Evrim Hakkında Sıkça Sorulan Sorular – 2

  1. Maymunlardan mı evrimleştik?

İnsanlar halk arasında yanlış bilindiği şekliyle modern maymunlardan evrimleşmedi. İnsanlar, bonobo, şempanze, goril, gibon ve orangutanla birlikte Hominoidea (İnsansılar) süper familyaya dâhildir. Yani günümüzde yaşayan maymun türleri bizim atalarımız değil kuzenlerimizdir. Bunlardan şempanze ve bonobo %99’luk gen ikizi olarak insanın yaşayan en yakın akrabalarıdır. İnsan ile şempanzenin ortak atası yaklaşık 6 milyon yıl önce yaşamıştır. Kısa bir süre sonra, türler iki ayrı soyu oluşturdu ve bu soylardan biri nihayetinde gorillere ve şempanzelere, diğeri ise hominid adı verilen erken insan atalarına dönüştü.

  1. İnsanlar nasıl gelişti?

En eski insansı türler, modern Afrika maymunlarıyla paylaştığımız atadan 5-8 milyon yıl önce ayrıldığından beri, onlarca insan benzeri canlı türü dünyaya geldi. Bu hominid türlerin çoğu yakın akrabadır, ancak modern insanların atası değildir. Çoğunun başka türlere evrimleşmeden nesli tükendi. Ancak bugün bilinen soyu tükenmiş hominidlerden bazıları, neredeyse kesinlikle Homo sapiens’in yani bizlerin doğrudan atalarıdır. Var olan türlerin toplam sayısı ve aralarındaki ilişkiler hala tam anlamıyla bilinmemekle birlikte, yeni fosiller bulundukça resim daha net hale geliyor. İnsanlar, Dünya’daki tüm yaşamın evrimini yöneten aynı biyolojik süreçlerle evrimleşti.

  1. Kültür, evrimin bir sonucu mu?

Bir toplumun kültürü birikmiş öğrenilmiş davranışlarından oluşur. İnsan kültürü, en azından kısmen sosyal yaşama ve dile dayanır, ancak bir türün dili icat etme ve kullanma ve karmaşık sosyal davranışlarda bulunma yeteneği biyolojik bir temele sahiptir. Bazı bilim insanları, dilin kalıcı sosyal ilişkiler kurmanın bir yolu olarak geliştiğini varsaymaktadır. Dedikodu kadar rahat bir iletişim biçimi bile ustaca bir sosyal araç sağlar: Birdenbire, başka türlü asla bilemeyeceğimiz önemli bilgilerin farkına varırız. Bilgi, evrimsel bir perspektiften bakıldığında, başarısızlık ve başarı arasındaki fark anlamına gelebilir. Dolayısıyla, evrimsel güçlerin, sosyal etkileşim ve kültürün gelişimi için insan kapasitelerinin gelişimini etkilemiş olması kesinlikle mümkündür. Bilim insanları evrimin kültürdeki genel rolü konusunda hemfikir olma eğilimindeyken, spesifik katkıları konusunda hala büyük bir anlaşmazlık var.

  1. Modern insanlar ve Neandertaller arasında nasıl bir ilişki var?

Türümüzle 100.000 yıldan 28.000 yıl öncesine kadar bir arada yaşayan yakın insansı akrabalar olan Neandertallerle nasıl akraba olduğumuz hakkında büyük tartışmalar var. Bazı veriler, anatomik olarak modern insanların Afrika dışındaki bölgelere dağıldığında, bunu birçok farklı bölgede küçük gruplar halinde yaptıklarını gösteriyor. Bir hipoteze göre, insanlar Neandertallerle birleşti ve melezleşti; bu fikir doğruysa, tüm modern Avrupalılarda küçük bir Neandertal geni olduğu anlamına geliyor. Bununla birlikte, diğer veri kümelerine dayanan bilimsel görüş, anatomik olarak modern insanların Afrika dışına hareketinin daha büyük ölçekte gerçekleştiğini gösteriyor. Hipoteze göre, modern insanlar kaynaklar için Neandertalleri geride bırakarak onları yok olmaya itti. Nitekim günümüzde şempanzelerle ortak atalarımızdan bu yana yaşayan birçok insansı türün yok olduğu ve sadece bizlerin kaldığı gerçeğiyle karşı karşıyayız.

  1. İnsanların tek hücreli organizmalarla ortak yönü nedir?

Evrim, tüm canlıların tek bir ortak atadan zamanla değişimini anlatır. “Hayat ağacı” bu kavramı göstermektedir. Her dalın ucunda başka dallar vardır ve bir bütün olarak ağaç ortaya çıkar. Bir türü diğerinden ayıran çatallar, bu türler tarafından paylaşılan ortak ataları temsil eder. İnsanların tek hücreli organizmalarla ilişkililiği söz konusu olduğunda, biri insan dalının ucundan, diğeri tek hücreli bir organizmanın dalının ucundan başlayan iki farklı yol boyunca yapılacak bir yolculuk bize bir sonuç verecektir. Bu iki tür arasındaki ilişki ağacın dibine yakın bir çatala denk gelecektir. Bu yolculuk, yol boyunca sayısız başka çatal ve dalı aşacak ve belki de bir milyar yıldan fazla bir evrimi kapsayacaktır. Tüm bunlar en farklı canlıların bile birbirleriyle ilişkili olduğunu, tüm yaşamın birbirine bağlı olduğunu gösteriyor.

  1. Kambriyen patlamasında ne oldu?

Yaşam, Kambriyen’den 3 milyar yıldan fazla bir süre önce başladı ve kademeli olarak çok çeşitli tek hücreli organizmalara dönüştü. Prekambriyen döneminin sonlarına doğru, yaklaşık 570 milyon yıl önce, fosil kayıtlarında sünger ve denizanasına benzeyen omurgasızlar da dâhil olmak üzere bir dizi çok hücreli form ortaya çıkmaya başladı. Kambriyen başladığında, omurgasızların temel vücut planlarının çoğu bu Prekambriyen formlarından ortaya çıktı. Jeolojik anlamda nispeten hızlı bir şekilde ortaya çıktılar (10 milyon ila 25 milyon arası). Bu Kambriyen biçimleri modern omurgasızlarla özdeş değildi, ancak onların ilk atalarıydı.

  1. Neden bazı türler hayatta kalırken diğerleri yok olur?

Tükenmeye genellikle çevresel koşullardaki bir değişiklik neden olur. Koşullar değiştiğinde, bazı türler hayatta kalmalarına ve çoğalmalarına izin veren adaptasyonlara sahipken diğerleri yok olur. Çevre yeterince yavaş değişirse, türler bazen birçok nesil boyunca gerekli adaptasyonları geliştirir. Bununla birlikte, koşullar bir türün gelişebileceğinden daha hızlı değişirse ve bu türün üyeleri, yeni ortamda hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları özelliklere sahip değilse, olası sonuç yok olma olacaktır.

  1. Evrim artan karmaşıklığa doğru mu ilerliyor?

Dünyada yaşamın başlangıcından bu yana geçen yaklaşık 3,8 milyar yıl içinde evrim, birçok karmaşık organizma ve yapıyla sonuçlandı. İnsan beyni ve stereoskopik gözler sadece iki örnektir. Aynı zamanda, birkaç milyar yıl önce ortaya çıkan yosun, bakteri, maya ve mantar gibi daha basit organizmalar sadece varlığını sürdürmekle kalmaz, aynı zamanda gelişir. İnsanlar gibi karmaşık organizmaların yanı sıra tek hücreli organizmaların varlığı, belirli bir soydaki evrimin karmaşıklığı artırmaya doğru ilerlemediğini kanıtlıyor. Daha karmaşık organlar avantajlı olduğunda, karmaşık organlar ortaya çıkmıştır.

  1. Maymunlar, başka bir insan benzeri yaratığa dönüşebilir mi?

Milyonlarca yıl içinde günümüz maymunlarının başka insan benzeri türlere dönüşmesi mümkündür. Ancak bu çok olasılık dışıdır. Her şeyden önce, insanlar bugün maymun olarak bildiğimiz hiçbir türden evrimleşmedi. 5 ila 8 milyon yıl önce bir noktada, insanların ve modern maymunların ortak atası, bugün bildiğimiz iki ayrı soyu oluşturmak için ayrıldı. Bu soyların sonundaki türler, milyonlarca yıllık seçilim baskıları ve genetik mutasyonların çok özel bir kombinasyonunun bir sonucudur. Aynı kombinasyonun bir daha meydana gelmesi pek olası değildir.

  1. İnsanlar evrim sürecini etkiliyor mu?

Çoğu bilim insanı, insanların antibiyotik ve pestisit direncinin yükselişinden yok olma oranındaki büyük ölçüde insan kaynaklı artışa kadar evrim sürecini büyük ölçüde etkilediği konusunda tartışmasız bir şekilde hemfikirdir. Evrim süreci üzerindeki etkimiz, kendi türümüzün evrimine bile uzanıyor. Teknoloji ve kültür bizi evrimi yönlendiren seçici baskılardan büyük ölçüde korudu ve birçok insanın (Özellikle tıbbi müdahale olmaksızın üreme çağına kadar yaşamayacak olan gelişmiş ülkelerdeki) genlerini bir sonraki nesle aktarmasına izin verdi.

Diğer bilim insanları, teknoloji ve kültürün değiştiğini, ancak doğal seçilimin türümüz üzerindeki rolünü ortadan kaldırmadığını belirtiyor. Artık büyük avcılardan kaçma zorunluluğundan ziyade kalabalıklaşmaya, kirliliğe ve yeni hastalıklara uyum sağlıyoruz. İnsanlar gelecekte değişecek, ancak yeni, ayrı bir türe evrilmeleri pek olası değil çünkü artık hiçbir insan grubu, ulaşım sistemlerimiz göz önüne alındığında gerçekten izole değil. Genetik izolasyon olmadan, insanlar arasında türleşme için fırsat doğmaz.