Barış Dinamiti: Nobel

Alfred Nobel.

Bu ismi biz, her yıl Aralık ayının 10’unda adına dağıtılan Nobel ödüllerinden biliyoruz.

Alfred Nobel, 1833 yılında İsveç’te dünyaya geldi. Babası mühendisti. Babası ve 3 kardeşiyle bir aile şirketini yürütüyor, dünyanın hemen her yerinde iş kovalıyor; kimi zaman ticaret kimi zaman da yeni dünyanın düzenine uygun arayışlar içine giriyorlardı.

Alfred, öteki kardeşlerinden farklı olarak başka işlere odaklanıyor; patlayıcılar üzerine dinmek bilmez bir merakla araştırmalar yapıyordu. Hatta bu merakı, kardeşlerinin birinin ölümüne yol açacaktı. Alfred, nitrogliserinin güvenli bir şekilde muhafaza edilebildiğini ve ihtiyaç duyulduğunda patlatılabildiğini keşfetti. Bunun ardından asıl icadı olan dinamit geldi. Adına 5 dalda ödül dağıtılan adam, aslında milyonlarca insanın ölümüne neden olacak, milyonlarda insanın öz kaynaklarının sömürülmesini sağlayacak dinamitin mucidiydi.

Alfred, laboratuvarında patlayıcılarla ilgili deneyler yaparken kardeşleri pek çok yere dağılmış, yeni dünyanın en çok ihtiyaç duyacağı maddenin peşindeydi: Petrol. Nihayet dinamiti icat ettiğinde Bakü’de bulunan petrole, diğer arama şirketlerinden daha kolay şekilde ulaştılar. Bir yandan Azeri Türklerinin petrolünü sömürüp servet kazanırken, bir yandan da dinamiti dünyaya pazarlayıp yığınla parayı ceplerine indirdiler.

Her yıl 5 ayrı dalda (fizik, kimya, tıp, edebiyat, barış) verilen ödüllere 1969’dan itibaren ekonomi de eklendi. Serveti sömürüye dayanan, icadıyla milyonların ölümüne neden olan adamın adını artık dinamit ya da petrolle değil de adına dağıtılan ödüllerle anmak, onu sanki barış elçisiymiş gibi görmek sanırım ironik bir durum.

Nobel Ödülleri’nin dağıtım işindeki şaibeler, adayları ve kazananı belirleyen jürinin oluşturduğu lobi faaliyetleri de aynı Alfred gibi. Görünürde temiz ve güvenilir. Madalyonun öbür yüzünde ise işler biraz siyasi.

Şimdi ben bu yazıyı yazdım diye Orhan Pamuk ve Aziz Sancar’ın ödülü hak edip etmediği konusunda ima yollu ifadeler kullandım sayılmasın. Açıkça ifade edebilirim bunu. Orhan Pamuk’un aldığı ödül bal gibi siyasidir. Kendisini yaşayan en büyük yazarlarımızdan biri olarak görüyorum. Eserlerini beğeniyorum ama Nobel Edebiyat Ödülü alan diğer sanatçılar ve onların eserleriyle kıyasladığımda alakasız bir fark olduğu da aşikâr. Aziz Sancar için söyleyebilecek tek kelamım yok. Hak ettiği ortada.

Tüm bunlar Alfred Nobel’in Bakü’deki petrol kuyularına zincirlenmiş sömürü zihniyetini ya da kanı dökülen milyonla insanın hakkının iade edilememesi gerçeğini değiştirmez. Batı toplumunun riyakâr tarafı dünyanın en büyük balonuna dönüşmüş durumda. Balon patlasa bile içinden para yağmaya devam ediyor.