Bir İhanetti Böyle Sevmek

Şehirlerimi tıraş eder gibi
Çiziyorum asfaltları
Griliğin defterine
Olabildiğince dikkatsizce.
Hep bir gece vaktinde
Hatırladığım öğleden sonraları
Koparılan bir düğüm gibi
Yükümden ve geriye ne kalırsa
Duygularımdan hissetmediğim.
Kimseden gizlemediğim aşklarımın
Kirlenişi gibi
Bir acı yudum ve sonrası
Dünyadaki tüm güzelliklerin
Pişmanlıklarında dans edişime,
Umarsızca sokaklarda
Attığım kahkahalara sus demek
Bir ihanetti böyle sevmek.

İçimdeki kabadayıyı astılar
Onun yerine yeniyetme
Serserilerim gibi
Ne haddimeydi karışmak
İnançların talihsizliğine
Büyüklüklerin kıyasında
Küçük adamları asıyorlardı
Ne de olsa.
İşte o yüzden asla
Büyümesini istemezdim
Kalbimde sonbahar tomurcuklarının.
Eksik umutlarıma küfreder gibi
Yolculuk pahasına yalnızlık
İstemiyorum hayır odanın
Tavanında çatlaklarımı izlemeyi,
Hayali düşmanlarımın karşısında
Savaşmayı hiç başıma,
Bir sarılmanın özlemini,
Huzursuz uykularıma
Ayıplı borçlarımın reçetesini..

Varsayalım ki
Hiç İnanmamışım gibi
Yalancılığına, yine de
İnciler gibi dizerdim
Parlak ve çürümüş yeminlerimi.
Tanrıdan da çok banaydı
Günahı, yok kimselerin
Bembeyaz sayfalarında
Kapkara izleri, silgi yırtıkları..
Yamanmış bir kavgamda
Taş bağlamak ayağıma,
Ortaklığını yapmadığın
Rüyalarıma kâbus olmak,
Gitmek, en çok da
“Buradayım” diyerek
Bir ihanetti böyle sevmek.