kafamda karantina

*yazarken çalıyordu: patti smith – pastime paradise* // 04.08.2020, 02:20

ne zaman bir şeyler yazmak adına bilgisayar başına geçsem kendimi ya ülkeye dair sosyolojik tespitlerde bulunurken ya da kendime acıdığım -hatta acındırdığım belki?- birkaç kelime yazıp yazıp silerken buldum. ama bu gece bir tık farklılıklar istiyorum bu rutinde. içimi dökeceğim ki olur da ertesi günü olmazsa bu maceranın, anlayan çıkar belki bir yerde.

uzun süredir iyi hissetmiyorum kendimi. // 5 aylık korkunç karantina sürecinin de etkisiyle mental sağlığın m’si kalmadı haliyle. // yani son günlere kadar kötü oluşumu puştun birinin yarasa yemesine bağlıyordum ancak kendimde fark ettiğim bazı değişikliklerle taşlar yerine oturmaya başladı; o yarasayı zevksizliğinden yemiş olabilir ama ben kafayı çaresizliğimden yedim.

hayatımın her anında ‘emre gökce’ isminin insanın içindeki mutlulukla ve pozitif düşüncelerle bağdaşması için büyük çaba harcadım. bulunduğum her insan topluluğundaki boktan ama komik esprileri yapan yem cılmaz, olumsuz durumların içindeki olumlu şeyleri ortaya çıkaran metin hara rollerini üstlendim, denedim yani. // elimden geldiğince herkesin yanında olmaya çalıştım. mutluluklarını benimle paylaşacak kadar sevilmeyi, üzüntülerine ortak olacak kadar güvenilir biri olmayı istedim hep. yüzde yüz başarılı olduğumu söyleyemem, zaten bu konuda objektif konuşmam da mümkün değil -ki bazıları için hala dallamanın tekiyim- ama elimden geleni yaptığımdan eminim. bunu yapabilmek için belki yüzlerce kez kendimden ödün vermem gerekti çünkü iyi insan olmanın gereklerinden birinin de bu olduğunu düşünüyordum. insanlardan da bunu beklemem oluşturdu galiba kafamdaki bütün sorunları. ben her geçen gün yıpranırken, kimse yanımda olmadı. bir teşekkür yeterli olabilirdi, içten gelen bir özür dilerim bütün kötülükleri unutturabilirdi ama kimse bunu denemedi. ben de her geçen gün kendimi kaybettim, nasıl biri olduğumu unuttum. bir mutluluğa ihtiyacım vardı, tüm gün gülümsememe sebep olacak bir tatlı söz istiyordu bünye. aradığımı bulamadığım gibi anlaşılamadım da. anlamak için çaba bile harcamadılar. çok defa önemsiz hissettim kendimi ama bu sefer tam bir çöp muamelesi gördüm. yine de ben derslerimi çıkardım, bu dönem de ileride hatırlayacağım bir sivilce olarak hayatımda kalacak sadece. çünkü güçleneceğim -hatta iyileşeceğim belki de- ve eski benliğime yeniden kavuşacağım. biliyorum çünkü // hayatım boyunca yaşadığım her psikolojik buhran beni bir yerde tam da istediğim şekillerde olgunlaştırdı. // böyle dönemleri yaşamak gerekiyor ki diğer günlerden bu günleri ayırt edebilecek olgunluğa sahip olabilelim. (bok gibi geçen şu günleri bile olumlamaya devam.)

*yazıyı silmek üzereyken çalıyordu: linkin park – nobody’s listening* // hala 04.08.2020, 02:41