BOŞA YAŞIYORUZ…

Bugün sabah kalktım. Ellerimi ve yüzümü yıkadıktan sonra annemin hazırladığı kahvaltı sofrasına oturdum ve güzelce kahvaltımı yaptım. Hatta biraz fazla yedim galiba, midemde gereksiz hareketlenmeler başladı. Öğlen saatlerinde başlaması gereken dersim için bilgisayarımı açtım. Vazifesi her derse geç gelmek olan hocam, online derse bile 15 dakika geç başladı. Şaşırtmadı yani…

Dersten sonra atıştırmalık bir şeyler almaya bakkala gittim. Eve girerken akşam ezanının sesini duydum. Ardından da arabamızın sesi geldi. Anlaşılan babam gelmişti. Babamla birlikte eve çıktık. Annem sofrayı hazırlarken ben de televizyonu açtım. Yine her gün oynayan saçma sapan dizilerden birinde istemsizce kaldı parmağım. Akşam yemeğini yerken masada günlük rutin sohbetlerimizi ettik. Yemekten sonra, annemin masayı toplamasına yardım ettim. Haber saati ile birlikte kumanda babamın eline geçti. Zaten haberler bitince de babamın dizisi başlayacaktı. Haber spikerinin sesinin duydum, elimde tabaklarla mutfağa giderken. Karısını öldüren adamın serbest kaldığından bahsediyordu. Sesinden belli etmemeye çalışıyordu fakat o kadar belliydi ki içinden küfürler sıraladığı. “Kadın karnına koca bir dünya sığdırdı, siz dünyanıza bir kadını sığdıramadınız.” Dedi o tok sesiyle. Akşam akşam yine sinirlenmiştim. Sosyal medyaya girip “kadına şiddete hayır” yazmak geldi içimden. Sonra yine içimden gelen “yazsan ne oluyor ki” sesi ile vazgeçtim. Gerçekten yazdığımızda ne oluyor? Bir gün iki gün konuşulup unutuluyor. Bazen ölüm yıldönümlerinde hatırlanıyor. Aslında onu da bir kişi hatırlıyor. Geri kalan ondan görüp gururla paylaşıyor. Bakın hatırladım diyor ama hatırlattığı tek şey duyarsızlığıyla yaptığı duyardan başkası değil…

 

Masayı topladıktan sonra bilgisayarımı ve bakkaldan aldığım atıştırmalıklarımı alıp odama çekildim. Kitaplığım okunmayı bekleyen kitaplarla dolu iken ben dizi izlemeyi tercih ediyordum, her zaman olduğu gibi. Saçma sapan bir yabancı diziye tutulup kaldım. Annem odaya girdi ve yatacaklarını, bir şeye ihtiyacım olup olmadığını sordu. Yemekten sonra ilk kez o zaman baktım saate, yarın olmuş da ruhum duymamış. Dizinin sürükleyiciliğine mi kapıldım bilmiyorum ama bırakmaya hiç niyetim yoktu. Bugün sabah ezanı okunmadan uyku, rüya, hayal ve dinlenmeyi unutmalıydım.

Dinlenmek mi, tek vasfı bakkala çıkmak olan bir birey neden dinlensin ki?

Hayatıma hiçbir katkısı olmayacak bir diziyi neden günlerce izliyorum?

Neden açıp da bir kitap okumuyorum?

Yaşayacağım geleceğe neden bir fidan bile dikmiyorum?

Ya ben neden bir halta yaramıyorum?

Dur bir dakika…

Hayır hayır, saçmalama; düzene laf etmeyeceğim. Çünkü sözlerim hiçbir şeyi değiştirmiyor. Sadece bir an düşündüm de…

Ulan harbiden BOŞA YAŞIYORUZ.