QUEST PHYSICS

Quest Physics’in belli bir tanımı yoktur ama kuralı şu şekilde olabilir :

“Tanıdık ve rahatlatıcı olan her şeyi geride bırakacak kadar cesursanız (bu, evinizdeki acıdan kızgınlıklarınıza kadar her şey olabilir) hakikati arayan bir yolculuğa çıkarsınız (dışarıdan veya içeriden). Bu yolculukta başınıza gelen her şeyi bir ipucu olarak görmeye gerçekten istekliyseniz, yol boyunca tanıştığınız herkesi öğretmen olarak kabul ederseniz ve eğer – en önemlisi – kendinizle ilgili bazı çok zor gerçeklerle yüzleşmeye (ve affetmeye) hazırsanız… O zaman gerçek sizden saklanmayacaktır. “

Kuralı benimsedikten sonra altı adım ile karşılaşırız;

Birinci Adım: Rahat ve tanıdık olan her şeyi geride bırakın ve konfor bölgenizin dışına çıkın. Aslında hayır. Çıkmayın. Kendinizi fiziksel olarak, mümkün olduğu kadar rahat olmayan bölgeye atın ve konfor bölgenizin GERÇEKTEN ÇOK AZ OLACAĞI yere kadar ilerlemeye devam edin.

İkinci Adım: Gerçeği arayan bir yolculuğa çıkın.

Kendinizi batırdıysanız, kesinlikle bir yere gidiyorsunuzdur. Buna gerçeği arama yolculuğu diyelim ya da daha iyisi – QUEST‘iniz budur.

Bu, “kaçmak” ile aslında “doğru ilerlemek” arasındaki farktır.

Üçüncü Adım: İpuçlarına dikkat edin. Karşınıza çıkan her şeyi bir ipucu olarak değerlendirin. Bunlar tesadüften ziyade doğrudan önünüzde çarpışan önemli zaman noktalarıdır. Bunun görebildiğiniz yerde olmasının bir nedeni var.

Dördüncü Adım: Bir öğretmen olarak tanıştığınız herkese saygı gösterin.

Yeterince basit: Tanıştığınız herkesin size öğreteceği benzersiz bir şey var. Ya belirli bir konudaki bilgi zenginliği olabilir ya da onlarla olan ilişkinizden / etkileşiminizden bir sonuç çıkarmak için kendi sorumluluğunuzda olduğunuz bir şey olabilir. Bazen onların işi, kendinizle ilgili yüzleşmek istemediğiniz veya önceden düşünmemiş olabileceğiniz bir şey öğretmek / göstermektir ve bazen öğretmen olarak görülen kişi siz olursunuz.

Beşinci Adım: Yüzleş ve affet.

Kabul edin ve kendi sorunlarınızı aşın. Çok güzel ifade edilen “zor gerçekler” – veya düşüşleriniz, eksiklikleriniz… Anlıyorsunuz. Kendi İç Eleştirmeniniz muhtemelen en yüksek sesinizdir. Yani, bu düşüşleri bulmak zor kısım değil. Ve rahat bölgenize geri dönemediğinizde, onları daha önce hiç olmadığı kadar yoğun bir şekilde hissediyor ve duyuyorsunuz – ve daha iyi bir insan olabilmek için bunların üstesinden nasıl gelineceğini öğreniyorsunuz. Hayatın üstesinden gelmek kendi başına biraz daha kolay oluyor.

Altıncı Adım: Gerçeğinizi bulun.

Ve dedikleri gibi, “therein lies the rub”

İngilizce bir deyiştir ve anlamı, “asıl sıkıntı şurada ki” gibi bir anlama gelir. yani örnek vermek gerekirse, ‘’deneyimli değilsen iş bulamazsın. “therein lies the rub / there’s the rub” iş bulamıyorsan nasıl deneyimli olabilirsin ki? ‘’

Bu felsefi yaklaşım Eat, Pray, Love kitabının ve sonrasında filminin ana konusu ve sonucudur. Yazarın kendi hayatını biyografik bir dilde anlattığı kitap, bir kadının “kendini bulma şeklindeki yolculuğunu anlatıyor ve gittiği yerlerin tatlarını, özelliklerini, kültürlerini öğrenebileceğiniz bir kitap/film. Aynı zamanda da Hollywood yapımı ve gişe rekorları kırmıştır. Başrolünü Julia Roberts üstlenmiştir. Kendinizi bulma konusunda düşünceleriniz devam etmekteyse, tüm bu adımların nasıl birleşebileceğini, hayatınızı yönlendireceğini merak ediyorsanız ve bu yaklaşımı öğrenmek isterseniz kitabı okumanız veya filmini izlemenizi tavsiye edebilirim. Ayrıca IMDB puanı bence daha fazla olmalıydı, önyargılı yaklaşmamanızı öneriyorum.