KORKU

İçli bir yalnızlığa gömülmekteyim.
Anlaşılmamaya dair bütün hıncımı , boşluktan çıkarıyorum.
Ümitsizliğin kucağında ölümcül bir iştahla savaşıyorum.
İhtilal sonrası yaş yüklenip sırtına,
Urgana gülümseyen bir çocuğun garipliği var üzerimde…
Salkım salkım sunduğum özlemlerin çürüyüşü, gözlerimden akıyor.
Unutmaktan korkuyorum.
Hissedememekten.
Özlem eşiğini aşmaktan korkuyorum.
Sevememekten…
Çetrefilli bütün düşünceleri kovuyorum mekandan.
Ev sahipliğini saydam duygulara yüklüyorum.
Savaşmak gönüllü bir eyleme dönüşüyor ilk defa…
Sesinin en duru halini duyuveriyorum.
Taze dokunuşların okşuyor yüreğimi.
Gitmekten hüküm giymiş ayaklarımla,
Dikiliyorum gözbebeklerinin perdesine.
“Gelecekten geliyorum… “
Anı iskeletlerimizle kuşlar oynuyor,
Gökkuşağı hiç kaybolmamış.
Kelebeklerin hepsi mavi.
Ve sesin hâlâ Sur’dan Tanrıya uzanan bir zeytin dalı.
Hiç değişmemişsin.
Kokun hep aynı.