Onlar dedi: Yok Yok!

Şehit Uzman Çavuş Ümit Gıcır’ın, 21 Eylül 2016 günü Hakkari-Çukurca karayolu Doğanlı köyü yakınlarında terör örgütü PKK mensuplarınca alıkonulduğu öğrenildi.

Şehit Vedat Kaya’nın, 2015’te İstanbul’da polis memuruyken Muş’ta kardeşinin düğün konvoyuyla memleketine döndüğü sırada Diyarbakır’ın Lice ilçesinde yol kesen teröristler tarafından kaçırıldığı belirtildi.

18 Eylül’de Tunceli Erzincan yolunda alıkonulan Astsubay Çavuş Semih Özbey.

2 Ekim 2015 tarihinde Ağrı’daki birliğine katılmak için yola çıkan er ve Tunceli Pülümür karayolunda alıkonulan Osmaniye nüfusuna kayıtlı tankçı er Adil Kabaklı.

15 Ağustos 2015 tarihinde Diyarbakır karayolunda alıkonulan Jandarma Er Süleyman Sungur.

21 Eylül 2016’da Hakkari’de alıkonulan Uzman Erbaş Mevlüt Kahveci.

2 Ekim 2015’te Tunceli’de alıkonulan topçu er Müslim Altıntaş.

Vatanın görev başında kaçırılan evlatları onlar. Dahası var.

Onlar adına sesini yükselten, siyasilerden harekete geçmesini bekleyen insanlar vardı.

Terör örgütüyle masaya oturulmazdı. Ne dedilerse, siyasiler “Yok yok!” diye yanıt verdi.

Anneler ağladı, babalar uykusuz kaldı. Kardeşler isyana vardı. Vatan evlatlarının geri getirilmesi için vicdan sahipleri telkinlerde bulundu.

Siyasiler “Yok yok!” dedi. Terör örgütüyle pazarlık yapılmazdı.

Dün “Yok yok!” dediğiniz, kılınızı bile kıpırdatmadığınız vatan evlatları, bir mağarada şehit edildi. Kürsüye çıkınca aslan kesilen HDP milletvekilleri, halkların kardeşliği yalanını böyle sıvadılar. “Yok yok!” diyen güruh arasında onlar da vardı.

“Terörün kökünü kazıyacağız!” diyen İçişleri bakanı, “Karayılan’ı parça parça edeceğiz!” diyen büyük adamlar… “Yok yok!” diyen güruh arasında onlar da vardı.

LGBTİ+ bireyleri terörist ilan eden ama dağdan inenleri “Megri megri…” diye ağlaya ağlaya karşılayanlar… “Yok yok!” diyenlerin arasında onlar da vardı.

Aziz Şehitler, yazdıkları mektuplarda, kayda alınan görüntülerde ne dediyse, elinde mühür tutan adamlar “Yok yok!” dediler.

“Terörist sayısı 400’ün altına düştü!” diyen mikrofon muktedirleri, bir avuç vatandaşına sahip çıkamadı. Şimdi sıra bizde. Siz ne derseniz deyin, bizim de size yanıtımız “Yok yok!” olacak.

Allah çarşınıza yeteri kadar pazar verdi. Bundan sonra “Yok yok!”

Aziz şehitlerimizin ruhları şad olsun. Onların kimsesizliğini, bir kenara terk edilmişliklerini unutmayacağız. Onlara reva görülen zulmü, zamanı gelince “Yok yok!” diyerek size hatırlatacağız.

.

.

.