Parti Kapatma Polemiği

Anayasa Mahkemesi kurulduğu 1962 yılından bu yana 26 partiyi kapattı ve pek çok siyasetçiye yasak getirdi. Üstelik bu partilerden ikisi henüz kurulmadan kapatılmış partilerdi. Bu kısım beni her zaman güldürmüştür.

1950 yılında çok partili hayata geçen Türkiye demokrasisi(!) ilk kapatma kararını 1954 yılında aldı. Millet Partisi, 26 Ocak 1954’te kapatılıverdi.

İşçi-Çiftçi Partisi 1968’de
Milli Nizam Partisi 1971’de
Türkiye İleri Ülkü Partisi 1971’de
Türkiye İşçi Partisi 1971’de
Büyük Anadolu Partisi 1972’de
Halk Partisi 1991’de
Türkiye Birleşik Komünist Partisi 1991’de
Sosyalist Parti 1992’de
Halkın Emek Partisi 1993’te
Özgürlük ve Demokrasi Partisi 1993’te
Sosyalist Türkiye Partisi 1993’te
Yeşiller Partisi 1994’te
Demokrasi Partisi 1994’te
Demokrat Parti 1994’te
Sosyalist Birlik Partisi 1994’te
Demokrasi ve Değişim Partisi 1996’da
Diriliş Partisi 1996’da
Emek Partisi 1997’de
Refah Partisi 1998’de
Demokratik Kitle Partisi 1999’da
Fazilet Partisi 2001’de
Halkın Demokrasi Partisi 2003’te kapatıldı.

DEHAP, kendini feshederek DTP’ye katıldı ancak dava hâlâ devam ediyor. HAK-PAR’ın kapatılması için açılan dava da Anayasa Mahkemesinde sürüyor.

Bu bilgileri İnternet ortamından aldığım için birtakım güncellemeler olmuş olabilir. Önemli olan bilgi değil de durumun vahameti. Şimdi de gündemde HDP’nin kapatılması var.

Her ne olursa olsun, siyasi bir partinin, Anayasal düzlemde hak arayışı içinde bulunduğu için, kapatılmasına karşıyım. Anayasa’ya aykırı fiilde bulunanlar sorgulanıp siyasetten el çektirilebilir, gerekirse hapse bile atılabilir ama topyekun bir partiyi kapatmak insanların hak arayışlarına sekte vurmaktır.

Fakat ortada yanlış bir durum var. HDP’nin kapatılması gündeme geldiğinde HDP’li Mithat Sancar katıldığı bir televizyon programında “Denesinler görsünler!” ifadesini kullandı. Bu da neresinden bakarsanız bakın tehdittir!

Bu itişmeli dil, bu meydan okuyan üslup Türk siyasetinin maalesef en çirkin tarafı. Birileri birilerini kapatmakla tehdit ediyor, birileri sonuçlarına katlanırsınız diye tehdit ediyor. Zamanında “%50’yi içerde zor tutuyorum!” diyenler gibi.

Demokrasinin gereğini yerine getiremeyecekseniz açıkça demokrasiye düşman olduğunu söylersiniz. Saman altından su yürüterek değil. Şeriat isteyen “Şeriat istiyorum!” deme hakkına sahiptir. Federasyon isteyen “Federatif devlet istiyorum!” deme hakkına sahiptir. Saltanat isteyen “Demokrasiden yanayım!” deyip de saltanat politikası güdüyorsa, işte asıl tehlike ordadır. Halkların kardeşliği deyip de ilk fırsatta kaosa zemin hazırlıyorsanız, işte asıl tehlike ordadır.

Bırakın şu kısır kavgaları, parti kapatma polemiklerini de 80 milyon insanın refahını gözetecek ortak bir oluşum kurun. Kafanızdan geçen şeyle dilinizden dökülenler uyum içinde olsun ki biz de güzel sözlerinize kanıp saf yerine konmayalım.

.

.