Modern Marie Antoinette

Ülkenin gündemi “Kavak Yelleri” dizisi gibi. 2020’nin bıraktığı dev enkaz, ekonomik buhran, Pandemi’nin neden olduğu sosyal mesafe, ihlaller, sıkıntılar…

Gündem, esas kızımız gibi sürekli yer değiştiriyor. Hatta öyle yer değiştiriyor ki eski gündemin sinede hiçbir hatırası, hiçbir endişesi, hiçbir özelliği kalmıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında önceki gün gerçekleştirilen MYK toplantısının ana gündeminde “Yargı ve Ekonomi Reformu” konuşuldu. Ülkenin haber kanalları “Reform Paketi”ni, “İnsan Odaklı İnsan Hakları Eylem Planının 49 Hedefi…” diye manşetlere taşıdı.

Sabah’ın haberine göre, “İnsan odaklı reform paketinde insan hakları koruma sistemi güçlendirilecek. AB ile müzakereler için vize serbestinin kapsamı genişletilecek. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurunun 8 yılı incelenecek, eksiklikler giderilecek. TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun tavsiye ettiği kararlar etkin bir şekilde uygulanacak. Kamu Denetçiliği gibi insan hakları kurumlarının etkinliği artırılacak. Toplumsal refahın güçlendirilmesi ve kırılgan kesimlerin korunmasına yönelik adımlar atılacak. Örgütlenme özgürlüğü, basın özgürlüğünün kapsamları genişletilecek.

“İnsan Hakları” yerine “İnsan Haklarını koruma sistemi” güçlendirilecek. KOMİK…

Evine ekmek götüremeyen kimse yok bu ülkede. Bu cümleye inanıyorsanız, “İnsan Odaklı İnsan Hakları Eylem Planı…” komedisine inanır mısınız, orası da ayrı bir tartışma konusu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamalarıyla maddi, manevi tazminat davalarında Tayyip Erdoğan’ın avukatlarının vekâlet başına aldığı ücrete, kazandıkları paraya bile yayın yasağı getirenler, şimdi basın özgürlüğünün sınırlarını genişletmekten bahsediyor.

Benim bunlara karnım tok ama bakın asıl tok olmadığım noktayı söyleyeyim.

NTV’nin haberine göre, “

Meyve lüks oldu: Yüksek fiyatlar piyasanın ‘normali’ hale geldi

Pazarda kilosu 5 liradan, markette kilosu 7 liradan düşük meyve yok. Meyve talebi arttığı için iyiyi kötüyü ayırmak da zorlaşıyor. Her portakal ‘Finike’ diye satılıyor. Üreticiden 2.5 liraya alınıp buzhaneye konulan narlar 9.5 liraya, yine en iyisi 2.5 liraya alınan ayva 10 liraya yakın fiyatta… Arada kimler ‘kâr’ koyarsa onlar kazanıyor.”

Maliye Bakanı Sayın Lütfi Elvan’ın, bir akşam Hal’de oturup aracıların ne haltlar döndürdüğünü; bir adet portakalı eline bile almadan bundan nasıl kâr ettiğini; üreticinin ve tüketicinin hakkıyla, hukukuyla nasıl ana avrat söver gibi dalga geçildiğini bir kere görmesini isterim.

Cumhuriyet kurulduğundan beri laiklik elden gidiyor kavgaları, düşünce özgürlüğü kavgaları, irtica kavgaları, ot, çer, çöp kavgaları… Bu tip kavgalar zaten bitmedi, biteceğine de zerre inanmıyorum. Suni kararlar, bu ülkede hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Bari şu temel gıdaya bir el atın da eve ekmek yerine pasta götürmek zorunda kalmayalım.

Zira evine ekmek götüremeyen kimse kalmadı. Büyük başarı…

.

.