Zenginleri Daha Zengin Edelim Mi?

Her şey Sayın Cumhurbaşkanının “Biz bize yeteriz Türkiye’m!” sloganıyla başladı.

Hakikaten biz bize yetiyoruz. Başka kimseye ihtiyacımız yok. Nüfusumuzla, doğal kaynaklarımızla, genç jenerasyonumuzla zengini daha da zengin etmek için başka bir şeye ihtiyacımız kalmamış.

Bu sabah sadece 1 adet kitabı İstanbul Kadıköy’den Bursa Nilüfer’e karoyla göndermek istedim. 268 gr’dan ibaret bir kitap. MNG Kargo 37 lira, Aras Kargo 22 lira 65 kuruş, Yurtiçi Kargo 22 lira, Ptt Kargo 16 lira 50 kuruş gönderi ücreti istedi.

Deprem oldu, emlak fiyatları tavan yaptı.

Kiralar aldı başını yürüdü.

Battaniyeleri bile üç katına sattılar.

Çadır fiyatlarından bahsetmiyorum bile.

Pandeminin ilk dönemlerinde 1 adet maskeye kaç para istediler, hatırlayanınız var mı?

Yasaklar başladı, marketlerde her şey ateş pahası.

Su, ekmek, makarna, yağ, un, pirinç, tuz, bulgur… Hepsine bindirim üstüne bindirim.

Elektrik dağıtım şirketleri, dağıtım ve konaklama ücretlerini abonelere yansıtacağını bildirdi. Ben faturalarımı bile ödeyemezken azmış bir zengin zümre sessiz sedasız insanların omuzlarına yeni yükler yükledi.

“Biz bize yettik!”

Helal olsun. Biz, bizim zenginlerimizi daha zengin etmeye yettik.

Durumu Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine (CİMER) şikâyet etmek istedim. Hangi bakanlığı işaretleyeceğimi bile bilmediğim için aynı şikâyet metnini ilgili bakanlıkların hepsine tek tek göndermek istedim ama sağ olsun İletişim Merkezi günde sadece bir şikâyet kabul ediyormuş. Memlekette kimi, kime, nereye, ne şekilde şikâyet edeceğimizi bile bilmiyoruz. Üstelik şikâyet etsek ne olacak? Hiçbir şeyin değişmeyeceğini de adımız kadar iyi biliyoruz.

Gerçekten “Biz bize yeteriz!” Sayın Cumhurbaşkanım.

Fakir, zengini daha zengin etmeye yeter de artar bile. “Biz biteriz!” Kimi kendini asar, kimi kendini Metro’da trenin altına atar, kimi kendini yakar. “Biz biteriz!” ama kimsenin ruhu bile duymaz.

Yeni bir slogan buldum bu kara dönem için. “Zengin sağ olsun, fakir kahrolsun!”

Sesini çıkarmayan, bu sömürüye gözünü yuman herkese de helal olsun!

Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ sizin

Doyuncaya, tıksırıncaya, pıksırıncaya kadar yiyin!”