Ockham Usturası (Basit olan doğrudur ilkesi)

Sabah işe gitmek için arabanıza bindiğinizde ve camların buzlanmış olduğunu gördüğünüzde genellikle bunu gece sıcaklığın 0’ın altında olmasına veya havanın soğukluğuna bağlarsanız. Kimse buz üflediği düşünülen bir perinin böyle bir şey yapmış olabileceğini düşünmez. Görünüşte sezgisel olsa da gereksiz yere karmaşık olanlara karşı basit açıklamalara duyduğumuz takdir aslında Ockham’ın Usturası olarak adlandırılan felsefi bir ilkeye dayanıyor.

Orta çağ Fransisken ilahiyatçısı ve filozofu “William of Ockham”a atfedilen Ockham’ın usturası, dini metinlerin yorumlanmasından sicim teorisine kadar çok çeşitli disiplinlerde yayın olarak kullanılan bir ilkedir. İlke genel olarak basit bir teorinin “Her şey eşit düşünüldüğünde” daha karmaşık bir teoriden daha iyi olduğunu belirtir. İlke basit görünmekle birlikte, geçerliliği oldukça tartışmalıdır. Ockham’ın usturası fikri fazlalık veya gereksiz ayrıntı içeren fikirleri usturayla atmamız gerektiğini ve en basit halini kabul etmemiz gerektiğini söyler.

Filozoflar, Ockham’ın usturasını genellikle iki tür basitlik açısından düşünürler: Sözdizimsel ve Ontolojik.

Sözdizimsel basitlik, bir teorinin zarafetini ifade eder, yani teorinin kendisinin özlü olduğu ve diğer teorilerden daha az varsayıma dayandığı anlamına gelir. Aksine, ontolojik cimrilik, bir teorinin açıklamaya çalıştığı nesneyi, özellikle de nesnenin basitliğini bir fenomen olarak ifade eder.

Zihin felsefesini çevreleyen tartışmalarda, Ockham’ın usturası genellikle fizikselizmi savunurken, zihinsel durumumuz dahil her şeyin fiziksel süreçlere veya bunların özelliklerine indirgenebileceği kavramından bahsedilir.

Fizikselizmin aksine, düalizm gerçekliğin zihin ve madde olmak üzere iki ayrı unsurdan oluştuğunu var sayar. Fizikçilik ontolojik kısırlığın bir örneği olarak görülebilir, çünkü tanımladığı nesne “fiziksel varoluş” düalizmin gerektirdiği iki varlığın aksine tekil bir varlık gerektirir. Bununla birlikte, fizikalizm, düalizmden daha karmaşık ve dolayısıyla daha az zarif olarak da yorumlanabilir, çünkü bizim iki temel varlık türü gibi görünen şeyi nihayetinde tek bir tür olarak kavramsallaştırmamızı gerektirir. Sözdizimsel basitlik açısından, ikilik daha basit bir kavram olarak görülebilir. Ockham’ın usturasının birden fazla rakip teoriyi haklı çıkarma becerisi nedeniyle, bazı eleştirmenler bu ilkenin yararlı olamayacak kadar yoruma dayalı olduğuna inanıyor.

Ockham’ın usturasına önemli ölçüde güvendiği bilinen alanlardan biri teorik fiziktir. Fizik alanında en ikonik bilim insanları da dahil olmak üzere, Ockham’ın usturası prensibini kullanmıştır. Örneğin Galileo Galilei Batlamyus’un Geosantrik evren modeli yerine daha basit ve tutarlı olan Güneş merkezli evren modelini öne sürmüştür.

Modern fizikte ise, tüm maddenin ve uzayın elektromanyetik dalgaların içinden geçebileceği görünmez, tespit edilemez bir ortamla dolu olduğunu öne süren eter teorileri, özel görelilik teorisinden sonra terk edilmiştir. Yani belirsizliğin yerini görece daha basit bir açıklama almıştır.

Ancak unutulmaması gerekir ki basitlik bir teoriyi koşulsuz olarak doğru yapmaz; Teoriler birçok farklı şekilde yorumlanabilir.

Her fiziksel fenomeni çelişmeden açıklayabilen ve tahmin edebilen bir “her şeyin teorisi” arayışı, bilim insanlarının doğal dünyanın zarif açıklamalarını geliştirmek için Ockham’ın usturasını kullandıkları başka bir örnek olarak yorumlanabilir. Bununla birlikte, birçok kişinin de bu arayışın yanlış olduğuna inandığını da belirtmeliyim.

Ockham’ın usturasının fizikteki eleştirmenleri, tüm doğa olaylarını sistematikleştirmenin ve basitleştirmenin imkansızlığından bahsederler; kısaca basitliğe öncelik verildiğinde doğruluktan ödün verme riskine de işaret ediyorlar.

Ayrıca Ockham’ın usturası yanlış kullanıldığında, daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Tıpta, uygulayıcılara, birden fazla semptomu açıklayabilen daha basit bir teşhisin, bir dizi bağlantısız ve nadir durumdan daha olası olduğunu hatırlatmak için “Toynakları duyduğunuzda, zebraları değil, atları düşünün” ilkesi öğretilir. Burada anlatılmak istenen nadir vakalar az olacağından herkesin benzer sorunlarla gelebileceğini düşünün demektir. Bununla birlikte, uygulayıcılar semptomları analiz ederken yalnızca basitlik kriterini uygularsa yanlış tanılar konulabilir.

Ockham’lı William kendi prensibini keskin bir şekilde kullanmış olsa da, modern akademisyenler ve profesyoneller, basitlik kriterini tüm akıl yürütmelere özgürce uygulamak konusunda hala tereddütlüler. Karmaşık fikirlere veya olaylara uygulandığında sertlik ve tutarlılıktan yoksun olabileceğinden, Ockham’ın usturası, mutlak gerçek ilkesinden ziyade daha çok yol gösterici bir buluşsal yöntem olarak görülebilir.

Ayrıca benim fikrime göre Ockham’ın usturası hayatın içindeki metafizik konularla alakalı önemli bir anahtar olabilir. Birçok insan metafizik olaylar yaşadığını düşünebiliyor fakat yaşadığı şeyin daha basit ve makul bir cevabı olabileceğinden (İlk başta verdiğim peri örneği gibi) usturayla atılması gerekir. Bu tarz metafizik ögelerin gerçekten olması mı yoksa insanların buna inandığı için beyninin onun karşısına çıkarttığı mı seçeneği düşünülüp karşılaştırıldığında basit olan insanın düş görme ihtimalidir. Beynimiz kusurludur  ve inandığımız şeylerle alakalı bize oyunlar oynayabilir. Genelde bu tarz metafiziksel şeyler her coğrafyada farklı zuhur eder, bunun sebebi her coğrafyadaki metafiziksel ögelere inançların farklı olmasıdır.