ŞEMSİ AHMET PAŞA CAMİİ (KUŞKONMAZ CAMİİ)

Bilindiği üzere gündemimizde olan bir camimiz var, Şemsi Paşa Camii. Üsküdar Belediyesinin  İstanbul Belediyesi ile ortaklaşa olarak kararlaştırdığı ” Harem Otogarından Üsküdar’a kadar yaya yolu” projesinde camiye verilen tahribat hem çevre halkın hem de ülkedeki duyarlı vatandaşlarımızın dikkatini çekti. Yürütülen proje için büyük tepkiler alan Üsküdar Belediyesi yaptığı açıklamada :

Kurul onaylı proje Şemsi Paşa Camisi nin deniz kıyısındaki alanda değil iskele tarafında. Ayrıca dolgu sistem değil kazıklı teras sistemi” diyerek  projenin tarihi dokuya hiçbir şekilde zarar vermediğini açıkladı. Mayıs ayında başlanan çalışma sonrası camideki tahribat söylenilenleri desteklemeyecek türdendi. Caminin dış duvarlarında derin çatlaklar oluştu.

Tarihi şemsi paşa camisi önündeki çalışmalar durduruldu.         

Ayrıca söylendiği gibi kazıklı sistem değil dolgu sistem ile caminin denizle olan bağı da kesiliyor. 437 yıllık Mimar Sinan’ın “Yalı Camii” özelliği taşıyan  bu eserine karşı biçilen paha göz yaşartır cinsten olsa gerek.

Bir Sözün Letafet İçeren Kefareti: Kuşkonmaz Camii

Şemsi Paşa Camii aynı zamanda Kuşkonmaz Camii ismiyle de anılmaktadır. Sokullu Mehmet Paşa ve Şemsi Paşa döneminin kuvvetli devlet adamlarındandır. Sokullu Mehmet Paşa’nın Azapkapı mevkisinde yaptırdığı kendi ismini taşıyan camisi üzerinde Şemsi Paşa ile aralarında bir münakaşa başlar.

Şemsi Paşa: “Paşam Azapkapıya bir ibadethane inşa ettirmişsiniz. Lakin aldığım havadislere göre caminiz kuşların gazabından bir türlü kurtulamamış. Necasetten görünmüyormuş.

Sokullu Mehmet Paşa : “Efendim Halık olanın var ettiği bir mahluktur. Müsamaha göstermek icap eder. ”    

Aralarında geçen münakaşanın galibi kimdir bilinmez ama konu irdelenmemek üzere oracıkta kapanır. Günlerden bir gün Şemsi Paşa bir camii yaptırmak ister. Aklına Sokullu ile arasında geçen münakaşa gelir. Titiz bir kişiliği olan paşa, söylediği sözün altında kalmak istemez. Soluğu Mimar Sinan’ın yanında alır. Durumu izah eder ve Mimar Sinan’dan bir hal çaresini bulup üzerine kuşların pislemeyeceği bir camii inşa etmesini ister. Mimar Sinan Üsküdar’ın kıyısında kuzeyden ve güneyden rüzgarların kesiştiği, dalgaların denizi dövdüğü bir nokta bulur. Rüzgarlar sayesinde kuşlar camiye konamayacak, dalgaların titreşimiyle konsalar da fazla konaklayamayacaklardır. Camiye Kuşkonmaz ismi bu yüzden atfedilmiştir.

Şemsi Ahmet Paşa ( Kuşkonmaz) Cami

 Sokullu Mehmet Paşa Camii                                                                          

Kuşkonmaz Camii Şimdilik Kurtuldu

Üsküdar Belediye Başkanı sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada:

“Meydan düzenleme projesinin sahil şeridinde Camii önünde kalan kısmı  revize edilmek üzere çalışma şimdilik durdurulmuştur.” dedi.

Tarihimizi, kültürümüzü yansıtan eserleri, gelecek nesillere onları muhafaza edip aktaracağımız yerde onlara tahribatlar verip, onları gerçekliklerinden uzaklaştırıp çağın griliğinde boğuyoruz. Hasankeyf’i sular altında bıraktık. Ege- Akdeniz kıyılarında ormanları doğal(!) sebeplerle yaktık. Koruyalım dediğimiz Süleymaniye’nin o güzelim akustiğini sağır olan sanat duygumuzla mahvettik. Bu yapılan yanlış restorasyonlar, doğaya verilen tahribat bize şunu gösteriyor. Bitmek bilmeyen isteklerimiz var, gösteriş uğruna – pardon hizmet diyecektim – mahvedilen yapılarsa bu isteklerimizin gazabından kurtulamıyor. Madem restorasyonda işin ehliyiz ben neden Süleymaniye’de hoparlör sistemi görüyorum? Günümüze göre dizayn edildi sanırım yoksa bozuk akustikle falan ne alakası olsun ki? Betonkeyf Hasankeyf’in çağımıza göre uyumu mu? Ege- Akdeniz kıyılarında yakılarak -pardon doğal sebeplerle yanarak diyecektim- yapılan oteller doğa ile modern yaşamın uyumu mu? Bir yanlıştan dönüldü ama biz hatalarından ders almayan bir toplumuz. Yüzlerce hatalarımız güzelim ülkemizde yüzlerce doğruyu peşlerinden götürdü. Umarım bu son olur.