SON ARALIK

Şairdi ve ben
Takmasını hiç bilemedim kolyesini
Soramadım içeriden Çay mı / Kahve mi
Anlatamadım mesai saatlerini ona
Fabrika ayarlı adamları
Uymadığı ölçüde kalan iyileri
Koridorlarında yürünen hastaneleri
Öğle arasına atılan merhabaları
Öyleyse
Şimdi gel
İnsan içine hiç çıkamadığımı unutalım biz
Çok iyi sayılmayanların başından geçmişliğimi gel şöyle karşı tarafa geçirelim
Bakmak istemezsen seni anlarım
Şiiri de anlarım
Geçerken insanların yüzüne bakmaz hiç
Bir yüz de bakmaz inan yüzüne bu şiirin
Okunur mu içindeki
Yok bir korkum
Bu karanlık
Hem koyu hem sıcak
Ay dilinde diyorlar
Gecenin yarısında bir ağzın içine bak
Bağışlamasını bilmem
Kötüydü duvarlar
Kötü anlamaktansa ben hiç anlamam
Bağışlamaktansa
Tek tek
Ve ayrı ayrı ladesledim ben hepsini yıl boyunca
Kahve siparişi verdim dergilere
El ve ayaktan düştü sık sık yayınevleri
Kitapçılar
Devlet kütüphaneleri
Borsalar
Camiler
Yavaştı bana bunları alıştıran
Yavaştı ve sızlamadı hiç dişim haftanın bir başında
Anlamadım
Arkası da gelmiş bunun
Gelmiş ve ayrı ayrı parmak tutuştum ben boyuna
Kanımda gezen
Ayın dilindeki bu karanlık
Acil öğlene yetiştirilen bir öpüşme olmalıydı
Fincan takımında yetişmiş bir çiçek olsa olsa
Sonra bunların bir sonu olmalıydı elbet
Bak elbet bahsedilir bir günün sonunda
Bir yerden bir yere biliyorum bunu
Yakından gelenleri iyice bir
Elime bakıp gidiyorlar hemen / Hızlı hızlı
Ölmedi mi artık
Unutulalı çok olmuş / Yıl yani milyon diyorlar
Gücenirim buna çok ben / İnan
Ayın dilinden / Dediği hep çıkan annem de anlar
Açık süt satan arabaların
Satış yapmayan tezgahların
Açılmamış kapıların çok arkasında kaldım
Çağırmalar ne anlar
Ben ne anlarım
Şiir ne anlar bundan