MAHŞER MİDİLLİSİ

Bu bir isyanın yazısıdır, durun gülmeyin. Şu sıra dünyaya dargınım, dünyaya ve içindeki tüm kahpelere bir isim buldum. Mahşer Midillisi!

Hayat ortalık karıştırmaya o kadar müsait bir oyun alanı ki… Salın bir mahşer midillisini, tüm dünyanızı ters düz etsin! Size ters gelen dünyanız düze evrildiğinde zannedersiniz ki her şey güllük gülistanlık. Ah be kardeşim! Yıllar süre gelirken dağlar, denizler bile değiştirir belki kendini fakat o mahşer midillileri asla dönüp kendilerine bakmaz. Herkesin olası bir sonu mevcuttur onların gözünde. Yandık yine yandık!

Yarasa yiyenlerin mi kurbanı olalım, kalbimizi acıtan yürek ağrılarını mı düşünelim yoksa o sırtımızdaki hançerleri mi sayalım? Karantina sana sesleniyorum. Evde kaldık kalmasına amma velâkin bittik.  Henüz yasaklanmamışken dışarı hayali kuralım bari. Bir şeyler düşünelim… Düşünelim ki artık hayatımızın eskisi gibi olamayacağını bilelim. Farkına vardığımız şeyleri kaybetmemeyi öğrenelim. Yanından geçtiğimiz papatyaları artık “seviyor, sevmiyor” falına kurban etmeyelim en iyisi. Sinirlendirdik evreni, kükredi yüzümüze. Bir papatya falını koy kenara kaldırım köşelerine bi’ hasret. Bundan böyle aldığımız nefesin bir kıymeti, sarılabildiğimiz anların bir ehemmiyeti mevcut. “Anlar” o anlar çok uzakta şimdi.
“Hayatta en büyük lüks yarına dair cümleler kurmaktır. O cümleler yarına ulaştığında ise tek gerçeğin dündür. “    
Mutsuz veyahut mutlu hayat dediğimiz zaman akıntısının içinde kendinizi hangi keseye layık gördüğünüzü bilmiyorum ama ben araf noktasında “lüksüm” nedir diye merak ediyorum. Ne dün ne bugün ne de yarın… Onca yitip giden insanın arasında sağ kalmış olan ben, nefes aldığım kadarım.

Dalga geçtiğimiz dünyanın bize kafa tutmaya başladığı bu “gün gelir devran döner” rövanşında direniş gayreti içinde mahşer midillileri tarafından harcanmamayı diliyorum.

Akıl darlığında gönlümüzü genişletenlere minnet duyalım. Zor zamanlarda güldüren anlar kıymetliymiş. O yüzden haksızken vicdanını rahatlatacak sebepler bulup insan harcayan insanları bir kenara koyalım. O kenar artık ne yüreğimizde bir kaldırım ne aklımızda bir sokak… Ne de olsa kimsenin ahı kimsenin yanında çiçek açmaz. Az daha sabır…

Gönlümüze bahar esintisi tekrar esecek.