Geçmişten Günümüze Videolarla Türkiye – 1

İlk videomuz “Gençler Nasıl Evlenmeli?” TRT arşivinden izlediğiniz görüntüler 1976 yılına ait. Geçen neredeyse yarım asırda pek de bir şey değişmemiş gibi görünüyor. Bugün de kavgamız aynı. Kimisi iki gencin birbirini severek evlenmesinden yanayken kimileri “Olmaz canım! Kızım benim sözümden asla çıkamaz!” anlayışını sürdürüyor. Görücü usulü evlilik, gençlerden çok ailelerin birbirine uyumlu olması daha evla görünüyor. 40. saniyede “Küçük yaşta ziyan oldum gittim.” diyen ablamızın ses tonu yoruma gerek bile bırakmıyor.

İkinci videomuz 1977 yılına ait. Yiye TRT arşivinden. İlkokul öğrencilerin beslenme saatine ilişkin 2 dakikalık bir kesit video. İlk bakışta, çocuklarımızın beslenme alışkanlıkları için olumlu sonuçlar doğuracağına inandığımız bir yaklaşım gibi gözükse de aslında çocuklar durumdan şikâyetçi. 1 dk 27. saniyede kadraja giren ufaklığın yüzündeki mahcup ifade aslında beslenmeyi unuttuğu ya da canı istemediği için değil belli ki!

Paylaşmanın öğrenildiği bu sistem devam etse, belki de kantinlerde sağlıksız gıdalarla, abur cuburla tüketim toplumu olmanın önüne geçilebilecek. Bilmem katılır mısınız? “Ekmeğin arasına peynir koyacaktım, onu unutmuşum!” ifadesi de bir o kadar çarpıcı. Unuttu mu yoksa evde peynir mi yoktu? Artılarıyla eksileriyle tartışılabilecek bir yöntem “okulda beslenme saati”.

Kapitalizm denen şey, 21. yy’a özgü değil. Hemen her devirde modayı takip etmek, insanlara güzel ve alımlı görünmek, beğenilmenin hazzını yaşamak… insanların bulundukları konuma göre gündeme geliyordu. Kimisi giyimi zaruri bir ihtiyaç olarak görüp yakışanı değil sağlam olanı tercih ederken, kimisi de zamana ayak uydurmak adına modayı takip etmenin yararından bahsediyordu. Bugün de değişen bir şey yok. Eskiden elden taksit yapan manifaturalar yerine bugün, kredi kartlarına taksit yapan dünya markası mağazalar var. İnsanoğlunun hayata bakışı, bulunduğu şehrin ve konumun durumuna göre sürerlik gösteriyor. Bu arada yıl 1974 ve yine TRT arşivi.

Son videomuzda yine çok da değişmeyen bir konuyu 1978’den günümüze taşıyoruz. Hiçbir zaman kesin bir eşitlik kavramına inanmadığımız, mikrofon uzatıldığında bile usulen ve kibarlıktan kadına hak verdiğimizi iddia ettiğimiz bir video. Soruyu soran kişinin “Evde kimin sözü geçecek?” ifadesi de aslında kadının ev sınırları içine hapsedilmiş haklarını açıkça ortaya koyuyor. “Evde” onun sözü geçecek ama dışarıda bu tartışmaya bile açık değil belli ki! “Evde kadının sözü geçer, beraber karar veririz ama son sözü ben söylerim!” Milenyum çağında bile hâlâ kadın erkek eşitliğini konuşmaya, bunları kategorize etmeye devam ediyoruz. Gerçekten kadın ve erkeğin eşit olduğuna inanıyor musunuz? Yoksa sizin de kategorileriniz var mı benim gibi? Ne dersiniz?

Geçmişten Günümüze Videolarla Türkiye içeriğimiz, ilerleyen günlerde yine sizinle olacak. Mazinin siyah beyaz görüntüleri, konuşulan Türkçenin güzelliği sizi de etkiledi mi?

.

.

.