Makro Evrene Kafa Tutan Mikroorganizmalar!

Bir yanda materyal dünyada içimizdeki Tanrı’yı gün yüzüne çıkarabilecek irademiz,

Diğer yanda ise bu iradeyi bastıran, evrimsel zincirimizin doğasında yer alan hayvansal dürtülerimiz.

Hayatımızın her safhasında bu diyalektik etkileşimin düzleminde var olmaya çalışıyorken,

Bir de varoluşu sorgulayan bireyler olmak ne kadar tuhaf bir durum?

Bu tuhaf durumu yaratan, paradigmaların süre gelen absürt görüntüsü mü?

Yoksa paradoksları kucaklayıp dualiteyi kabullenen sağlıklı bir bilincin eseri mi ?

Emin değilim!!!

Fakat gözlemlediğim bir kanı varsa o da her deneysel sürecimizin sonucunda çeliştikçe gelişen bireyler olduğumuzdur.

Biliyorum, realist ve bilimsel bir pencereden baktığımızda makro evrene kafan tutan mikroorganizmalar olmamız tuhaf bir durum!

Yani üzerine bastığımız karıncaların dünyasında, bizim ayaklarımız onların şeytanî celladı veya da kaderi olarak tanımlanıyor olabilir.

O yüzden insan ırkımızın tarihinde de ortak bilincimizin sanatı olan düşünce geleneği, hem tuhaf hem de bir o kadar tecrübesi edilesi bir durum.

O zaman alın benden size, yeni bir tanımlama!!!

Tecrübe; tuhaflık sayılan çeliştiğimiz ve bizi çelişkide bırakan her durumun sonucunda kazandığımız bir edinimdir.

Evet! Yanlış duymadınız! Tecrübe bence tam olarak budur!!!

Ontolojinin satır aralarına göz atacak olursak…

Thomas Aquinas

 

Bir yanda mantıksal süreç bir yanda ise metafiziğin temel savındaki ilk idea görüşü, dallanıp budaklanan iki ayrı serüven sunmuşlardır bize.

Bu serüvende kimi zaman “Hegel’in diyalektiği” kimi zamansa Thomas Aquinas’ın teolojisi mihenk taşları olmuştur.

Søren Kierkegaard

Serüvenin göz ardı edilemez olanlarından biri de Hegel’in felsefesine karşı çıkmış olan Danimarkalı filozof ve teolog olan Søren Kierkegaard’ın somut ve öznel yaşamı savunduğu varoluşçu felsefisidir.

Velhasıl kelâm bu doğal süreçlerin tarihe kattığı deneyim ve tecrübeleri bir çok tezat örneği açısından ele alabiliriz.

Hedonist yanılgıların kattıkları sonucunda Robert Nozick’in “Tecrübe Makinesi” adlı Klasik Düşünce deneyinin doğmuş olması gibi. (Kaynak: 1989 tarihli The Examined Life kitabı)

Gördüğünüz gibi bize göre makro olan evrenin entropisinde yer alan ikili karşıt dengelerin varlığı biz mikro evrenin dünya yaşamında da tarih içinde kendini gösteriyor.

Kararlaştırdığımız kavramlardan öte bir gerçek varsa, o da algımızın ve algımızın ötesi olan diyalektik işleyişin ta kendisi ve onun sentezi olan biz düşünce formlarının tecrübeye varan, lakin sonu gelmeyen noktalarıdır.

İki farklı doğrunun birbirlerinden haberleri yoksa, ikisi de bir doğru olduğunun bilincinde olamazlar.

Düzensizliğe giden bir düzen ve düzeni bekleyen bir düzensizlik her daim birbirlerini tamamlayacaklardır.

Kendinizle çelişmeye devam edin, çünkü az önce de dediğim gibi çeliştikçe gelişen bireyleriz hepimiz.

İşte bu gelişim en kaliteli tecrübedir!