Olympos Ekspresi

Bilir misiniz Yunan Tanrılarını ve onların kudretli zamanlarını? Göklerin hakimi Zeus’u, denizlerin efendisi Poseidon’u, ölülerin bekçisi Hades’i belki bir yerlerden duymuşsunuzdur. Eminim ki bir kitapta karşılaşmışsınızdır insanlığa ateşi veren Prometheus’la, belki Afrodit’le yarıştırılmıştır güzelliğiniz, Athena’ya benzetilmiştir zekanız… Habersiz de olsanız Eros’a yalvarmışsınızdır belki aşkınıza kavuşmak için. Hadi hiç yoktan bunların hiçbirine denk gelmediğinizi farz edelim belki bir biyoloji kitabında Arakne’yi bulmuş, bir bahçede gezinirken Narkissos(nergiz)a denk gelmişsinizdir.

Mitolojiyi kabaca “efsaneler bilimi” diyerek geçiştirebiliriz fakat etimolojik olarak incelemeye kalkarsak Eski Yunan dilinde ‘söz’ kavramını karşılayan üç sözcük vardır. İlki ‘mythos’’, söylenen veya duyulan bir sözdür, efsane, hikaye anlamlarına gelir. Fakat mythos güvenilir değildir, çünkü insanlar gördüklerini veya duyduklarını anlatırlarken birçok yalan ve abartıyla süsleyebilir. İkincisi ise Epos, belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür. Zamanla şiir, destan ve ezgi anlamlarına gelmiş ve şimdi epik veya epope olarak batılı dillerde yerini almıştır. Son olarak logos ise ‘gerçeğin insan sözüyle dile gelmesi’ olarak tanımlanır.* Türkçedeki karşılığı ise ‘söylem bilim’ ya da ‘söylence bilimi’dir

Lakin mitoloji aslında uygarlığa adım atmış insanlığın yaratılışa anlam verme çabasıyla ve bu insanlığı yönlendirmek isteyen siyasilerin manipülatif bir araca ihtiyaç duymasıyla tarih sahnelerinde peyda oluvermiştir. Bitmek bilmez bir inanma ihtiyacı bizleri düşünceleri yüceltmeye, tapınaklar yapmaya ve adaklar adamaya yönlendirmiştir. Tapınaklar yıkılmış, adakların adı anılmaz olmuş ama eski düşünceler ateş başı öykülerinde de olsa yerini hep korumuştur.

Hiç düşündünüz mü bu hikâyelerin nasıl da yüzyıllara göğüs gerip de bugünlere ulaşabildiğini? Antik çağ inancı olarak kaybolup gitmesi gereken tanrıların hala nasıl olup da yaşadığı sizleri de hayrete düşürmüyor mu? Bu konuda yapılabilecek en mantıklı açıklama Homeros’un “İlyada ve Odysseia”sının, Platon’un “Devlet” kitabında geçen bazı diyalogların, Sofokles ve Euripides’in  trajedilerinin, Aristofanes’in komedilerinin etkili olduğu yönündedir. Ve bir yönüyle yunan mitolojisi o dönemin tarihini ve kültürünü anlamamıza yardımcı olarak birçok filozofa ve sanatçıya ilham olmuştur. Ama sadece tarihi, felsefi ve edebi değeriyle sınırlı tutmak ve bu tanrıları tahtlarından indirmek ne haddimize! bu hikayelerde tanrılar ulaşılmaz değildi ama günümüz inanç sistemlerinde ve dinlerinde kim tanrıyla yarışıp onu yenebilir ki? Kim tanrılarla aynı sofraya oturup, kim tanrılarla evlenebilir ki? Hiç kimse bunları düşünmeye bile cüret edemezken Antik Yunanlılarda öyle değildi. Tanrılar zihinsel özellikleriyle insanlardan çok üstün olsa da insani tutkulara sahiplerdi, duyguları ve alışkanlıkları aynı bizler gibiydi. Görüntü olarak bile insanların üstün bir suretiydiler, güçlerini yenilemeye, yemek yemeye, dinlenmeye ihtiyaçları vardı, bir savaşta yenilebilirlerdi, kanları(ikor) akabilirdi, ölümlülere aşık olabilirlerdi ve hatta onlara tapınan kimseler kalmadığında ve insanların zihinlerinden tamamen silindiklerinde ölebilirlerdi. Mitolojilerin genel itibariyle büyüleyici yanı budur, kendimizi tanrılaştırırız sonra dinler gelir ve bizleri Olympos’tan yeryüzüne indirir!

*https://www.tarihlisanat.com/mitoloji-nedir/