ÇAĞLAR

Şu gözleri unutmayın.

Şu bakışı ömrünüzün sonuna kadar saklayın.

Zira bu bakış sizin vicdanınız. Bu bakış yitip giden bir çocukluğun, kaybedilen hayatın, tutunamamış bir insanın, önyargılar arasında sönüp gitmiş bir geleceğin bakışı.

Bu bakış sizin ne kadar ayrıcalıklı olduğunuzun göstergesi. Kaderinizin aslında pek çoklarına nazaran yaver gittiğinin kanıtı.

Çağlar,

Öyle zor değil onu okumak. Dili şiirsel, üslubu akıcı. Zor olan tek şey var bu kitaba dair. Empati yapmak. İnsan kendini Çağlar’ın yerine koyduğunda aklını yitirme noktasına geliyor. Bunca şeye rağmen hâlâ inatla nasıl tertemiz kalabildiğini okuyup şaşırıyorsunuz. Bazı yerlerde kahkahalar, bazı yerlerde şehvete kapılıyorsunuz.

Belki de en çok, görünenin ardında görünmeyen karanlık suretlerin varlığını anlayınca, mideniz bulanıyor, kitabı kapatıyorsunuz.

Sonrası sadece derin bir nefes.

Gözlerinizi nerde kapatmışsanız, o korunaklı mevkide yeniden açıyorsunuz. Çağlar, sizden çok uzak bir kurgu suretmiş gibi geliyor size ama yolunda gitmeyen bir şey var. İşte: Nereye baksanız onun gözleriyle karşılaşıyorsunuz.

Toplu taşımada size bakıyor Çağlar. Bir cafede karşı masanızda çayını yudumluyor. Bir okulda tedirgin bir çığlıkla başka çocuklardan kaçıyor. Bazen gazetelerin üçüncü sayfasında bir haber olarak çıkıveriyor karşınıza, bazen sevdadan anlamaz taş kalpli birinin suretinde zuhur ediveriyor.

Çağlar bir farkındalık size.

Başınızı nereye çevirirseniz, orada karşınıza çıkıyor.

Mektuplardan oluşan bu kısacık kitap gerçek yaşamın ta kendisi.

Çağlar Kafein Yayın’dan yakında piyasaya çıkıyor.

Vicdanınız hâlâ nefes alıp veriyorsa şu bakışa ve mektuplar dolusu serzenişe, empatiye, farkındalığa, aydınlığa, geleceğe gözlerinizi kapamayın.

Çağlar sizi bekliyor.