KIRLANGIÇ ÇIĞLIĞI

Kırlangıç çığlığı haykırışlarını avuçlarına hapsetti. ‘Dün’leri bir çığ gibi büyüdü. Umutları yeşermeden kurudu. Yarınları kanlı bir bıçağın ucunda kayboldu. Yıkıldı evreni, sevgisinin sevgisizliğinde boğuldu. Dün gülen yüz onun değil miydi? Konuşan, yürüyen, yemek yiyen, hayâl kuran, nefes alan; var olan.

Dünden bugüne ne değişmiş, Azrail’i ne çabuk yetişip gelmişti? Ne yapmıştı bunu hak edecek? Aldığı nefesi kesmek ne zaman başkasının hakkı olmuştu?

Sevgi sözcükleri sıralayan dudaklar ne zaman kan tükürür olmuştu? Sarıldığı kollar yılan, sevdiği kalp taş olmuştu. Nasıl yapmıştı bunu ona? Ne haklı çıkarabilirdi onu?

Bir çay içimi vakitte hiçliğe karıştı varlığı. Kırlangıç çığlığı haykırışını dünyaya saldı. Geriye bir kanlı bıçak, bir de ondan arta kalan anılar kaldı.