BİR MİNİ DİZİ: SAVAŞ VE BARIŞ

Evde tıkılıp kalmanın dayanılmaz hafifliğini yaşadığımız şu günlerde sizin de aklınızı ara sıra kurcalayan bir “Bugün ne izlesem?” sorusu varsa güzel bir öneriyle karşınızdayım: Lev Nikolayeviç Tolstoy’un ölümsüz eserinden Aşk-ı Mem… bir saniye bu o değildi. Savaş ve Barış olacaktı sayın editör, rica etsem düzeltebilir miyiz? Teşekkürler.

Evet, bizim meşhur Savaş ve Barış, birer saatten altı bölümlük bir mini dizi olarak BBC televizyonları tarafından ( evet basbayağı devlet televizyonu ) 2016 yılında seyirciyle buluşturuldu, ya benim kulağıma gelmedi ya da üzerine fazla konuşulmadı. Benim diziyi keşfetmem de hayli geç oldu.

Tanıtım ve incelemeye geçmeden önce biraz mini dizi kültürü hakkında konuşmak istiyorum. İnsanların artık on sezon devam eden ve uzadıkça uzayan kaşar peyniri formundaki dizilere ilgisini kısmi olarak kaybetmesiyle daha kısa bölümler veya daha az bölüm sayısına sahip işlerin sayısı artmaya başladı. Sherlock, Chernobyl, Black Mirror; bizde de aynı şekilde Masum, Şahsiyet, Atiye ve son olarak ciddi bir başarı kazanan Bir Başkadır örneklerden birkaçı. Aslına bakılırsa Yüzüklerin Efendisi serisi de 8-9 bölümlük bir mini dizi şeklinde yayımlanabilirdi, tercih meselesi.

Gelelim dizimize. ‘Klasikleri seviyorum ama 1800 sayfa da okunur mu be kardeşim?’ diyorsanız, bu kadar zamanınız ve enerjiniz yoksa tam size göre bir dizi üretilmiş. IMDb puanının da 8.2 olduğunu hatırlatalım. Kitaptan uyarlayan senarist Andrew Davies, başrollerde ise Kont Bezukhov rolünde Paul Dano, Prens Andrey rolünde James Nortan ve Natasha olarak da Lily James boy gösteriyor. Dikkatli seyirciler Dano’yu 12 Yıllık Esaret filmindeki Tibeats rolünden, Nortan’ı Black Mirror’da herkesin birbirine puan dağıttığı Nosedive ( Dibe Vuruş ) bölümünde ana karakterin kardeşi Ryan olarak ve James’i de Mamma Mia! filminden hatırlayacaklardır. Oyuncu seçimi başarılı, Rus klasiklerinden alışık olduğumuz her gece düzenlenen balolar, alkol içinde yüzen gençler ve Fransız özentiliğinin gayet güzel yansıtıldığı dizi, romanı okurken aklımızda canlanan sahnelere oldukça yakın bir iç evren yaratmış. Tolstoy’un insan ilişkilerine, dine, bireysel psikolojiye ve aşka dair satır aralarına sıkıştırdıkları da ayrıca görülmeye değer.

Beğenen birçok kişinin yanında önemli eleştirilere de hedef olan yapım, özellikle Anatole ve Helene isimli iki kardeşin kitapta da ‘karmaşık’ olarak nitelenen ilişkilerinin reyting beklentisiyle abartılarak ensest çizgisine yakın bir noktaya getirilmesiyle konuşuldu. Ek olarak dizinin konu edildiği zaman zarfı içinde Rus ordusu üç kez askeri üniforma değiştirmiş olmasına karşın dizide yalnız bir üniforma kullanılmış. Yine de savaş sahnelerinin güzelliği, oyunculukların doyuruculuğu, 1800’lerin başındaki o baş döndürücü Moskova ve St.Petersburg atmosferi için bile kesinlikle izlemeye değer bir dizi.

Diziye internetteki içerik sağlayıcı sitelerden herhangi birinde bulabilirsiniz. Eğer izlerseniz yorum ve eleştirilerinizi bizimle de paylaşmayı unutmayın. Keyifli seyirler!