KENDİMLE SOHBETLER I

 

Kadın, toplumun -güya- ahlaki normlarına hapsedilmiş bir köle haline getirildi. Artık kadınlar, haz almaktan yoksun, mutsuz birer cinsel ihtiyaç giderici robottu. Makineleşen bu dünya kadını da makineleştirmiş; kadın hislerini, boşalamamış sancılı  kasıklarına nakil vermişti. Ruhunun ve aklının özgürlüğünü ayak bileklerine pranga yapmıştı. Bir kadeh şarabın günahıyla taşlanan kadın, içinde şizofrenik bir tavırla, düşsel sevişmeler yaşadı bilmediği yüzlerle. İnsanlarla savaşını kaybetti. Kendi ahlaki normlarını oturtamadı kafasına ve yer edinemedi toplumda. Sindirildi kadın , tutunamadı ve eridi, eril paranoyak bakışlarda. Kadın doğanın diyalektiğini çözebilecek bir Tanrıçaydı oysa. İdeal kadın prototipi yaratılmaya çalışıldı hep, kabul edilmedi salt yaratılışıyla kadın. Sığdırıldı yoksul beyinlerdeki istenilen kaplara. Antitezler yoğruldu kadınların düşünce yumakları karşısında. Göbek bağından Tanrıya isyanlar saldı kadın. Cılız rahmini, bir Şaman tütsüsünün devinimine duman olarak bahşetti. Doğanın özgürlüğüne bıraktı kokusunu. Yok oldu…