Ardında Hep Kavga Duruyor!

Her gece aynı rüyaya yatmak her sabah aynı gerçeğe uyanmak nasıl eziyor ruhumu bir bilsen.. Daha acısı ne biliyor musun, geçen gece bir rüya gördüm. Seni aradım evde yataktan fırlayıp, anlatmak istedim olanı biteni.. Ama sonradan düştü aklıma, olmayışın.. Yokluğunun soğuğuna alıştım ama şu baş ucunda dikili mermere bir çare bulsan artık. Harflerle bezenmiş bir taşa ne çok acı sığıyor,şaşıyorum..

 

Yüzün gözümden gitmiyor… Mahkum olmaya gider gibi gidişini hatırlıyorum.. Ardına bakmaya çekindin önce sonra bir cesaretle döndün.. Her köşesini derin derin inceledin evin.. Derin derin nefes aldın.. Anahtarlarını çıkarıp bıraktın, varlığını sorguladığın masanın üzerine. Hiç konuşmadık , daha önceleri de yaptığımız gibi… İnsan bir kez susmaya başladı mı ölesiye bir sessizlik kaplıyormuş kalbini.. Duygusuz bir iki sözcük döküldü sonra senin ağzından.  Ben sözcükleri anlayamadan daha kapının sesi yankılandı boş evde.. Gözlerim takılı kaldı kavgalarımızın şahidi boş duvara.. Seven bir kalbi kırmanın ağırlığı sırtımda.. Sevmeyi bilmediğimden eminim artık..

 

Soluğu solan bir can  var ruhumun ortasında, tüm kötü yanlarıma şahit..

 

Sen yokken seni sevmek pencerenin önünde beklemek gibi.. Her ayak sesinde gözünü sokağın başına dikmek gibi.. Gündüz gölgesinde serinlediğin apartmanların gece gölgesinden korkmak gibi.. Çocuk ayaklarınla tüm su birikintilerine basmışsın da hayat hikayen üzerine sıçramış gibi.. Hayatla girdiğin tüm savaşlardan da mağlup ayrılmışsın gibi…

 

Korkup kaçtığım ne varsa getirdim ellerimde… Gözyaşımı siliyorum ellerimdekilerle.. Suyla yıkıyorum mevsimin biriktirdiği özlemini.. Varlığını emanet ettiğin bir avuç toprağa bin bir çiçeğin tohumunu ektim bu akşam.. Varlığın çoğalsın diye.. Varlığın, yokluğunla yarışabilsin diye…  Her akşam bir avuç toprağa anlatıyorum derdimi, gücüme gidiyor ama gücüm kendime yetmiyor.. Başka kimse de dinlemiyor zaten.. Şimdi ben yine en iyi bildiğim şeyi yapacağım, evime gideceğim.. Sayfalarca mektup yazacağım sana, oturup sayfa sayfa yazdıklarımın beni bir an bile haklı çıkarmayacağını biliyorum.. Ölene kadar..

 

Dünya geberiyor mutsuzluktan, insanlığın ardında hep kavga duruyor sevgilim.. Kimsenin kimseye acıyası yok, kimsenin bir mezarda açan çiçek kadar değeri yok yaşamda.. Konuşmanın kıymetini bilen hiç olmadı.. Günün birinde konuşacak birini bulamayacak olmanın acısını bilen hiç olmadı. Hep pişmanlık dolu pencere önündeki küçücük saksıdan farksız hayatlarımız.. Seyrettiğimiz sokağa gelen hiç olmadı, yüzümüzü güneşe çeviren hiç olmadı.. Karanlık.. Ne varsa zifiri, gölgelerde koyulttuk derdimizi.. Sonra bu kadarını da hak etmiyorum dediğimiz ne kadar haksızlık varsa hepsine uğradık.. Hatta önce gömülüp sonra anlaşılma haksızlığına da uğrayacağız.. Haksızlık.. Cümleye daha uygun bir özne yıllardır bulunamadı.