Sanatsal Açlık Yoktur!

Neden kitap okuruz? Neden film veya da dizi izleriz? Neden tiyatroya gider, sanat galerilerinde saatlerce ayakta dikiliriz? Neden şarkıları onları ezberleyene kadar dinleriz? Burada sanatsal bir açlıktan bahsedeceksiniz biliyorum, elitistik bir zevkle bundan hoşlanıyorsunuz.. Belki sadece bilgili ve kültürlü gözükmekten hoşnutsunuz, birilerinin sizi övmesi, bir şeyler yapmanın verdiği tatmin hissi… Sadece bunlar mı bizi sanata iten, bu sebep yeterli geliyor mu sizlere de? Eğer böyleyse o zaman her şeyi boş verin yaptığınız hiçbir şey size gerçekten dokunmamıştır. Kusura bakmayın ama izlediğiniz filmlerin hepsini oturup baştan izlemeli, yeni kitaplar okumaya geçmeden öncekileri sindirmelisiniz, gittiğiniz her yere tekrar gidin ve sorun herkese neden orada olduklarını. Ya da vazgeçtim bu da işinize yaramaz oradaki çoğu insanın da bunu bildiğini sanmıyorum, kendinize sormalısınız.

Neden bu kadar çaba harcadınız? Bir şeylerden mi kaçıyordunuz, bir şeyi mi arıyordunuz, kayıp mı olmuştunuz? Unutmak için miydi, hatırlamak için mi, yeni mi öğreniyordunuz? Neyi bilmeyi amaçlamıştınız? Belki size ilham getirmesi lazımdı her şeyin, bir gün o elinizde tuttuğunuz kitabın yazarından daha iyi olacağınızı hayal ederek okudunuz o romanı. Belki biraz hırsızlık yapmaktı niyetiniz, sahneleri takip ettiniz ve o filmin unutulmasını beklediniz, planınız öyle mükemmeldi ki asla o filmi çekme fırsatınız olmadı. Belki sadece o resmin içinde hayallerinizin evi duruyordu, evet burada huzur bulacaksın diye bir fısıltı duydunuz. Eğer transa girip, büyüden çıkamadıysanız kafanızda yağlı boyayla bir sergiden atıldınız, geçmiş olsun. Belki bazı şeyler sizi gülümsetiyordu sadece birazcık eğlenmek istediniz, yüzeysel amaçlarla fotoğraf çekinip İnstagram’a koymayı da ihmal etmediniz. Belki de okuduğunuz her cümle size acı veriyordu, bir dizinin neredeyse tamamında ağlamak istediniz.. Sanat tam olarak lanet olası mazoşistlere göredir, Evet doğru yerdesiniz. Size birini hatırlattığı için de bir şarkıyı dinleyebilirsiniz, hatıralar güzel şeyler. Ama bilmelisiniz her şey gibi onların da fazlası sağlığa zararlıdır, demedi demeyin. Ve şiddetle tavsiye ediyorum bazı hastanelere sadece kaçmak için gidin. Önünde 3-5 sigara yakın, insanların dertlerini dinleyin, birkaç tur atıp sağlıkçıların yorgunluğunu gözlemleyin. Sonra yani ne mal olduğunuz anlaşılmadan demek istiyorum, kimseleri de korkutmadan gücünüz yettiğince koşunuz yoksaaa… Aslında biliyor musunuz yoksa ne olur bilmiyorum, sevgili okur seninle hiç tanışmadıysam eğer bu yazıdan bir an önce çıkmalısın. Okuduğun şiirlere düşünmeden göz atmaya devam et, dinlediğin müziklerin hikâyelerinin senin için bir önemi olmasın, olaylar dizisini takip et ve yaşa. Ya da yaşama, bu sana kalmış, hemen şimdi elindeki o kek hamurunu bırakıp kafanı bir fırının içine sokabilirsin. Çamaşır suyu içmeni tavsiye etmiyorum, bu ruhunu temizlemeyecektir, bana güvenebilirsin. Sevgili okur, eğer seninle tanışıyorsam da büyük ihtimalle bunu tamamıyla unutmak istiyorsundur, bunu anlıyorum ve hiç sorun değil.

Sorularıma geri dönersem eğer “bir şeyleri öğrenmek için…” cevabını kabul etmiyorum çünkü eğer amacınız bu olsaydı açar ansiklopedileri okur, belgeselleri izler, öğretmenlerinizi dinlerdiniz, işe yaramayacağını bile bile sertifikaların peşinde koşardınız. Bilgiye aç zihinlerinizi doyurmanın çok daha kolay ve kısa yolları var. Nesli çoktan tükenmesi gereken yaşlı insanlar gibi eskiden böyle değildi diyerek tıklamalar ve beğenilerle yaşayan gençliği eleştirmeye hakkım yok çünkü ben de o gençliğim yoksa niye yazayım değil mi? Ama minik bir eleştiriyi ya da takdiri gerçekten de hak ediyoruz, tüm güzelliklere erişmek bu kadar kolayken ondan kaçmanın ya da yola dikenli teller dizmenin büyük bir başarı olduğunu inkâr etmemeliyiz. Bir başka ve mantıklı olan cevap ise “güzel olduğu/hissettirdiği için…” ama bu cevap da ne yazık ki başka soruları doğuruyor “Neden güzel? Güzel nedir?” gibi. Yine de bunu söylemeniz sizi bir sürü dertten kurtarabilir ve bir noktada benim cevabıma da yaklaşmış olursunuz. Tabi içinizden sen kimsin de senin düşüncen önemli olsun diyerek bilimselliğe bağlamamı bekleyerek küfrediyor olabilirsiniz, sonuna kadar haklısınız( Sizi uyarmıştım).

Okumadım ama eminim ki bu konu hakkında benden önce düşünen, sorgulayan, saçlarını yolan filozoflar vardır. Boş verin onları, şimdi kim kalkıp okuyacak o kalın kitapları, tam bir vakit kaybı! En nihayetinde ise -yargılamayınız lütfen beni- her şey kendimizi tanımak için değil miydi? Varoluşumuzun bir laneti olan bilinmezlik denizinde laf kalabalıkları yaratarak boğulduğumuz sanat… Misal bir romanı neden seversiniz ya da ne kadar takdir görüp ödüller alsa da neden bir türlü o büyüyü oluşturamaz sizde? Kalite midir esas aradığımız yoksa sadece bir türlü bulamadığımız kendi cümlelerimiz mi? Bir filmin ne kadar sürükleyici olması mı önemli yoksa oynananın ne kadar size ait olduğu mu?

Sanat da her şey gibi bir arayıştır evet. Bu yüzden umarım başarılı bir oyuncu değildir ruhunuz saklambaçta, bizim başarısızlığımız bu konuda yeterince avans veriyor bulmacanın yaratıcısına…

Hepinize bol şans dilerim..