Çokomelli “Gini” Katsayısı

“Küçük Amerika: Türkiye
Büyük Türkiye: Amerika”

başlıklı yazımdan sonra, özel bir şirketin finans işlerinden sorumlu arkadaşım mesaj yoluyla bana ulaştı. Amerika’yla Türkiye’yi gelir dağılımı açısından eş tutmakta insafsızlık ettiğimi, zaten edebiyatçı bir adamın ekonomiden anlamayacağını, kendince nazik bir üslupla dile getirdi.

Sağ olsun.

Elbette edebiyatçı bir adam ekonominin terimsel karmaşasından, grafiklerin zihin boğan çizgilerinden, makalelerin o gösterişli “abstract” diye başlayan İngilizce girişlerinden bir halt anlamaz. Beni bir edebiyatçı olarak değil de toplumun alt kısmında kalmış, gelir dağılımındaki adaletsizliği bizzat yaşayan bir vatandaş olarak görmesini umut ederdim.

Kibar ifadeyle bana, “Sen git edebiyatını yap, bunlar seni aşan konular!” demeye getirdi.

Konu olarak beni aşsa da sonuçları bakımından bizi teğet geçmediği aşikâr. Sanırım bunun bilincinde değil.

Gini Katsayısı” Nedir?

Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımının daha adil yapıldığını; bire yaklaştıkça gelir dağılımındaki adaletsizliğin büyüdüğünü gösteren bir terim Gini Katsayısı. Hani, okuduğum için bunu o meşhur “abstract” diye başlayan akademik makalelerden biliyorum. Birbirlerinden kopyala yapıştır yaparak ortaya koydukları klasik grafiklerden biliyorum. Ben de arkadaşın eleştirisi ve kibarca yaptığı “Git kendi işinle uğraş!” uyarısına yine onların hazırladığı bir tablo ile yanıt vermeyi elzem gördüm.

Ekonomiden anlamayan biri olabilirim ama iyi kötü kendimce yorum çıkarabileceğim tablo okuma kabiliyetim var. OECD ülkleri arasında özellikle Türkiye ve Amerika’nın 1’e en yakın ülkeler olduğu hemen bütün tablolarda alenen ortadayken, yani gelir adaletsizliği en çok bu ülkelerdeyken sanırım Türkiye’yi Amerika’ya, Amerika’yı Türkiye’ye benzetmekte çok da haksız değilim.

Sevgili arkadaşımın hâlâ eleştirileri olacaksa bana “abstract”larla değil de mala anlatır gibi anlatmasını rica ederim. Malum biz edebiyatçılar rakamlardan, sayılardan, eğrilerden anlayan kişiler değiliz. Bizim bildiğimiz tek eğri, Cem Yılmaz’ın “Paraçokomel Eğrisi” ya da eski maliye bakanımızın “çokomelli” ekonomi tatlıları. Dışı muhteşem güzellikte bir pasta ama içi saman yığını.

Bizim gibi mallara da zaten saman yaraşır sevgili dostum.

Çokomelli gelir dağılımları dilerim.