörüm, sen yazarım, sen en çok da sen Kafein’in değerli okuru.

Bozlak üstadının dediği gibi; “Kalpten kalbe bir yol vardır, görülmez.” Bizim yolumuz bir. Biz biriz. Birbirimiz içiniz. Bugünlerde geçecek. O dolunay gecemize tekrar doğacak, o su sevgi bahçemizi tekrar yeşertecek ve inan bana ne kadar kar yağsa da günlerimiz hep günlük güneşlik geçecek.

Sevgilerimle…

Sağlıcakla kalın ve unutmayın.

“Her karanlık gecenin bir sabahı vardır. Her kışın baharı vardır.”