BEN BİLMEM

Yıldızsız, aysız, sisli bir gece vakti. Pencerenin ardında gece sessizliğinin sesini dinliyorum. Düşünmeyi bile düşünmemeyi diliyorum. Çünkü içimde bir boşluk var. Ve düşündükçe beni içine çekiyor. O boşlukta kaybolup, hapsolmaktan korkuyorum.

Allah’ ım nasıl bir boşluktur içimdeki? Şu etrafımdaki karanlıktan daha kara, daha soğuk, daha sisli. Ne yapsam dolduramıyor, ne yapsam aydınlatamıyorum. Artık ne yapıp, ne yapmamam gerektiğini de bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum.

Hiçbir şey yapamıyorum. Pencerenin ardında akıp giden bir hayat var, yaşayamıyorum. Her şeyim var ama aynı zamanda yok gibi. Çok iyiyim ya da perişan bir haldeyim. Çok kalabalığım ya da yapayalnızım. Bilmiyorum. Galiba tüm bilmelerimden vazgeçiyorum. Bu raddeye beni hayatın akışı getirdi. Bütün soruların cevabı ben bilmeme çıkıyor. Mutlu muyum yoksa hüzünlü mü? Onu bile bilmiyorum. Hissizleştim sanki.

Neden yaşıyorum ki? Galiba Sabahattin Ali’ nin ”Perişan bir haldeyim fakat içimde kendimden bile sakladığım bir umut var.”  dediği yerdeyim. Her şeye rağmen kendimden bile sakladığım umudum var.