Normal?.. Gerçek?.. Doğru?..

Öyle güzel sorular ki bunlar benim için.

İnsan olduğumu unuttuğum anlarda kendime bu ve buna benzer sorular sorarak içinde bulunduğum simülasyonda insan rolünün bana bahşedildiğini gösterecek cevaplar verdiriyor bana. Sonunda diyorum ki evet bu onlar için normal, bu onlar için doğru, bu onlar için gerçek.

Düşünsene diyorum her defasında kendime. Bu sence doğru olabilir mi ? Sonra doğru nedir diye soruyorum kendime bir daha. Benim doğrum ne kadar doğru? Afrika’da yada İspanya’daki evinde oturan o adam için de doğru bu mudur?

İnsanın parmak izi gibi fikirleri de bambaşkayken nasıl net bir doğrudan bahsedebilirsin ki? Olay örgüsü içinde anlatmak gerekirse durumu, iki adamın bir park kavgasına tutuştuğunu varsayalım. Doğruları sıralamaya koyalım. Kavga eden bu iki adamı ayırmaya giden o insan olduğunuzu düşünün. Kimin haklı olduğuna nasıl karar verilir ki? Zamanlamayı tutturmuş olan, ilk gelen o adamın mı yoksa her zaman aracını oraya koyan ve sadece 15 saniye geciktiği için park yerini kaptıran diğer adam mı?

Baksana doğruya karar vermeye çalışırken zaman bile işin içine girerek “beni de hesaba kat” der gibi beyninde tepinmeye başlıyor. Tabii daha birçok faktör işin içine eklenmedi bile.

Bu tarz durumlarda kendimi artık şunu söylemekten alıkoymuyorum: “Doğrular…” diyorum “değişebilir ve sen olayın dışında kalan adam, sen onlar için doğruya karar veremezsin.” Bu yüzden bu sorulara cevap verirken insan olduğumu hatırlayabiliyorum.

19 yaşımdaki doğrum ile şu anki doğrularım çelişiyorken nasıl birine gidip bu doğrudur diyebilirsin? Hele o adam 19 yaşındaysa… Sorular cevaplanırken sadece insan olduğumu hatırlasam, sadece insan olduğumuzu hatırlasak yeter belki de.