Anımsayın dostlar! Anımsayın ki yeniden şiirler olalım!

Sevgili uyumuş saf varlıklar!
Biz tamamen nefes alan, cesetlere dönüşmeye başlarken,
Onlar bir kağıt parçasıyla, bizlere kendi kefenlerimizi hazırlıyorlardı.
Stresten kan ağlamak,
Kendi cevherini dizginleme derecesinde kaygılanmak,
Ne denli korkutucu ve ürkütücü bir işkence yöntemiydi.
Bu biz susturulmuş yaratıklara karşı,
Bir gün tarihin yelinde kaybolacak olsa da sözlerimiz.
Anımsayın! Anımsayarak yaşayın!
Belki birkaç düşünceyle yeniden korlaşabilsin diye,
O insanî başkaldırının saf ateşiyle!
Bazı zamanlardaysa yanmaya devam ediyoruz
Küllerimizden yeni şiirler olabilmek dileğiyle!
Ve gidiyoruz vedasını vâkur adımlara ithaf eden bir yolun içinde,
Gittikçe ışığın karanlığının daha çok fark edildiğini idrak ediyoruz.
Ama hala uyuyoruz ve uyuyorken,
Onlarda bizi izlemeye devam ediyorlar, uyanık gözleriyle!
Çünkü uyutan onların uyanık varlıklarıydı, fark ediyoruz.
O yüzden siz siz olun, gecelerin dünyası olan hayatlarımızda,
O geceleri uyumak için değil de gündüzü bulup güneşe varabilmek için sevin.
Yoksa kalabalıkta gizledikleri kuklaların parçası olmaktan başka,
Vücut bulamaz ve kendinizle kendinizde zuhur edemez.
Velhasıl kelam;
Var oldukça!
Varla yok arası da varoluşsa!
Ve bence bu bir sancıydı, varoluşsal…