UYURSAN ÖLÜRSÜN!

Uyuyan milletler ya ölür ya da köle olarak uyanır. -Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK-

– Biz yarından geldik.
– Biz sizi dün bekliyorduk. Erkencisiniz.
– Dün buradaydık ama siz uyuyordunuz. Yok hayır rahatsız olmayın. Niyetimiz uyandırmak değil. Savaşıyorsunuz.
Zihninizle aynı zamanda cehaletinizle. İnsan kaybetmeden paha biçemiyor kazancına. Çünkü nankördür, tanımlayamadığına “Tanıyamadım.” der. Alın size kaybedilecek bir kazanç: Vatan.

Aldığımız her nefesin anlamı var. Eğer üstüne bastığınız toprak vatansa sönen yüzlerce nefesin hatırına. Yazık etmeye gerek yok. Ne cana, vatana. Unutmak kolay, unutturmak daha kolay. Zor olan uyanmak. Devleti yaşatmak. Vatanı tek parça tutmak.

CUMHURBAŞKANI

-Sen!
– Ben mi?
-Evet sen sen… Gençliğini hangi kavramla savurdun?
– Ne demek istediğinizi tam anlayamadım.
– Neciydin yani. Neyi savundun?
– Ha öyle. Ben LGBTİ+ savunucusuydum. Cinsel yönelimleri olan insanların da bu ülkede özgür olabileceklerini düşünüyordum.
– Sen öldün LGBTİ+’li. Cadı gibi avlayıp yaktılar seni. La Purga kadar olmasa da bir katliamdı. Senin çağının alevi cehaletti. O alev önce seni yaktı, sonra tüm ülkeyi kül etti.
-Sen!
– Ben imamdım. İslamın “Hak” dediğini savundum.
– Öldün sen Hocam, öldün! İslamın mücahitleri müteahhit oldu. Çağın cehaletini yüklendiler sırtlarına sanki kendi yükleri yetmezmiş gibi. Yaşadığı gibi inananlar inandığı gibi yaşayanları dışladı. Betonlar altında kaldı İslam. Tıpkı Hasankeyf gibi… Dışarı çıkıp gün yüzü göremedi. Kalbe siret eden basiretsizlik tüm Müslümanları sağır etti.
-Sen!
– Ben lisans öğrencisiydim. Özgürlüğü, bilimi, akılı, yenilikçiliği savundum.
– Öldün sen diplomalı! Öldün! Bilmek değil olmak için gayret etseydin şu an var olurdun. Hayallerin var mıydı?
– Evet.
– Yok artık. Kısmetse başkaları senin yerine yapacak. Sen, öldün!

Gelecekte yarınlarınızın gözü yaşlı, yarınlarınız hüngür hüngür ağlıyor. “Devletim! Vatanım! Olmasaydı sonu böyle…” diye ağlıyor. Ama herkesin ağzında bir cümle. ” Bir canım daha olsa yine savaşırdım!” Memleket sağ olsun diye ağlıyor yarınlarınız. Böldüler ülkeyi… Kürt, Türk, Laz , Çerkez, Muhacir, Manav, Bulgar, Alevi, Sünni, Şii, LGBTİ+’li, Agnostik, Ateist, Deist, Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Panteist, Pagan, terörist, vatan haini, Fetöcü, Metöcü… Bin parçaya böldüler. Tüm vilayetleri işgal ettiler, tüm ordularınızı derdest ettiler, eğitim sisteminizi çökerttiler. Gerçekliğinizi sanal dünyalara hapsettiler. Tüm bunlar olurken siz uyuyordunuz. Yurdunuzu işgal ettik ve sizi cehaletinize bağladık. Sonra uyandınız ama artık köleydiniz. Yüzyıllarca zincir vurulamayan ırka cehalet pranga vurdu. Kitaplar yazıldı, Türkiye Cumhuriyeti’nin çöküşü üzerine, teker teker bu sonu hazırlayanların isimlerini aktardı tarihçiler. Kitaplarda boş kavgalarınızdan, sağır olduklarınızdan, görmediklerinizden bahsedildi. Hepsinin son cümlesi aynıydı. “Böyle kazanıldı, böyle kaybedildi.” Öyle mi yazdınız söyleyin tarihçiler?
Öyle oldu. Hayatta en çok değer verdiğim devlet böyle öldü. Ama dün bugünleri uyuduğu için değil, bugün yarınları uyanamadığı için öldü. Ciltlediler bir güzel bayrak rengiyle koydular raflara. Sloganı da hazırdı. “30 kupona tüm evlerde.” Kanla kazanılan devleti kuponla sattırdı cehaletiniz. Bence gurur duyun.