See

Jose Saramago’nun “Körlük” adlı eserini okuduğumda, bu dünyanın olağan düzenine girebilmesi için insanoğlunun elinden bazı nimetlerin sonsuza dek alınması gerektiğini anlamış ve buna kendimi inandırmıştım. “See” adlı 8 bölümlük diziyi izlediğim zaman, bu fikrim bir nebze daha perçinlenmiş oldu ama bu kez fark edemediğim detayların içinde kendimi derinlere dalarken buldum.

“See”nin başrolünde Game of Thrones’ta Khal Drogo karakteriyle gördüğümüz Jason Mamoa var. Günümüzden uzak bir gelecekte geçen dizi, tüm insanlığın görme yetisini kaybetmesi; buna bağlı olarak da eski ilkel hayata geri dönüşleri üzerine kurulmuş.

Dizide insanlar, görme yetisiyle doğan iki kardeşi lanetli olarak kabul ediyor. Günümüz toplumunda farklı doğan insanları nasıl ötekileştiriyorsak; dışlıyor, tecrit ediyor, kendimizden uzaklaştırıyor hatta yok etmeye niyetleniyorsak o çağda da durum aynı. Orta Çağ’ın karanlık sularına geri dönmüş bir dünya düzeni, cadı olarak kabul edilip toplatılan, hatta yakılarak öldürülen insanlar… Eski medeniyetin elde kalan imkânlarını kullanarak, diğer insanlar üzerinde egemenlik sağlamaya ve Tanrı’yı buna ortak etmeye çalışan din sömürücü tüccarlar… Sırf iktidarı sallanıyor diye kendi halkını gözünü bile kırpmadan ölüme gönderen kraliçeler, komutanlar…

Dünya nereye evrilirse evrilsin, insanoğlunun iktidar hırsı, üstünlük kaygısı biteceğe benzemiyor. Dün de öyleydi, bugün de öyle… Belli ki yarınlar hiçbir şeyi değiştireceğe benzemiyor.

Bu aşamada size saçma gelebilir ama sanatın farklı mecrada akan görselliğine kısacık değinmek istiyorum.

Sanatın evrenselliği hepimizce aşikâr. Allah, Tanrı, Rab, God… Adına ne derseniz deyin ilahi mesajlarıyla bu dünyadaki amacımızı bize bir şekilde anlattı. Peygamberler, evliyalar, iyi insanlar gönderip her şeyden ibret almamızı istedi. Kimileri peygamber öldürdü, kimileri inkâr etti, kimileri kutsal mesajları kendi kıçlarından bambaşka mecralara çeker oldu.

Dünyanın gidişatı alenen ortadayken, politikacıların, din adamlarının yapamadığı şeyleri sanatçılar yapıyor. Tıpkı bir ilahi mesaj gibi, hatada ısrarcı olursak dünyanın ne hâle geleceğini açıkça bize gösteriyorlar.

Kur’ân-ı Kerim’in ikinci suresi “Bakara”nın 269. âyetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar.”

Farklılıklarımızla birlik olmaz, birbirimizi anlamaya ve ortak paydada bir araya gelmeye çalışmazsak Allah’ın adaleti şimdiden sanatçıların ön görüleriyle bize ibret gibi sunuluyor.

Düşünüp ibret alacak o kadar şey varken dünyayı insanlara zindan etmeye, kendimiz kurmasak da bu dünyayı kendi ellerimizle yok etmeye devam edeceğiz. İbret almayacağız. Anlamdan çok olaya, insanın içinden çok dışına, şekillere, güce, paraya, ihtirasa, hırsa…

Görünen o ki kıyamet boşuna gelmeyecek insanlığa! Çünkü insanoğlu Tanrı’yı kullanarak çirkinliğine devam ediyor.

.