ARİSTOTELES vs ARİSTOKLES : RETORİK NEDİR?

Kısaca hitabet sanatı olarak tanımlanan retorik için bir öğrenci ve onun hocasından iki farklı fikri inceleyelim: birincisi dünya tarihinde bilimin oluşması ve ilerlemesinde en önemli adımlardan birkaçını atmış olan doğa felsefesi meraklısı Aristoteles, diğeriyse geniş omuzları sebebiyle Plato lakabını almış olan hocası Aristokles.

Konuya girmeden önce biraz Felsefe 101 konuşalım. Platon MÖ 428-348 yılları arasında yaşamış olan ve yazdığı diyalog türündeki metinlerde hocası Sokrates’i konuşturarak felsefeyi yazıya en iyi aktarmış ustalardan biri kabul edilen ünlü filozof. Retorik hakkındaki görüşlerini anlattığı diyaloğu ise şehirleri gezip parayla retorik dersleri veren ünlü hatip Gorgias’ın ismini verdiği eseri. Bu yazımızda yararlanacak olduğumuz ilk kaynak bu.

Aristoteles ise MÖ 384-322 yıllarında yaşamış, 18 yaşlarında Platon’un kurduğu ve modern üniversitenin atası olarak anılan Academia isimli okula girerek yirmi yıl orada eğitim almış, hocasının ölümünün ardından Makedonya’ya gidip Büyük İskender’e eğitmenlik yapmış, sonrasında yine Atina’ya gelip bugün kullandığımız lise sözcüğünün kökeni olan Lyceum’da öğrenciler yetiştirmiş olan hezarfen filozof. Yararlanılan ikinci kitap olan Retorik isimli eserinde bu konudaki görüşlerini açık şekilde okuyabiliriz. O halde başlayalım.

Genel çerçeveden bakacak olursak Platon retoriği bir sanat olarak görmez, aksine dalkavukluk olarak niteleyip aşağılar. Savunulan şeyin hakikat, doğru veya faydalı olup olmadığına bakılmaksızın yalnız dinleyenleri ikna etme çabası olarak gördüğü retoriği bir çeşit görenek diye adlandırır. Kendini bu sanatta uzman gören Gorgias gibi sofistleri ise izledikleri bu yolu terk edip hakikatin peşine düşmeye çağırır. Bu kimseye faydası olmayan ve yalnız iyinin-doğrunun ne olduğunu bilmeyen bir dinleyici kitlesini ikna etmeye yarayan uğraşı zararlı olarak addeder. Günümüz için baktığımızda siyasetçilerin, savcıların, avukatların, hatta her birimizin gün içinde bile farkında olarak/olmayarak sıkça kullandığımız retorik için ünlü Aristokles’in görüşleri bunlardır.

Öte yandan Aristoteles, hocasının felsefesinde eksik ve hatalı gördüğü noktaların üstüne giderek bu alanlarda kendi felsefesini oluşturmuştur. Ona göre retorik Platon’un söylediği üzere diyalektiğin altındaki bir kavram değil, benzeridir. Kitabında da bir tartışmaya başlayabilmek için önce tartışılan kavramın ne olduğu üzerinde anlaşılması gerektiğini söyleyip iyi, doğru, güzel, hakikat, dost, kibir, değişim gibi birçok kavramı önce açıklamış, ardından kıyaslamış ve fikrimizi savunmak için hangi açılardan ele alabileceğimizi göstermeye çalışmıştır. Buna ek olarak Retorik sadece bir kılavuz kitap olmaktan öte hayata dair birçok detay barındıran ve okuyan kişiye bakış açısı kazandıran bir eser niteliğindedir. Son olarak Aristo’nun özellikle retorik konusunda verdiği öğütlerden birkaçını ekleyerek yazımı sonlandırıyorum:

” Tartışmaya iki farklı çözüme varma özelliğini taşıyan konular alınır. Geçmişte farklı olmayan, şimdi ya da gelecekte sahip olduklarından farklı bir şekle girebilme olanağı bulunmayan şeyler tartışma konusu olmazlar. Böyle bir tartışma hiç kimseye yarar sağlamaz. ” ( Sayfa 11 )

” Bir insanı övmek ya da yermek istediğimizde, sahip olduğu özelliklerin onlara yakın başka olumlu özelliklerle özdeş olduğunu göstermeye çalışmalıyız. Mesela ihtiyatlı birinin soğukkanlı ve kurnaz, aptal birinin dürüst, duyarsız birinin de sakin olduğunu iddia edebiliriz. Bu şekilde konuşunca insanların çoğu ikna edilir ve belirli bir hareket noktasından aldatıcı bir sonuç çıkarılmış olur. ” ( Sayfa 46 )

” İnsanları yalanlarla ikna etmek mümkün olduğuna göre tersini de kabullensen iyi olur: çoktur insanları ikna edemeyen gerçekler. – Euripides, Thyestes ” ( Sayfa 142 )

” Doğruları savunursan insanlar, yanlışları savunursan tanrılar senden nefret edecek. ” ( Sayfa 151 )

” Hatip, ‘bunu kim bilmez’ ya da ‘herkesin bildiği gibi’ ifadelerini kullanınca, dinleyici herkesin sahip olduğu bir bilgiye sahip olmamaktan utandığı için hatibe katılır. ” ( Sayfa 184 )

Sayfa numaraları, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi esas alınarak yazılmıştır.