TABLO

Bütün gece evde bir ses olmasını diledim. Hatta bir ara o kadar sıkıldım ki ses olsun diye televizyonu bile açtım. Sonra televizyondan da sıkıldım. Fişi çektiğim gibi pencereden aşağıya attım. Gereksizdi. Zaten saçma sapan bir ev hediyesiydi. Arkadaşlarım eve gelince ayıp olmasın diye duruyordu orda. Artık onlarda umurumda değil. Hem oraya çok güzel bir tablo asabilirim. Özellikle yeni eserim için söyleyebilirim bunu. Kimi kandırıyorum? Size doğruları söylemem gerek çünkü başka kimseye söyleyemiyorum. Televizyonu bile bile açtım soran olursa bi habere canım sıkıldı o yüzden attım diyebilmek için. Hem bakın yerine hemen bir tablo koydum böyle daha güzel oldu diyeceğim. Kimse en baştan o tabloyu oraya asmak için yalan söylediğimi düşünmeyecek. Ama emin olun tabloyu görseniz hak verirdiniz söyleyeceğim küçük yalana.

Evin küçük odasını atölyeye çevirmiştim eve ilk yerleştiğimde. Oraya doğru yürümeye başladım mutlu adımlarla. Acaba diye geçirdim içimden televizyonu atarken kaldırımda birinin olma ihtimali var mıydı? Ama saat 3ü geçmişti çoktan. Ayrıca bir ses duymam gerekirdi. Kafamın içine birden binlerce kötü senaryo hücum etmeye başladı. Hemen koşup oturma odasının penceresinden aşağıya baktım. Kimse yoktu. Yerde sadece kırılmış televizyon parçaları. Tanrıya şükrettim. Aptallığım yüzünden kimseye zarar vermemiştim. Yarın sabah çöpçüden bayağı küfür yiyecektim ama olsun. Hem Kemal abi beni sever. Eminim benim yaptığımı bilse daha az sinirlenir veya en azından küfretmez. Ama söyleyemem hem ne diyeceğim adama, olmaz diye düşündüm. Zaten attığım içki şişeleri yüzünden çok kızgın. Sanırım çöplerimi artık çöp kutusuna atmalıyım.

Atölyeye yürüyordum. Ama neden bilmiyorum kendimi birden mutfakta buldum. Aslında bi kahve hiç fena olmazdı. Kettledaki suyu ısıtmak için düğmeye bastım. Düğmenin rengi hoşuma gitmiyordu. Bi ara boyayayım dedim, sonra üşengeçlikten sanırım uğraşmadım. Kettle’ı alıp mutfak balkonundan aşağı attım. Bu sefer dikkat etmem gerekmiyordu çünkü balkonum hiçliğe bakıyordu. İki apartman arasında kalan saçma sapan bir boşluk. Hangi gerizekalı balkonu buraya koymayı düşündüyse onun kafasına tüküreyim ben. Bir insanın balkonu böyle saçma bir yere bakmamalıydı. Sizce Van Gogh’un böyle bir manzarası olsaydı bu kadar iyi ressam olabilir miydi? Saçmalıyorum. Tabii ki de olabilirdi. Van Gogh’tan bahsediyoruz boru değil. ^Tut şunun ucunu döşeyelim abi^. Üfff boru deyince aklıma o reklam gelmişti. Sahi nerde dinlemiştim bunu? Hatırladım, televizyonu atmadan önce son izlediğim şey buydu. Reklam bitene kadar beklemek zorunda hissetmiştim kendimi. Size yalan söylemeyeceğim sırf o reklamı tekrar izleyebilmek için acaba atmasam mı diye düşündüm bir kaç saniye. Ama tablo vardı. Onu nereye asacaktım. Tamamen aklımdan çıkmış. Tabloyu asmam gerekiyordu. Ama bir bira içsem fena olmazdı. Hem tablo bir yere kaçmıyordu ya.

Dolapta tıka basa doluydu. Bir bekar evinde dolapta musakka olması garipti. Zaten hiç sevmezdim musakkayı. Acaba diye düşündüm neyse boş ver dedim sonra kendi kendime. Biranın kapağını her zamanki gibi parmağıma taktım. Eski bir alışkanlıktı. İlk içtiğim biranın kapağı parmağıma takılmıştı ve geri çıkaramamıştım. Bundan sonra benim için bir geleneğe dönüştü bu. Hep elimi keserdi kapağın sert ve keskin olan tarafı ama umursamazdım. Eşim bu umursamazlığıma çok kızardı. Mutfak masasına oturup bir sigara sardım. Biranın tadı hala bok gibiydi. İlk içtiğim biraya öyle demiştim. Bunun tadı bok gibi diye. Ama bu bir gelenek değil. Birayla aramda bir husumet sadece. Evet tahmin ettiğiniz gibi birayı balkondan aşağı attım. Keşke bitirseydim diye düşündüm. Zaten bu aralar hiç bir şeyi bitiremiyordum.

Tablo dedim kendi kendime asmalıyım sanırım artık. Odaya doğru giderken burnuma çok kötü bir koku gelmeye başladı. Bira değildi bu. Sanırım onu öyle bırakmamalıydım diye düşündüm. Yerde kendi kusmuğumu gördüm. Kapıyı açtığımda on iki senelik eşimi kendini tavana asmış olarak gördüm. Ama bunu ilk defa görmediğimi fark ettim. Üç gündür oradaydı. Üç gündür o odaya girememiştim. Musakkayı hatırladım. Musakkayı çok severdi. Benim de karnım acıkmıştı. Tabloyu sonra asarım diye düşündüm. Karnımı doyurmak için mutfağa yöneldim.