Okunmayacak Yazı

Bir yazı daha… Bu da okunmayacak. 7 milyar insan dönüp dönüp defalarca okusa da şu satırları, okuması gerekenler yine gözlerini kapatacak.

7 milyar insandan biri çıkıp da okumayan o tek kişiye fısıldasa şu yazılanları, o bu sefer kulaklarını kapatıp sağır numarası yapacak.

Ne çok eksildik biliyor musunuz? Ahh ne çok! Bir o kadar da tamamladı şu acı bizi. Hani var ya insanların bir tavrı! Hiçbir şey olmamış gibi…

Nasıl olabilir ki lan bu? İnsanlar nasıl hiçbir şey olmamış gibi davranabilir? Ne yiyip ne içiyorsunuz siz? Analarınız taş gibi bir gurursuzlukla mı besledi sizi? Yumuşacık kundaklar dururken taş gibi bir bencilliğe mi sarıp sarmaladı sizi? Bunca yüzsüzlüğü kimden öğrendiniz? Her fiilin bahanesini başkalarına yıkmayı kaç sene uğraştınız da böyle profesyonel bir tavır hâline getirdiniz?

Nasıl oynayabiliyorsunuz insanların gururuyla? Nasıl alay edebiliyorsunuz aklımızla? Çiğ süt emdiniz amenna; ama hiç mi edep, adap öğreteniniz olmadı sizin? Açıp bir kere kitap da mı okumadınız? Doğruyla yanlış birbirinden nasıl ayrılır diye bir kerecik bile nasıl düşünceye dalmadınız?

“Yol haram ama amacımız helal!”

Hangi vicdansız attı ortaya bu düşünceyi de körler gibi bunun peşine takıldınız? Doğruyu söyleyeniniz yok mu sizin? Adınızda “adalet” varken bunca adaletsizliği hangi karanlık yerlere sakladınız? Adınızda “halk” varken nasıl oldu da halktan kopuk kaldınız? Adınızda “iyi”lik varken, adınızda “hareket” varken nasıl bunca kötülüğe seyirci kaldınız?

Görmüyor musunuz hâlimizi? Yukarıdan bakınca sizi eğlendiren karikatürler gibi mi duruyoruz biz? Kendinizi Allah yerine koyup, verdiğiniz kararların ortaya çıkan sonuçlarını kadere yükleyecek kadar nasıl kendinizden geçebildiniz?

Bencilliklerinizi, önceliklerinizi, gelecekle ilgili planlarınızı, bizimle ilgili sözde kaygılarınızı da alıp gidin artık. Sığ çatışmalarınızı, başkalarının özel hayatına sokup durduğunuz burunlarınızı, ahlak anlayışınızı, birbirine girmiş haramla helal algınızı…

Alın da gidin artık.

Maaşlarınızı, kıyak emekliliklerinizi, yapmayı düşünüp yapamadığınız yasalarınızı, engel olamadığınız kavgalarınızı, çözümsüzlüklerinizi, tıkanmalarınızı… Sürekli sömürdüğünüz Atatürk’ünüzü, bayrak gibi salladığınız, ağzınızdan düşürmediğiniz kitabınızı, peygamberinizi, Allah’ınızı… Milliyetçiliğinizi, Türkçülüğünüzü, Kürtçülüğünüzü… Vergilerimizle ucuza yediğiniz yemeklerinizi, davetlerinizi, uçaklarınızı, makam araçlarınızı… Saraylarınızı, malikânelerinizi, konaklarınızı…

Nolur, alın da gidin artık.

Aranızda bir tane fakir yok. Aranızda bir tane vergi borcu olan yok. Olsa da siliniyor zaten. Olsa da milletin vergisiyle ödeniyor hepsi. Kredi borcu olan, kredi kartı ağzına kadar dolu olan, kira derdi yaşayan, fatura kaygısıyla uykusuzluk çeken, çocuğunu hangi okulda okutacağının derdini yaşayan, sabah ne giyeceğini, akşam ne yiyeceğini düşünen bir kişi bile yok aranızda. Söylesenize! Oy verip de seçerken sizi, bu vekillik bize mi yaradı size mi? Bu soruya aranızda mertçe yanıt verebilecek bir kişi bile kendini belli eder mi?

İnsanlar çaresizlikten metronun önüne atar oldu kendini. Sinir krizleri sardı her yanımızı. Kolay para kazanmanın derdine düştükçe daha da sivrildi herkesin dişi. Sülük gibi bir zümre peyda oldu sayenizde. Patlayana kadar emdiler kanımızı. Para kesmeyince cana musallat olan görgüsüzler ordusu sardı her yanımızı.

Yarattığınız zümreyi de alıp nolur gidin çünkü takatimiz kalmadı.

Sömürdüğünüz manevi duygular toprak altına girince karşınıza çıkmayacak mı? Salladığınız Kur’an-ı Kerim, hesap gününde sizden davacı olmayacak mı? Âlemleri yaratan Allah, mahşerde bunun hesabını sormayacak mı? İnanmıyorsanız ona da amenna sayın vekiller. Lakin vicdan denen bir şey var. Sinenizde ağırlık yapmayacak mı?

Nolur! Bittik, öldük… Düzeninizi de alıp gidin artık. Gidin. Hiçbir işe yaramıyorsunuz işte. Toptan istifa edin. Fayda değil yüksünüz bu memlekete! Nolur, artık gidin ya da hiç değilse biriniz çıkın mertçe, gitmesi gerekene gitmesi gerektiğini söyleyin.

Bizim sesimiz kısıldı, bize ses olamayacaksanız, vekilimiz olduğunuz yeri işgal etmeyin.