Genç Werther’in Acıları ve İntihar

Bu dünyaya gelmenin tek bir yolu varken, ölmenin sayısız yolu vardır. Ölüm birçok şekil ve biçimde gelebilir. Orta Çağ’ın sonlarında Hıyarcıklı veba salgını birçok şehirdeki nüfusun çoğunu öldürdü ve tüm köyleri tamamen yok etti. Modern zamanlarda, kalp yetmezliği ve çeşitli kanser türleri, içinde de bulunduğumuz korona virüsü, bireysel ölümlere yol açan faktörlerden sadece birkaçı.

Ancak bazı durumlarda insanlar bunlardan birini yaşamadan önce intiharı seçerek ölümü tercih edebilirler. Bunu yapmanın oldukça alışılmadık bir yolu, taklitçi intihar yolunu tutmaktır. Tanım gereği taklitçi intihar, büyük olasılıkla ünlü biri olan başka bir kişinin intiharının öykünmesidir.

Geçmişte, yaratıcı bir çalışma ile intihar arasındaki bilinen en eski bağlantı Goethe’nin ilk olarak 1774’te yayınlamış olduğu “Genç Werther’in Acıları” romanı olarak kabul edilir.

Goethe’nin kitabı yayınlandıktan ve popülaritesi arttıktan sonra, genç erkekler kitapta tasvir edildiği gibi giyinen ana karakter Werther’i taklit etmeye başladı. Bu eğilim o dönemde “Werther ateşi” olarak görüldü ve bazı yetkililer tarafından hoş karşılanmadı. Tepkiyi asıl tetikleyen şey, genç erkeklerin de sevdiği kadınların onları reddetmesinin ardından Werther’in bir tabancayla kendi hayatını sonlandırdığı romanın sonucunu taklit etmeye başlamasıydı. Bu durum kitabın Danimarka ve İtalya gibi ülkelerde yasaklanmasına neden oldu.

Bu durumdan yaklaşık iki yüzyıl sonra, 1974’te, bu fenomen, araştırmacı David Phillips sayesinde “Werther Etkisi” olarak bilinmeye başladı. 1980’ler boyunca yaptığı başka çalışmalara göre, intihar ve benzeri kazaların, medya tarafından iyi bir şekilde ele alındıktan sonra bu eylemlerin arttığı görülüyor.

Diğer ilginç keşifler, Werther etkisine eğilimli olanların genellikle ya genç ya da yaşlı insanlar, nadiren orta yaşlılar olmasıdır. Çoğu zaman, başkasının intihar biçimini taklit eden insanlar, taklit ettikleri bireyle aynı yaş ve cinsiyettendir. Etkinin meydana geldiği zaman dilimi genellikle ilk intihar ilan edildikten sonra günler ve bazen haftalar içindedir.

Örneğin 5 Ağustos 1962’de Marilyn Monroe’nun aşırı dozdan ölmesinin ardından, intihar oranları o ay ortalamasından 200 daha fazla arttı. Öte yandan, Nirvana’nın ikonik solisti Kurt Cobain 1994’te intihar ettiğinde, güçlü bir Werther etkisinden korkulmasına rağmen, daha geniş bir toplumda intiharlarda gerçek bir artış meydana gelmedi.

Goethe’nin romanı geçmişte bu etkiyi tetiklemiş olsa da, bugünlerde ilk suçlanan genellikle medya ve hassas haber türleri hakkında sansasyonel habercilik biçimleridir. Örneğin Norveç gibi bazı ülkeler, daha büyük bir trajedi olasılığından kaçınmak için intiharları bildirmeyip, haber dahi yapmıyor.

Phillips’e göre; “Bir intiharı duymak, savunmasız olanları bunu yapma iznine sahip olduklarını hissettiriyor gibi görünüyor.” Bu fenomen, uyuşturucu kullanmaya başlayan insanların genellikle sosyal çevrelerinde örnek alacakları birisinin olduğu durumlarla da özdeşleştirilebilir.

Almanya ve Japonya’da yapılan daha ileri çalışmalar, intihar oranlarının bir televizyon raporunu izleyen on gün içinde artabileceğini doğruladı. İlgili faktörler çeşitli olabilir, ancak insanların belki de intihar eylemini hayatlarının göz alıcı bir sonu olarak gördükleri varsayılır.

Diğer araştırmacılar için bu sonuçlar ve araştırmalar oldukça yanıltıcıdır. Diğer hesaplar ve teoriler, toplum davranışlarını onaylasa da, insanların kendilerine benzer görünenleri taklit etmeye eğilimli olduklarını öne sürüyor. Taklitçi intihara yatkın olmak, arkadaşlardan ve tanıdıklardan öğrenilen bir özellik olarak veya basitçe intihara meyilli kişilerin birbirine benzeme olasılığının daha yüksek olması nedeniyle gelebilir.

Dediklerimi toparlayıp bunu okuyan kişinin kafasına bir soru işareti bırakmak istiyorum.

“Genç Werther’in Acıları” Yazılmış olduğu dönemde birçok insanı psikolojik olarak etkileyip ruh halini değiştirmekle kalmadı birçok insanın tıpkı karakter gibi intihar etmesini sağladı. Yaklaşık 200 yıl sonra bununla alakalı yapılan araştırmaların ardından aslında taklitçi intihar gibi bir kavram ortaya çıktı. Ne zaman ki yakınlarda birileri, kitap karakterleri, ünlü birileri intiharı seçse veya medyada intihar haberleri gündem olsa intiharın arttığı gözlemlendi.

Şimdi sizlere bırakacağım soru işaretine geliyorum. Kafanızda intihar temalı bir senaryo dolaşıyor diyelim, üstelik kurgunun güzel olacağından şüpheniz yok ve duygusal olarak da insanlara dolu şeyler vereceğinizden eminsiniz. Siz bu kafanızda dolaşan intihar senaryosunu yazıya döker miydiniz? Diyelim döktünüz, yayınlanma cesareti gösterebilir miydiniz? Diyelim onu da gösterdiniz, yayınlamanızın ardından geçen birkaç sene sonunda bu kitap yüzünden intihar etmiş olan insanların yakınlardan mailler alsanız neler hissederdiniz? Vicdani olarak kendinizi affeder miydiniz yoksa kendinizi suçlu mu hissederdiniz? Herhangi bir mail almasanız dahi kitap sattığı süre boyunca bu endişeyi, ihtimali nasıl minimalize edebilirsiniz?

Şahsen ben şu an bu sorulara cevap veremediğim için aklımdaki senaryoyu yazıya geçirme konusunda kararsızım. Okuduğunuz için teşekkürler.