EN YAKINDAKİ SUÇLU: ÇOCUKLARA YÖNELİK CİNSEL İSTİSMAR VE ENSEST

İlk yayım linki: https://kafeindergi.com/guncel/cocuklara-yonelik-cinsel-istismar-ve-ensest/.html

Derleme, Mayıs 2020


ÖZ  

Çocuklara yönelik cinsel istismar ve bunun bir türü olan ensest, her toplumda ve her dönemde genellikle üstü örtülen bir suçtur. Toplumdaki bu üstünü örtme eğilimi istismarın ortaya çıkmasını, mağdur için hak arama yollarına başvurulmasını, mağdurun devamlılığı olan istismara maruz kalmaktan kurtulmasını, suçluların cezalandırılmasını engellemektedir. Bu yazıda görmezden gelinen çocuğa yönelik cinsel istismar ve ensest gerçeğinin yaygınlığına, vakaların özelliklerine ve hukuki yaptırımlara dikkat çekilmiştir.

ANAHTAR KELİMELER: Çocuk, cinsel istismar, ensest


GİRİŞ

Cinsel istismar, cinsel tacizden farklı olup,  ”henüz cinsel gelişimini tamamlamamış çocuk ya da ergenin, bir erişkin tarafından cinsel gereksinimlerini karşılamak için kullanılması’’ olarak tanımlanmaktadır.(1)

TCK’nın ‘’Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar’’ başlıklı 6. Bölümünde yer alan 103. maddenin birinci fıkrasının a ve b bendine göre cinsel istimar deyiminden; ”15 yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış   ve  diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar’’  anlaşılır.

İstismarın çocukla arasında kan bağı ve evlenme yasağı bulunan kişi tarafından gerçekleştirilmesi ”ensest’’ kapsamına girer.

Araştırmalara baktığımızda her üç-dört kızdan ve her altı erkekten birinin 18 yaşından önce cinsel istismara maruz kaldığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz.(2) Erkek çocukları kız çocuklarından erken yaşta cinsel istismara uğramaktadır.(3) Bu vakaların %75-90’ında istismarcı çocuk tarafından tanınan ve çocuğun güvendiği kişilerdirİstismar en çok aile üyeleri, çocukla ilgilenen bakıcı gibi kişiler, öğretmen  ve yakın çevredeki insanlar tarafından gerçekleştirilir.(4) Büyük çoğunluğu gizli tutulsa da, bilinen vakaların %30’u ensest vakasıdır.(5)

Ailelerin olayı  kapatma eğilimleri gerçek vaka sayılarına ulaşılmasının önüne geçmektedir. Özellikle aile içi cinsel istismarda ve mağdurun erkek olduğu vakalarda bu eğilim daha yoğun gözlemlenir.

İstismar iki başlıkta toplanır: dokunma olmaksızın yapılanlar (laf atma, teşhircilik, çocuğun cinsel ilişkiye tanıklık etmesi, pornografik izletmeler, röntgencilik vb.) ve dokunma ile gerçekleştirilenler (fuhuşa zorlama, ırza geçme, ensest vb.).(6)

İstismara giden evrelerden ilki, istismarcının cinsel uyarılmadan (fantezi kurma, mastürbasyon vb.) sonra  öfke ve depresyon yaşamasıdır. Bundan sonraki evrede istismarcı çocuk pornografisi izleme gibi davranışlara yönelir. Ve asıl riskli dönem başlar: istismarcı çocukların olduğu ortamlara yönelir, hedefini seçer ve istismarı planlar. Çocuğun güvenini sağlamaya yönelir ve istismarı gerçekleştirir. Kaygı ve korku başlayınca istismarcı durumu normalleştirmeye çalışır ve istismara devam eder.

Ensest vakalarında ise olay örgüsü şu şekildedir: istismarcı çocuğu cinsel etkileşim için kandırmaya çalışır ve cinsel etkileşim dönemi başlar. İstismarın gerçekleşmesiyle çocuğu kimseye söylememesi için tehdit eder, çocuğu bir sırları olduğuna ikna eder ve korkutur; böyle başlayan gizlilik döneminin ne kadar süreceği aileye, kişilere ve çocuğa göre değişmektedir.(7)

Ensest vakalarının %70’inde suçlu babalardır.(8) Bu tip vakalarda baba dışarıdan çok normal, saygın, akıllı ve güvenilir görünen, evli ve çocuk sahibi kişilerdir.(9) Aile içinde ise hakimiyet kurma eğiliminde oldukları görülür. Diğer istismarcıların %15’i öz ağabey, %17’si yakın akraba, %28’i uzak akrabalardır.(11)

Anne çoğunlukla istismarı farkındadır ve boyun eğen kişilik yapısına sahip, ekonomik bağımsızlığını eline alamamış, çevre baskısından çekinen, korkan kişilik yapısına sahiptir. Bu annenin istismarı gizleme eğiliminde olmasını tetikler. Çocuğun annedeki bu eğilimi hissetmesi istismarı söylememe sebeplerinden biridir.(12) Çünkü çocuk istismarı kademeli olarak, çoğunlukla annenin tepkilerine göre anlatır.

Yapılan çalışmalara baktığımızda çocukken istismar edilmiş kadınların bu yüzden suçludan çok annelerine öfkeli oldukları görülmektedir.(13)

Çocuğun istismarı söylememe sebepleri arasında; kimsenin inanmayacağını düşünmesi, çok soru sorulacağından korkması, herkese olduğuna inanması ve normalleştirmesi, bunun yanlış olduğunu bilmemesi, dışlanmaktan çekinmesi, artık sevgi görmeyeceğine inanması eklenebilir.(5) Bu ve benzeri sebeplerle suçu anlatamayan çocuk, durumu kabul eder ve yaşadığı şeye kendisinin sebep olduğuna inanmaya başlar.(14)

İstismar sonrası çocukta yaş geriliği belirtileri (parmak emme, altına kaçırma vb.), yaşının gereğinden fazla cinsel bilgiye ve meraka sahip olma, davranışlarda cinsel içerikli temaların olması, yabancılardan korkma, güvende hissettikleri yer ve kişilerden ayrılmayı istememe, utanma, korku, suçluluk duygusu, içe kapanma, mastürbasyon yapma, stres, intihar girişimi, sürekli el ve beden yıkamaları, çıplak durmaktan ve dokunulmaktan rahatsız olma, okula devam etmeme, evden kaçma gibi durumlar gözlenebilir.(3),(7),(15)

Özellikle aile içindeki istismarın ortaya çıkması sonucu suçlu tarafından sık kullanılan savunma yöntemleri başlıca inkar, mantıksızlaştırma ve küçümsemedir.(13) Etrafımıza şöyle bir baktığımızda, cinsel istismara uğradığını kendince anlatmaya çalışan bir çocuğun saçmaladığının düşünülmesini sağlamak çok da zor değildir.

”Kendimi kirli hissediyorum.’’ , ”Amcamla benim bir sırrımız var.’’ gibi istismara dair olabilecek söylemler de çoğu zaman büyükler için önemsiz görülür. Suçluların istismarı ortaya çıkarmamak için kullandıkları silah çocuğu tehdit etmekken, istismar ortaya çıkmışken kullandıkları silahlar mantıksızlaştırma, önemsiz görünmesini sağlamadır.

Araştırmalara baktığımızda cinsel istismarın ortaya çıkmasından sonra hak arama yollarına başvurmak yerine evlendirmeyi ”çözüm yolu kabul etmiş’’ ailelerin olduğunu görüyoruz ve ne yazık ki sayıları az değil. Gencer ve arkadaşlarının(14) yaptığı araştırmada 139’u aile dışı, 43’ü aile içi cinsel istismara uğramış 182 çocuğun dosyası geriye dönük olarak incelenmiştir. Aile dışı cinsel istismara uğramış çocukların %5.1’i , aile içi cinsel istismara uğramış çocukların %2.3’ü resmi ya da dini nikahla evlendirilmiştir. Aynı çalışmada adli bildirmeden sonra ensest vakalarındaki vazgeçme oranının, aile dışı cinsel istismar vakalarından daha fazla olduğu bulunmuştur.

”Rızası vardı’’ cümlesi neredeyse cinsel suç işlemiş her suçlunun kullandığı bir savunma mekanizmasıdır. Oldukça başarılıdır da; bu iki kelimeyi duyan toplum -genellikle- mağdura şüpheyle bakar. Neyse ki kanun çocukları toplumun ellerine bırakmamış ve çocuğa karşı işlenmiş cinsel suçta, çocuğun rızasının suçu oluşturmaya engel olmayacağını kabul edilmiştir.

HAK ARAMA YOLLARI VE İLGİLİ BAZI MADDELER

Herkes işlenen suçu bildirmekle yükümlüdür. Suçu bildirmeme TCK’nın 278. maddesinde düzenlenmiş, 3. fıkrada mağdurun 15 yaşını bitirmemiş çocuk olması halinde verilecek cezanın yarı oranda arttırılacağı belirtilmiştir.

TCK 279. maddede kamu görevlilerinin suçu bildirmemesi konusu düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: (1) Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun, adlî kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Gözle görülür bulgusu olmayan ya da ebeveyn tarafından fark edilmeyen istismar çoğu zaman doktor muayenesinde fark edilir. Sağlık çalışanlarının hasta gizliliği sebebiyle suçu ihbar etmekte kararsız kaldığına da rastlanabilir. TCK’nın 280. maddesi bunun önüne geçmektedir. Bu maddeye göre tabib, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişiler; ”görev sırasında bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık meslek mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’’ hükmüne tabiidir.

İhbar ve şikayet CMK’nın 158. maddesinde düzenlenmiş olup, ilgili maddeye göre:

 (1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.

(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

(3) Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.

(4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.

”Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” TCK’nın 6. Bölümünde düzenlenmiştir:

TCK’nın 102. Maddesinde cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal etme suçu müeyyidelendirilmiş ve 3. Fıkranın c bendinde, suçun üçüncü derece dahil kan ve kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi halinde 1 ve 2. Fıkrada belirtilmiş cezanın yarı oranda arttırılarak verilmesi düzenlenmiştir.

TCK’nın Çocukların cinsel istismarı başlıklı 103. maddesine göre: 

(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.

(3) Suçun;
a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,
d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

TCK’nın Reşit olmayanla cinsel ilişki başlıklı 104. maddesine göre:

(1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.

TCK’nın Cinsel taciz başlıklı 105. Maddesine göre:

(1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Suçun;
a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
e) Teşhir suretiyle,
işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

SONUÇ

Çocuğa karşı işlenen cinsel suç, cinsel taciz değil cinsel istismar olarak adlandırılır. Çocuk istismarı sık yaşanan fakat aile içinde gerçekleşmiş olması, mağdur erkekse mağdurun erkek olması, ailelerin kapalı tutum sergilemesi, ebeveynlerin çekingen davranması gibi faktörler sonucu ortaya az çıkan bir suçtur. Ailelerdeki bu kapalılık suçlunun ceza almamasına sebep olmaktadır. Suçlular büyük oranda akraba, arkadaş, bakıcı gibi yakın çevreden kişilerdir ve bu istismarın ortaya çıkmasını zorlaştırır.

Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar TCK’nın 6. bölümünde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre cinsel istismar, cinsel tacizden çok daha ağır bir suçtur.

Suçun akrabalarca, yakın çevrece işlenmesi suçu ve cezayı ağırlaştırır.

İhbar ve şikayet TCK’nın 278, 279 ve 280. maddelerinde, CMK’nın 158. maddesinde düzenlenmiş; suçu ihbar etmeme de suç kabul edilmiştir.

Bir suçun mağduru olana kadar suçu görmezden gelme, mağdurları ayıplama hatta yok sayma alışkanlığımızdan kurtulup; bu suçun her gün onlarca çocuğa karşı işlendiği gerçeğiyle yüzleşmeliyiz.

Tanımadığınız hiçbir şeyle mücadele edemezsiniz, suçu tanımak zorundasınız. Bugüne kadar konuşulması, yazılması ayıplanmış şeylerin tartışılması; mücadele için mecburidir. Tabulardan kurtulun, sorun ve anlatın.

KAYNAKÇA

(1) Ahmet Hamdi Alpaslan Çocukluk Döneminde Cinsel İstismar, Kocatepe Tıp Dergisi 2014;15(2):194-201

(2) Rana Yiğit Çocukların Cinsel İstismarı ve Ensest 2004 , Yüksel Ş. Çocuk tacizcisinin profili yok http://www.hurriyetim. com.tr/haber 2002

(3) Şimşek ve ark. Türkiye’de Çocuk Cinsel İstismarı: Gözden Geçirme Çalışması, Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Dergisi 2013;4(14):39-48

(4) Ayşe Kılıç, Mustafa Özçetin Çocuk İstismarı ve İhmalini Önlemede Kanıta Dayalı Yaklaşımlar, Fırat Tıp Dergisi 2018;23(3):107-112

(5) Rana Yiğit Çocukların Cinsel İstismarı ve Ensest 2004

(6) Rana Yiğit Çocukların Cinsel İstismarı ve Ensest 2004 , Uysal A. Çocuk İstismarı Ve İhmalinin Belirti ve Risklerini Tanılamada Hemşire Ve Ebeveynlerin Bilgi Düzeylerinin Saptanması 1998

(7) Gizem Uslu Çocuk İhmal ve İstismarı Alanında Çalışan Profesyonellerin Sunulan Hizmetlere ilişkin Değerlendirmeleri, Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Hizmet Anabilim Dalı Yüksek Linsans Tezi 2019

(8) Rana Yiğit Çocukların Cinsel İstismarı ve Ensest 2004, Sözen Çocuk istismarcıların çoğu tanıdık kişilerdir. http://www.hurriyetim. com.tr/haber 2002

(9) Rana Yiğit Çocukların Cinsel İstismarı ve Ensest 2004 , Munro K Incest and child sexuality abuse: Definitins, perpetrators, victms, and effects. KaliMunro.com , 2000

(10) Rana Yiğit Çocukların Cinsel İstismarı ve Ensest 2004, Kemerli N Çocuklara yönelik cinsel taciz: Erk tüccarları. Kadınlar Dünyası (7):5-7, 2000

(11)  Alanur Çavlin Bozbeyoğlu,  Ece Koyuncu, Filiz Kardam, Altan Sungur Ailenin Karanlık Yüzü: Türkiye’de Ensest, Sosyoloji Araştırmaları Dergisi Bahar 2010;13(1):1-37

(12) Rana Yiğit Çocukların Cinsel İstismarı ve Ensest 2004 Asma T. Çocuk Ensesti Kafasında Yaratmaz: Kadınlar Dünyası 2000; (7):12-13

(13) Okan İbiloğlu ve ark. Çocukluk Çağı Cinsel İstismar ve Ensest Olgularına Çok Yönlü Bakış , Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar 2018; 10(1):84-98

(14) Gencer ve ark. Çocuk ve ergenlerde aile dışı ve aile içi cinsel istismar olgularının karşılaştırılması, Anadolu Psikiyatri Dergisi 2016; 17:56-64

(15) Zeki Karataş Çocukların Cinsel İstismardan Korunmasında Çocuk Adalet Sisteminin Önleyici Fonksiyonu, Türkiye Sosyal Hizmet Araştırmaları Dergisi 2018; 2(2):130-147