Üçüncü Abdülhamid

Bugün Sabah gazetesinin köşe yazılarına bakarken Engin Ardıç’ın “Üçüncü Abdülhamid” yazısına denk geldim. Sultan Hamid’in zekâsı, son dönem Osmanlı padişahlarına göre uzun olan saltanatı, devletin bekası için istibdat uygulaması… Sandım ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için yazılmış bir yazı ama yanılmışım. Yazıyı Sultan Hamid’in torunu Şehzade Kayıhan Osmanoğlu için yazmış.

10 Şubat, Sultan Abdülhamid Han’ın ölüm yıldönümüydü. Muhterem Şehzade Hazretleri çakarlı arabalarıyla Divan Yolu’nda bulunan türbeye geldikleri sırada, bir grup saltanatçı-Osmanlıcı genç, ellerinde pankartlarla Şehzade’yi karşıladı ve “Yolun, yolumuzdur şehzadem.” diyerek kendisini karşıladı.

Bu fiil benim yapacağım bir fiil değil ama ne zararı var bunun? İnsanlar kimleri kimleri önder diye seçip peşine düştü? Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu dedesinin torunu ve insanlar onu karşılamış. Ne var bunda?

Engin Ardıç, dünyanın geri kalanından örnekler vererek bu bir avuç kişiyi, sol güruhun rahat bırakmasını istiyor.

Eskiden olsa polis copu yemekten her yanları gömgök morarır, kendilerini içeride bulurlardı. Bunlar masum olaylardır.
Gösteri yapan, toplasan on beş kişi.
Bununla cumhuriyet yıkılmaz.
Kıyameti koparmaya, “gericiler geliyor” diye yaygara etmeye gerek yok. (Malum gazeteciler edeceklerdir.)
Saygı göstermek” başka şeydir, “anmak” başka şey, “tahta geçirmek” başka şey.
Bırakınız herkes yarasını kaşısın.”

diye de yazısına devam etmiş. Kendisine katılıyorum ama bir farkla. Bırakın dileyen dilediğini meşru dairede savunsun. Gençler kafalarına fes takıp Osmanlı’yı savunsun. Siyasal İslamcılar kafalarına sarık takıp şeriatı savunsun, Kemalistler Atatürk’ü savunsun, LGBTİ bireyleri de kendi var oluş kavgalarını savunsun.

Tarafsız bir gazeteci, tarafsız bir insan olarak meşru dairede olan her fikre destek vermek gerekir.

Sayın Engin Ardıç, Boğaziçi’nde yapılan orantısız şiddete bir şey der mi acaba? Gazetede göremedim de. Hani aralarında zaten aranan, terör olaylarına karışanlar vardır. Onların gözaltına diyecek bir şeyim yok ama sırf arkadaşlarına destek olmak için orada bulunan öğrencilere yapılan muameleye,

Eskiden olsa polis copu yemekten her yanları gömgök morarır, kendilerini içeride bulurlardı. Bunlar masum olaylardır.

der miydi yine? Bu görüş olunca ses etmeyen yetkililer, söz konusu LGBTİ olunca copların havada uçuşması emrini veriyor. Buna ses çıkarır mıydı? Pek sanmam. Zira böyle söylese Saray’ın hoşuna gitmez.

Eskiden olsa…

Eskiden olsa…

Bırakın artık şu “Eskiden olsa…” yaygarasını. Eski eskide kaldı. Ölen öldü gitti. Ne Sultan Hamid geri gelecek ne Mustafa Kemal.

Ne Kayıhan cumhuriyeti yıkıp tahta geçecek ne de LGBTİ’ler milletin ahlakını devşirecek. Bırakın herkes meşru dairede düşüncesini söylesin ama gazeteciler de bir tarafta yapılana sus pus kalırken öteki tarafa yapılan fiile kol kanat germesin yahut diş gıcırdatıp hiddete gelmesin.

Tarafsızlığı savunurken bu kadar taraf olduğunuzu da belli etmeyin.