NEVNİYAZ

Koskoca bir yılı geride bıraktık. Bu yıl umduklarınızdan daha çok bulduklarımızın olduğu bir yıl olduğu kadar yeni sorunların, sıkıntıların, hayal kırıklıklarının, terk edişlerin, kaybedişlerin, ölümlerin, ayrılıkların olduğu bir yıl da oldu. Biliyoruz ki, hayat hep düzlük, hep bahar, hep güzel değil. Hayat aynı zamanda yamaçları, dağları, kışları olan bir ömrün de adıdır. Yeni yıla büyük beklentilerle girip eli boş dönenler nedeniyledir ki siz siz olun yeni yılı “adının eski bilindik yıl olması gereken yıl” olarak algılamaktan vazgeçmeyin.

Yaşanan onlarca şeyin suçunu herkes 2020′ ye attı. Sahi bütün suç yılda mıydı? Bir kişinin yaşadığı evi çöplüğe çevirmesi; o kişinin mi suçudur, yoksa kabahat evde midir? Neden artık bir şeyleri üstlenmiyoruz, bir kere de evet sorun bizde, rakamların günahı yok demiyoruz! Bir kere de aynayı kendinize çevirin, ‘Biz ne yaptık bu dünyaya?’ diye kendinize sorun. İnanın sorunuz cevapsız kalmayacak. Biz evrene ne verdiysek, evrende bize karşılığını veriyor. Tıpkı tabağı boş göndermeyen bir komşu gibi… Geçen sadece zamanmış meğer geçmeyen her şey! Yeni yıla girdiğimiz an her şey düzelecek mi gerçekten? Buna inancınız tam mı yoksa Polyanna’cılık mı yapıyoruz? Evet bir şeylerin hala düzelme ihtimali var fakat bunun için ayağa kalkmalıyız artık. Biz ne zaman el ele verirsek, yaşadığımız evreni cennete çevirmek için çabalarsak işte ancak o zaman dünya eskisi gibi döner. Biz sorunlu geçen yıllardan nefret ediyoruz da acaba yıllar bizi seviyor mu ki? Belki yıllar her şeyin farkındadır, bir günah keçisi olarak seçildiğini biliyordur da ses etmiyordur.

Eğer kendinizi ve kirlenmişliklerinizden arındıramıyor, bir şeylerden ayrılamıyorsanız, yeni yollara ve yeni ufuklara açılamıyorsunuzdur; en azından o cesareti bulamıyorsunuzdur kendinizde. Ben veda ediyorum şimdi her şeye, ama sevgiyle ama gönülden bir af dileyerek. Veda ediyorum herkese, ama çok naif bir veda. Kırmadan kırılmamak adına bir eylem benimkisi. Bu bir veda ama pasifçe çekilmek değil; aksine tüm etkinliğiyle büyük bir doğuma hazırlanmak gibi. Büyük bir uyanışa gebe bu inziva… Son Peygamberin Hira mağarasındaki inzivası, hazırlıktı büyük müjdeye, gönlün hazırlanması içindi o büyük sessizlik, büyük bir eylemi gizliyor gönül haznesi. Benim vedam bu kadar büyük bir müjde için olmasa bile, bana yeterli bir uyanışa vesile olacaktır eminim. Beklemeliyim bir süre… Bu bir veda yazısıdır. Evet veda eski yıla belki ama tüm hatalarımıza da bir veda aslında bu. Tüm alışkanlıklarımıza, tüm yenilmişliklerimize bir veda bu. Tüm kalabalıklarımı azad ettim yolunda. Yüreğim biliyor ki bu veda yeni kapıların açılması için gerekli.

Mevlana’nın “Her gün bir yerden göçmek ne iyi / Her gün bir yere konmak ne güzel / Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş!/ Dünle beraber gitti cancağızım, / Ne kadar söz varsa düne ait / Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” dizelerini daha iyi okuyorum artık. 2020’den artakalan bir yığın hayal ve hayat kırıklıkları, üzüntü, virüs, kavga, huzur, mutluluk, suçluluk, günah, zorluk, bolluk, yokluk, savaş, işgal ve yaşama dair utançlar sayabilirim. Ama İlhan Berk “Her şey durmadan büyüyüp gelişiyordu/Anladık Dünyadaydık” diyor. Evet dünyadayız… Cemal Süreya’nın tanımıyla “Biz kırıldık daha da kırılırız! Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza” Geçmişe sünger çekemeyiz belki ama yeni yılın ilk gününden başlayarak yere düşmemiş, kirlenmemiş taze ömür sayfalarımıza leke bulaştırmadan yenibaharlar yaşayabiliriz. İnsanoğlu umuda hep muhtaçtır. Bilmiyorum zaman ne gösterir. Umarım ömrümüzün sayfaları güneşli, ılık ve aydınlık olur…