IŞIKLAR İÇİNDE YÜZMEK

Eğer tepemizde yanmasını istediğimiz bir ışığı beklemek yerine,

bizzat biz o ışık olmaya çalışırsak, daha parlak bir geleceğe 

göz kırpabiliriz.

Fakat, sakın ola ki;

Ben aydınlanmadan başkalarını nasıl aydınlatacağım

fikrine kapılıp da ışığınızın sönüp, köreleceği bir sürece 

sokmayınız.

Çünkü içimizdeki bu ışık, başkalarını aydınlattığı 

sürece büyüyen bir cevherdir.

Velhasıl kelam;

Aydınlattıkça aydınlanırsınız

O zaman bu cevheri yontup, bu ışığımızı etrafa saçacağımız,

şu parıl parıl parıldayan yarınlarımızı, 

umutlu bir şekilde görebilmemiz dileğiyle… 

Kalın aydınlık içinde,

yüzün ışığın içinde!

Işıklar içinde yüzüyorum,

Göğün saflığına varana kadar.

Şefaflığın dibinde bulmak nurunu,

Enginliğin nazarıyla uzayan ayaklar, kollar.

Her kulaçta umut ederken duruluğunu,

Işıklar içinde yüzüyorum.

Gözleri açtırmayan fosforluğu,

Kamaştırsın kamaştırdığı kadar.

Tenimde süzülen bulutların klorluğu,

Güneşler içinde mavi bir karar.

Unuturken sığ kıyılardaki koyuluğunu,

Işıklar içinde yüzüyorum.

Üstümde gümüşten yağmurluğu,

Düşlerin ötesindeki mülayim sular.

Sırlar okyanusunda aklın kuruluğu,

İçinden geçtiğim ufuktan bir duvar.

Doğrulturken göz kapaklarımın kamburluğunu,

Işıklar içinde yüzüyorum

Ay ile güneşin kenetlenmiş dostluğu,

Zamanı, mekanı bir hal sarar.

Parıltının, pırıltının parıldayan kusursuzluğu,

Melankolinin tabiatında bir mum yanar.

Ferahlatırken rüzgarın yolculuğunu,

Işıklar içinde yüzüyorum.

Gönlün perdesinde nostaljik oyunu,

Arzulanan kederin saadeti kadar.

Kainatın doğumunda hüznün soyunu,

Bu bulutsal hissiyattan bir deniz kanar.

Yaşarken derinlerde nefesin hudutsuzluğunu,

Işıklar içinde yüzüyorum.

Yükseklerde ki derinliğin bulunuşu,

Keşiflerin keşfedilmesi kadar.

İşte kulaç atan kanatların var oluşu,

Ve içimden bir sayfaya böyle bir mana akar.

Giderirken şu ruhumun susuzluğunu,

Işıklar içinde yüzüyorum.