Devrimin Ayak Sesleri: Ludwig Van Beethoven

Flaman asıllı Ludwig Van Beethoven 16 Aralık 1770 yılında Almanya’nın Bonn kentinde doğdu. Veremli bir anne ve alkolik bir baba ile yaşayan Beethoven’ın çocukluk dönemi bir hayli zor geçmiştir. Babası Bonn kentinin saray korosunda tenor olarak çalışmaktaydı. Hal böyle olunca babası Beethoven’ı küçük yaşta, kendi baskıcı eğitim anlayışıyla birlikte müzik ile tanıştırdı. 1779 yılında sarayın orgcusu olan Nefee’den dersler almaya başlamıştır. Tam 4 yıl sonra yani henüz 13 yaşındayken ilk bestesinin yayınladıktan hemen sonra ise saray orkestrasına girmiştir. 1787 yılında Viyanaya gitmiş ve burada Wolfgang Amadeus Mozart’ın öğrencisi olmuştur. Söylenene göre sevgili Mozart, genç besteci için şunu söylemiştir: ” Bu çocuğa dikkat edin. Bütün dünya onun önünde ayağa kalkacak.”

On sekizinci yüzyılın sonlarına gelindiğinde her kesimi derinden etkilediği gibi müzikte demokratlaşma hareketine neden olan Fransız devrimini hakkında da konuşmamız gerekiyor. Fransız devrimi boyunca müzik, sadece sarayların ve salonların içerisinde yer almaktan çıkıp halka maal olmaya başlamıştı. Burada halka inmek deyimini kullanmak istemiyorum. Çünkü böyle söylenildiği takdirde müzik en önemli unsurunu yani evrensellik öğesini kaybeder. Konumuza dönücek olursak bu süreç boyunca milli şarkılar, dindışı kantatlar ve bunların söylenmesinde kullanılan korolar artık kamuya ait duyguların simgesi haline gelmişti. Eşitlik ve özgürlük tutkusu olan Beethoven aynı zamanda bir napolyon fanatiğiydi. Üniversiteye yeni başladığı bu yıllarda Fransız devrimi fanatiği ve Alman edebiyatı hocası olan Schneider ile tanışır ve zihniyetinin çerçevesi de tam burada şekil alır.

1792 yılında Viyanaya yerleşen Beethoven kısa sürede bu yerde ilgi toplamaya başlar. Beethoven burada önce Franz Joseph Haydn ile sonrasında Schenk, Albrechtsberger ve Salieri ile kompozisyon çalışmıştır. 1795 yılında Viyana’da Burgtheater’da halka açık ilk konserini veren Beethoven, kazandığı bu büyük başarıdan sonra Dresden, Nürnberg, Prag ve Berlin’de konserler vermiş, Berlin’de kral Friedrich Wilhelm’in sarayında çalmıştır. Kariyerinin zirvede olduğu bu yıllar aynı zamanda maalesef  Beethoven’ın işitme kaybının başladığı yıllardı. Lakin Beethoven 1802 yılına kadar sağırlaşmakta olduğunu ustalıkla gizleyerek konserlerini sürdürmüştür.
1803 yılında Eroica (Kahramanlık) adlı eseri her ne kadar eleştirmenler tarafından yerilse de Beethoven bunlara aldırmamıştır. Sonuçta Beethoven’ın müziği “en güzele ulaşma çabasının” bir sonucudur. Aslında nerede değil nereye gittiğidir önemli olan. Yani mükemmeliyetçiliğe giden yoldur.  1805 yılında Fidelio operasını yazmış lakin bomboş bir salonda temsil edilmiş ve üçüncü gün afişleri kaldırılmıştır. Ardından 6 senfoni, Fidelio operası, Ayışığı, Pastoral ve Waldstein gibi bir çok ünlü eserini bu zamanlarda yazmıştır. 1814 yılında Viyana Kongresinde kendisine nişanlar, ödüller verilmiştir. O artık Avrupa’nın en büyük bestecilerinden biri haline gelmişti. 1819 yılına gelince ünlü eserlerinden biri olan Missa Solemnis’i bu yıllarda yazmaya başlar. Bu arada şunu da atlamamak gerek. Ünlü italyan besteci Gioachino Rossini de bu yıllarda hayranlığı iletmek için Beethoven’ın ziyaretine gelir.

İşitme duyusunun tam olarak ne zaman kaybolduğuna gelirsek 1809’da ağırlaşmaya başlayan bu durum 1819 yılında ise onu tamamen sağır etmiştir. Hatta 1824 yılında 9.Senfoni’nin ilk seslendirilişini yönetirken eser bitiminde arkası dönük bir şekilde onu çılgınlar gibi alkışlayan seyircilerden bir haber olan Beethoven, sanatçılardan biri onu elinden tutup seyircilere döndürdüğünde başarısının onaylandığını anlamıştır. Son büyük konserini de bu yılda yani 1824’de gerçekleştirmiştir.  Bu konserde Missa Solemnis’den parçalar ve 9.Senfoni’nin tümü seslendirilmiştir. 1826 yılında 10.Senfoni için çalışmaya başlasa da yakalandığı siroz hastalığı onu giderek zorlamaktaydı. Çok geçmeden 26 Mart 1827 yılında Viyana’da hayata gözlerini yumdu. 29 Mart 1827 günü, cenazesi o güne dek hiçbir sanatçıya gösterilmemiş bir görkem ile 20.000 kişinin katılımı ile kaldırılır.

Kaynakça: Ahmet SAY- Müzik Tarihi, İlhan MİMAROĞLU- Müzik Tarihi