GECENİN KÜÇÜK YILDIZI

9 yaşındaki sevgili okurumuz Meryem Betül ARVAS’ın kaleminden minik bir hikaye…

Yağmurlu bir bahar gecesiydi. Eda yağmurun sesiyle sanki hipnotize olmuştu. Bir anda yağmur durdu ve gökyüzünün tam ortasında bir ışık belirdi. Eda daha dikkatli bakınca onun bir yıldız olduğunu gördü. Eda hayal kurmak istedi, yatağına uzanıp hayal kurmaya başladı. Gördüğü yıldızı hayalinde düşünüyordu. Yıldız yavaş yavaş yaklaşıyordu. Tam yaklaştığı sırada yıldız konuşmaya başladı:

—Merhaba ben küçük yıldız. Dedi.

Eda yıldızın konuştuğuna inanamadı. Eda da yıldıza şöyle cevap verdi:

—Merhaba ben de Eda.

Sonra küçük yıldız Eda’yı şehrine götürmek istedi. Küçük yıldız Eda’ya sordu:

—Benimle şehrime gelmek ister misin?

Eda:

—Olur ama nasıl?

Küçük yıldız:

—Onu bana bırak.

Sonra küçük yıldız Eda’ya gözüne kapatmasını söyledi ve ikisi el ele tutuştular.

Küçük yıldız ona şöyle dedi:

—Küçük yıldızın şehrine, küçük yıldızın şehrine demelisin.

Hep beraber söylemeye başladılar: ‘Küçük yıldızın şehrine, küçük yıldızın şehrine’

Bir anda başka bir yere geldiğini gördü Eda:

—Neredeyim ben?

Küçük yıldız:

—Korkma benim şehrimdesin.

Eda, buranın ne kadar güzel olduğunu düşünüyordu. Burada hayat çok farklıydı. Çiçekler, böcekler, hepsi çok küçük ışık parçalarıydılar. Çok ışıklı bir şehirdi ama onların da bir sorunu vardı. Eda sordu:

—Bu şehrin ne sorunu olabilir ki?

Küçük yıldız:

—Bizim sorunumuz karanlık, dedi.

Eda:

—Karanlık size ne yapıyor?

Küçük yıldız:

—Bir yıldız vardı, kimseyle geçinemezdi. Bu yüzden ışığı söndü.

Eda, küçük yıldızın sözünü keserek:

—Eeee?

Küçük yıldız:

—Karanlık, kalbini kötüleştirdi ve herkesten daha güçlü olduğunu söyledi, herkese çok kötü davranmaya başladı.

Eda, küçük yıldızın şehrindekiler için çok üzüldü. Küçük yıldız, eda için bir yıldızevinde konaklamasını söyledi ve Eda da bunu kabul etti.

Küçük yıldız Eda için en güzel yıldızevini seçti ve Eda’yı o eve götürdü. Eda küçük yıldızın seçtiği evi çok beğendi. Eda için çok güzel yemekler hazırlanmıştı. Eda bütün yemekleri silip süpürdü. Tatlı olarak çok güzel bir tatlı verdiler. Eda verilen tatlıyı anlayamadı ve küçük yıldıza sordu:

—Küçük yıldız bana tatlı olarak verdiğiniz şey nedir?

Küçük yıldız:

—Bu tatlı çok özel bir dondurmadır, dedi.

Eda:

—Dondurmanın neyi özel olabilir ki? Diye sordu.

Küçük yıldız:

—Bunun içinde çok zor bulunan ‘ışık kara tozu’ bulunur. Bu ‘ışık kara tozu’ karanlığı yener.

Eda:

—Bu ışık kara tozu nerede bulunur?

Küçük yıldız:

—En yüksek dağın içinde bulunur.

Eda:

—Işık kara tozu kolay bir şekilde nasıl alınır?

Küçük yıldız:

—Maalesef kolay bir şekilde alınamaz. Ancak yıldız helikopteri ile hızlıca dağa gidebiliriz.

Eda:

—Olur, hadi gidelim, diyerek evden ayrılıp helikoptere bindiler ve dağa doğru yola çıktılar.

Helikopterde onlarla birlikte bir yıldız vardı. Eda sordu:

—Küçük yıldız, bu da kim?

Küçük yıldız:

—O benim arkadaşım. Adı da ateş yıldızı. Helikopteri o sürecek.

Eda:

—Gidelim o zaman.

Ateş yıldızı:

—Merhaba Eda.

Eda:

—Merhaba ateş yıldızı.

Ateş yıldızı:

—Yıldız helikopterine gelin de sizi biraz gezdireyim.

Küçük yıldız öne atıldı ve şunu dedi:

—Olmaz, bizim başka bir işimiz var.

Ateş yıldızı:

—Peki başka zaman sizi gezdiririm.

Eda:

—En yüksek dağın içinde ışık kara tozu varmış, bizim oraya gitmemiz gerekiyor.

Ateş yıldızı:

—Tamam ama neden?

Küçük yıldız:

—Neden olacak? Tabii ki de karanlığı yenmek için.

Eda, küçük yıldız ve ateş yıldızı en yüksek dağın içindeki mağaraya gitmek için yola koyuldular. Biraz zaman geçtikten sonra mağaraya ulaştılar ve mağaranın içine girdiler. Işık kara tozunu biraz aradıktan sonra ışık kara tozunu tanıyan küçük yıldız, hızlıca öne atıldı ve ‘BULDUK, BULDUK. IŞIK KARA TOZUNU BULDUK’ diye bağırmaya başladı.

Eda:

—Oley, oley. Karanlığı yeneceğiz!

Ateş yıldızı onları hızlıca yıldız helikopterine götürdü.

Eda:

—Küçük yıldız ışık kara tozunu aldın mı? Diye sordu.

Küçük yıldız:

—Korkmana gerek yok, ışık kara tozunu aldım, dedi.

Edanın içine bir su serpilmişti. Küçük yıldızın şehrine geldiklerinde küçük yıldızın babası yani Bilge yıldız küçük yıldıza şöyle sordu:

—Oğlum, ışık kara tozunu nereden buldunuz? Kardeşlerine gönderdim hiçbiri bulamadı.

Küçük yıldız:

—Baba, inanırsan her şey olur, dedi.

Küçük yıldız, Eda ve küçük yıldızın ailesi hep beraber yemek yediler. Eda ‘yemeğe ne katıyorsunuz’ gibi sorular soruyordu.

Herkes yemeğini yedi. Eda ve küçük yıldız karanlığı nasıl yeneceklerini düşünüyorlardı. Bilge yıldız onlara özel bir değnek verdi.

Küçük yıldız:

—Baba, bu değnek de ne? Diye sordu.

Bilge yıldız:

—Oğlum, bu değnek ışık kara tozunu serpmeye yarar. Bu olmadan ışık kara tozunu dağıtamazsın.

Küçük yıldız ve Eda çok yoruldukları için hızlıca uykuya daldılar.

Sabah saat 9.40’tı. Küçük yıldız, Eda ve Küçük yıldızın ailesi kahvaltı yapmak için sofrayı kurdular. Yemekler her zamanki gibi çok güzeldi. Kahvaltı bitince Eda ‘eşyaları hazırlayalım’ dedi.

Işık kara tozunu bir çuvalda, değneği ise ellerinde sımsıkı tutuyorlardı. Karanlıklar yıldızının yanına gitmek için yarım saat yürümeleri gerekiyordu. Yarım saat sonra korkunç bir mağara gördüler. Bu mağara karanlık yıldızın yaşadığı mağaraydı.

Küçük yıldız ve Eda hiç korkmadan içeri girdiler. Mağara çok karanlık olduğu için hiçbir şey göremiyorlardı. Ama neyse ki küçük yıldız ışık saçıyordu ve onun saçtığı ışıkla yollarını bulabiliyorlardı.

Küçük yıldız bağırdı:

—İŞTE KARANLIKLAR YILDIZI!

Eda:

—NEEEEEEE?

Karanlıklar yıldızı:

—Sizin burada ne işiniz var?

Eda:

—Herkese kötü davranıyormuşsun. Sana dersini vermeye geldik.

Eda:

—Hadi küçük yıldız değneği al ve ışık kara tozunu serp.

Küçük yıldız, ışık kara tozunu karanlıklar yıldızının üstüne serpmeye başladı. Karanlıklar yıldızı yavaş yavaş iyi bir yıldıza dönüşmeye başladı. Küçük yıldız:

—Galiba başardık, dedi.

Eda:

—YAŞASIN, BAŞARDIK! Dedi.

Karanlıklar yıldızının aslında adı Aydınlıklar yıldızı olduğunu duyunca Eda buna çok şaşırdı.

Aydınlıklar yıldızı:

—Hepinizden özür dilerim, beni affedin dedi.

Küçük yıldız:

—Senin bir suçun yok, karanlık seni hapsetmiş. Dedi.

Eda:

—Artık onu şehre götürelim mi?

Küçük yıldız:

—Tamam, götürelim. Dedi.

Küçük yıldız, Eda ve aydınlık yıldızı şehre adım atar atmaz herkes bağırmaya başladı.

Aydınlık yıldızı sordu:

—Benden mi korktular?

Küçük yıldız:

—Hayır, sevinçten bağırıyorlar.

Eda:

—Galiba şenlik var.

Diğer yıldızlar şarkı başlıyor diye bağırdılar:

   —–ŞARKI—–

Artık kötülük bitti.

Artık kötülük bitti.

Yaşasın şehrimiz daha aydınlık

Yaşasın şehrimiz daha aydınlık

Laylaylaylaylaylaylom

Laylaylaylaylaylaylom

Artık herkes birbirini

Çok ama çok çok çok seviyor.

Artık herkes birbirini

Çok ama çok çok çok seviyor.

HEY.

————-

Eda, Şarkıyı çok beğendiğini söyledi.

Eda:

—Küçük yıldız burada işim bittiğine göre artık dünyaya dönmem gerekiyor.

Küçük yıldız:

—Dünyaya dönmek için benimle el ele tutuşup ‘insanların şehrine insanların şehrine’ diyerek gözünü kapatmalısın.

Eda:

—Tamam, hadi yapalım, dedi. Ve gözlerini kapatıp bu sözleri söylemeye başladılar:

—İNSANLARIN ŞEHRİNE, İNSANLARIN ŞEHRİNE.

Eda, gözünü açtığında dünyada olduğunun farketti. Küçük yıldız ortalıkta yoktu. Eda, yaşadıklarının bir hayal olduğunu düşündü ama eline baktığında elinde ışık kara tozunu tutuyordu.

Eda yaşadıklarının gerçek olduğunu farkedince çok mutlu oldu ve arkadaşı küçük yıldızı, ailesini, ateş yıldızını hiçbir zaman unutmadı.

—————–SON———————