ÖZGÜRLÜK ÜSTÜNE

Kölelik nedir? Özgürlüğün yokluğu mu? Bu durumda hapishanedeki binlerce insana köle demek zorundayız. Modern dünyada kölelik rejimi olmamasına rağmen hapishaneler varlığını sürdürmeye devam ettiğine göre ya tüm uygarlık çok büyük bir çelişki içinde kıvranıyor olacak ya da yeni bir tanım geliştirmek durumunda kalacağız.

Hangi özgürlük? Yaşama özgürlüğü, eğitim alma özgürlüğü, barınma özgürlüğü, seyahat özgürlüğü, istediğince beslenme özgürlüğü… Tutsaklar bu sayılanlardan bir kısmına sahip değiller, fakat öte yandan ‘özgür’ yurttaşlar da sayıp dökülen özgürlüklerin çoğundan mahrum bir hayat sürüyor. Eline geçen parayla evini geçindirip, çocuklarının eğitim masrafını karşılayıp, beslenmek için temel ögeleri satın alan bir bireyin gönlünce seyahat etmesi, hafta sonlarını plajlarda geçirmesi, yahut isteğince yemek yemesi, çarşambaları dana antrikot pişirirken cumaları da havyarlı sandviç hazırlama şansı var mı? Bu halde köle dendiğinde aklımızda canlanan, beyaz ırkın gözetim ve denetiminde; ancak kendine izin verildiği ölçüde ve şekilde beslenen, hizmet eden, yaşayan ve muhtemelen hiçbir zaman seyahat edemeyen koyu tenli insanları ele alalım. Onların köle olarak nitelenmesine sebep olan eksiklikler ve yoksunlukları düşünelim, gelişmemiş yahut gelişmekte olduğu ileri sürülen bir devlette sermayeci sistemin içinde yaşayan onlarca insanı köle olarak nitelemekten bizi alıkoyan nedir?

Ekonomi köleleri değiller mi onlar da, ki sadece ekonomik özgürlüğü olmayan bireyler için de kullanmıyoruz bu terimi; özgürce elde ettiği ekonomiyi özgürce kullanamayan kişiler için de söylüyoruz. Öyleyse yazının başındaki soruya yeniden dönelim: kölelik nedir? Özgürlüğün yokluğu mu? Hangi özgürlük? Tek bir efendiye hizmet eden, onun yaşamını kalkındırmak adına sürekli kendinden veren ve artık verecek bir şeyi kalmadığında bu düzeni değiştirmek için gereken gücü de kalmayacak olan ‘ modern köleler ‘ dünyasında, hangi özgürlükten söz ediyoruz ? Efendisini seçme özgürlüğü mü? Kendi kendini yönettiğini sararken düzeni çoğunluk diktatörlüğüne dönüştürüp tüm kırbaçları tek bir ele verme özgürlüğü mü?

Her bir gün ayakları geri geri gittiği işinden dönerken cebindeki hazinesini hangi borcuna hediye edeceğini düşünme özgürlüğü mü? Var olan tek ‘ düşünme özgürlüğünün ‘ bu olduğunun farkına varacak olsa bile bunu önemsemeyecek kadar aç, ezilmiş, oluk oluk kanamakta olan yaralı bir hayvan gibi yaşama özgürlüğü mü ? Sahi, neydi kölelik? Doğru ya, kölelik kaldırılalı çok oldu. Özgürlüğümüze, dostlar!